TMK ▸ Madde 364
Madde 363

MADDE 364

A. Nafaka yükümlüleri

Madde 365

TMK 364. Madde

I. Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.

II. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.

III. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

TMK 364. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 315 ve kısmen de 316 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 328 inci maddesinden esinlenen 1984 tarihli Öntasarının 297 nci maddesinden alınmıştır. Ancak birinci fıkrada “… önemli ölçüde geçim sıkıntısına” düşmekten söz eden Öntasarı yerine, kaynaktaki gibi “… yoksulluğa düşmek” deyimi tercih edilmiştir. “Nafaka” terimi ise çok yerleşmişolmasıitibarıyla aynen korunmuştur. Maddenin ikinci fıkrasındaki hüküm, yürürlükteki Kanunun 316 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer almaktadır. Maddeye eklenen üçüncüfıkra ile eşlerin birbirine, ana ve babanın ergin olmayan çocuklarına karşıbakım borçlarına ilişkin özel hükümlerin saklıolduğu vurgulanmıştır.

Açıklama

TMK Madde 364, yardım nafakasının yükümlülerini belirleyen temel hükümdür. İlk fıkraya göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. İkinci fıkra, kardeşler bakımından bu yükümlülüğü onların refah içinde bulunması koşuluna bağlar. Üçüncü fıkra ise eş ile ana babanın bakım borçlarına ilişkin özel hükümlerin saklı olduğunu belirtir. Gerekçede, hükmün 743 sayılı Kanunun 315. ve kısmen 316. maddesini karşıladığı, İsviçre Medenî Kanununun 328. maddesinden esinlenildiği ve ‘önemli ölçüde geçim sıkıntısı’ yerine kaynaktaki gibi ‘yoksulluğa düşmek’ deyiminin tercih edildiği açıklanmıştır. Bu madde, aile içi dayanışma ilkesinin somut bir ifadesi olup, dava yoluyla ileri sürülmesi TMK Madde 365’te, kamu kurumlarının rücu hakkı ise TMK Madde 366’da düzenlenmiştir; eşler arası ve çocuklara yönelik bakım nafakaları ise ayrı hükümlere tâbidir.

Hükmün işleyişinde yardım nafakasının iki yönlü bir koşula bağlandığı görülür. Alacaklı yönünden temel koşul yoksulluğa düşme tehlikesidir; nafaka talep eden kişinin yardım almadığı takdirde asgari geçimini sağlayamayacak duruma gelmesi gerekir, salt geçici sıkıntı yeterli değildir. Borçlu yönünden ise yükümlülük, yükümlünün kendi geçimini tehlikeye atmadan yardımda bulunabilecek durumda olmasına bağlıdır. Üstsoy (ana baba, büyük ana baba) ve altsoy (çocuklar, torunlar) arasında bu yükümlülük doğrudan ve sınırlı bir refah koşuluna bağlı olmaksızın işlerken, kardeşler arasında nafaka yükümlülüğü yalnızca yükümlü kardeşin refah içinde, yani rahat bir ekonomik durumda bulunması halinde doğar. Bu farklılık, kan bağının yakınlık derecesine göre dayanışma yükünün ağırlaştırılması mantığına dayanır. Üçüncü fıkra, eşler arasındaki bakım yükümlülüğü ile ana babanın ergin olmayan çocuğuna karşı bakım borcunu bu genel yardım nafakasından ayırarak kendi özel rejimlerine bırakır.

Yardım nafakasına hükmedilebilmesi için alacaklının yoksulluğu ile borçlunun yeterli mali gücünün birlikte bulunması gerekir; bu koşullar gerçekleşmezse veya talep hakkaniyete aykırı düşerse TMK Madde 365 uyarınca nafaka azaltılabilir ya da reddedilebilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, yardım nafakasında alacaklının gerçekten yoksulluğa düşüp düşmediğinin ve yükümlünün ödeme gücünün titizlikle araştırılmasını, kardeşler bakımından ise yükümlünün ‘refah içinde’ olduğunun ortaya konmasını aramaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse, çalışamayacak durumda olan ve hiçbir geliri bulunmayan yaşlı bir baba, maddi durumu iyi olan oğlundan TMK Madde 364 uyarınca yardım nafakası isteyebilir; oğul üstsoyuna karşı bu yükümlülüğü doğrudan taşır. Buna karşılık yoksul bir kişi kardeşinden nafaka talep ettiğinde, ancak o kardeşin refah içinde olduğu ispatlanırsa yükümlülük doğar; kardeşin de kıt kanaat geçindiği durumda nafakaya hükmedilemez. Böylece dayanışma yükü hısımlık derecesine ve mali güce göre dengelenir.

Madde 363

MADDE 364

A. Nafaka yükümlüleri

Madde 365