TMK 270. Madde
(1) Mal rejimi eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi borçlu eşi, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa hâkim, istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
TMK 270. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 235 inci maddesinden aynen alınmıştır. Eşitlik ilkesinin sonucu olan bu hüküm, sadece mal ortaklığı için değil, diğer bütün mal rejimleri açısından da geçerlidir. Genel hükümler arasında da yer alan (m.217) bu hükümle, aralarındaki alacak borçilişkilerinde eşlere bazıkolaylıklar sağlanmıştır. Maddede eşler arasındaki mal rejiminin, eşlerin birbirlerinden olan alacaklarının muaccel olmasınıönlemediği hükme bağlanmıştır. Ancak bunun istisnası olarak, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlükler yaratacak bir hâ lin söz konusu olmasında, borçlu eşin, mahkemeye başvurarak kendisine borcun ifası için mehil verilmesini isteme yetkisi tanınmıştır. Böyle bir istem durumunda, durum ve koşullara göre istemde bulunan eşin güvence göstermesine de karar verilebilecektir.
Açıklama
TMK Madde 270, eşler arasındaki borçların mal rejimi sırasında muacceliyetini ve ödeme güçlüğü hâlinde tanınan kolaylığı düzenler. Maddeye göre mal rejiminin varlığı, eşlerin birbirlerine olan borçlarının muaccel olmasını, yani vade gelince istenebilir hâle gelmesini engellemez. Bununla birlikte, bir borcun yerine getirilmesi borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre (mehil) isteyebilir; durum ve koşullar gerektiriyorsa hâkim, süre isteyen eşi güvence göstermekle yükümlü tutar. Gerekçede belirtildiği üzere bu hüküm yalnızca mal ortaklığına özgü olmayıp tüm mal rejimleri için geçerli olan genel nitelikli TMK m.217 ile paraleldir ve eşitlik ilkesinin bir yansımasıdır.
Uygulama mekanizması bakımından kural, eşler arasındaki alacak-borç ilişkisinin evlilik nedeniyle askıya alınmadığını teyit eder; eş, diğer eşten olan alacağını vadesinde talep edebilir ve gerekirse icra takibine girişebilir. Bu kuralın istisnası, borcun ödenmesinin borçlu eşi ekonomik olarak evlilik birliğini tehlikeye atacak ağır bir güçlüğe sokmasıdır. Böyle bir durumda borçlu eş mahkemeye başvurarak kendisine ödeme için ek süre verilmesini ister; hâkim somut ekonomik koşulları, borcun miktarını ve birliğin geçimini değerlendirerek makul bir süre tanır. Hâkim, alacaklı eşin menfaatini korumak için durum ve koşullar gerektiriyorsa süre tanırken borçlu eşten teminat (rehin, kefalet veya benzeri güvence) göstermesini de isteyebilir. Bu mekanizma alacaklı ile borçlu eşin menfaatleri arasında denge kurar.
Süre ve güvence düzenlemesi, eşler arasındaki borç ilişkisinin evlilik birliğini çökertmesini önlerken alacaklı eşin hakkını da koruma altına alır; mehil verilmesi alacağı ortadan kaldırmaz, yalnızca ifa zamanını erteler. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, eşler arasındaki borçlarda muacceliyetin kural olduğunu, süre tanınmasının ise ancak evlilik birliğini ciddi tehlikeye sokacak güçlüğün kanıtlanması hâlinde istisnaen mümkün olduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnek: mal ortaklığı rejiminde kadın, kocaya kişisel malından 300 bin lira ödünç vermiş ve vade gelmişse alacağını isteyebilir; ancak kocanın bu borcu derhâl ödemesi ailenin tek geçim kaynağı olan işyerini kapatmasına yol açacaksa, hâkim kocaya birkaç aylık süre tanıyabilir ve koşullar gerektiriyorsa işyeri üzerinde kadına teminat gösterilmesine karar verebilir.
