Hasta Hakları Yönetmeliği 46. Madde
I. Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı’na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
c) Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.
II. Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir.
d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 46. maddesi, kamu personelinin hasta haklarını ihlal etmesi halinde uygulanacak müeyyideleri dört bent halinde düzenler. Bu madde, disiplin, ceza ve tazminat sorumluluklarının birbirine geçişini ve tatbik usulünü açıklar; Türk kamu hukukunun kamu görevlileri sorumluluk sisteminin özetini sunar.
(a) bendi, disiplin cezası süreci: “Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.”
Bu bent, soruşturma raporunda disiplin cezası önerildiğinde, nihai kararın yetkili amir veya kurul tarafından verileceğini belirtir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin cezaları beş kademelidir: – Uyarma: Görevinde daha dikkatli olması gerektiği bildirilir. – Kınama: Kusurlu davrandığının yazı ile bildirilmesi. – Aylıktan kesme: 1/30 ile 1/8 arasında aylıktan kesinti. – Kademe ilerlemesinin durdurulması: 1-3 yıl arası kademe ilerlemesinin engellenmesi. – Devlet memurluğundan çıkarma: Memuriyetten sürekli olarak ihraç.
Yetkili amir, cezanın derecesine göre değişir. Düşük dereceli cezalar amirler tarafından, yüksek dereceli cezalar disiplin kurullarınca verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası, yüksek disiplin kurulları tarafından verilebilir. Her cezanın itiraz süresi ve mercii farklıdır.
Özel sağlık mesleki disiplin cezaları da söz konusu olabilir. 663 sayılı KHK uyarınca Sağlık Meslekleri Kurulu, sağlık personeline yönelik ağır disiplin yaptırımları verebilir: meslek icrasından geçici men (bir ay ile bir yıl arası) veya sürekli men gibi. Bu ceza, devlet memurluğundan çıkarma cezasından farklıdır; meslekten men edilmiş kişi özel sektörde de çalışamaz.
(b) bendi, cezai sorumluluk süreci: “Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı’na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.”
Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat (1329 tarihli), memurların bazı suçlar bakımından yargılanması için özel bir ön süreç öngörür. Bu sürece göre, memur aleyhine doğrudan savcılığa suç duyurusu yapılamaz; önce idari bir ön soruşturma yapılır ve “lüzum-u muhakeme” kararı verilir ise savcılığa iletilir. “Men-i muhakeme” kararı verilirse, ceza süreci başlatılmaz.
Bu sistem, kamu görevlilerinin keyfi yargılanmasını önlemek için tasarlanmıştır; ancak aynı zamanda suç faillerinin korunmasını da sağladığı için eleştirilmektedir. Özellikle sağlık alanında, malpraktis davalarında bu süreç davacılar için ek bir engel oluşturur. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, bu süreci kısmen reforme etmiş ancak bazı konularda özel usul devam etmiştir.
“Fiiline uygun bulunan cezai müeyyide” ifadesi, her suç için öngörülen farklı cezaların uygulanabileceğini gösterir. Örneğin taksirli öldürme (TCK m.85), görevi kötüye kullanma (m.257), özel hayatın gizliliğini ihlal (m.134), kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi (m.136) gibi suçların her biri farklı ceza öngörür.
(c) bendi, mali (hukuki) sorumluluk süreci — maddenin en kritik ve en çok atıf yapılan bölümüdür: “Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.”
Bu bent, Türk hukukunun temel ilkelerinden birini yansıtır: kamu personelinin kişisel mal varlığına ancak idarenin dolaylı yoluyla ulaşılabilir. Hasta, doğrudan hekimi dava edemez; önce hastaneyi (idareyi) dava eder, hastane tazminatı öderse sonradan hekime rücu eder. Bu sistem, hem kamu görevlilerini dava yıldırma taktiklerinden korur hem de hastaya büyük bir tazminat kaynağı sunar.
Son fıkradaki “Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir” ifadesi, rücu mekanizmasını açıklar. İdare tazminatı ödedikten sonra, kusurlu personele iç hukuk ilişkisi çerçevesinde rücu davası açabilir. Bu dava, idare ile personel arasındaki iç dava olup hasta bu süreçte taraf değildir.
(d) bendi özel bir durumu düzenler: “Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.” Yani kamu hekimi, özel muayenehanesinde bir ihlal yaparsa, kamu personeli sıfatı değil özel hekim sıfatı esas alınır ve 47. madde çerçevesinde değerlendirilir.
Avukat perspektifinden 46. madde, müvekkilin durumuna göre hangi sorumluluk türünün ön plana çıkarılacağına karar vermek için kılavuzdur. Disiplin, ceza ve tazminat süreçlerinin ayrı ayrı yürütülmesi, farklı delil gereksinimleri ve farklı süreleri olması nedeniyle her biri için ayrı strateji gerekir. Özellikle tazminat davasında idare aleyhine dava açılması zorunluluğu, memura karşı doğrudan dava açma yanılgısını önler.
