TMK 390. Madde
(1) Bir taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesi, ancak izne ilişkin mahkeme kararının o taşınmazın tapu kütüğüne şerh verilmesiyle mümkün olur; bu husus mahkemece ilân edilir.
TMK 390. Madde Gerekçesi
1984 tarihli Öntasarının 321 inci maddesinden aynen alınan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 340 ıncı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği olmamakla birlikte, yürürlükteki metinde yer alan “Sic ile Kayıt” kenar başlığı ile metin içindeki “… tapu siciline kayıt … ” ifadeleri yerine “tapu kütüğüne şerh verilmesi” ifadesi kullanılmıştır; çünküburada söz konusu olan bir tasarruf hakkısınırlamasının sic ile yazılmasıdır.
Açıklama
TMK Madde 390, bir taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesinin tapu kütüğüne şerh verilmesiyle gerçekleşeceğini düzenler. Hükme göre bir taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesi, ancak izne ilişkin mahkeme kararının o taşınmazın tapu kütüğüne şerh verilmesiyle mümkün olur ve bu husus mahkemece ilan edilir. Bu hüküm, aile yurdu kuruluş sürecinin son ve kurucu aşamasını oluşturur; ilan yoluyla alacaklıların çağrılmasını öngören TMK Madde 388 ve üçüncü kişilerin haklarının korunmasına ilişkin TMK Madde 389 ile birlikte kuruluş usulünün bütününü meydana getirir. Maddenin gerekçesi, hükmün 1984 tarihli Öntasarı’dan aynen alındığını, eski Kanun’un 340. maddesini karşıladığını ve burada söz konusu olanın bir tasarruf hakkı sınırlamasının kütüğe yazılması olduğunu, bu nedenle ‘şerh’ teriminin tercih edildiğini belirtir.
Uygulamada bu hüküm, aile yurdunun yalnızca mahkeme kararıyla değil, bu kararın tapu kütüğüne şerh edilmesiyle hukuken doğacağını ortaya koyar. Mahkeme izni vermiş olsa bile, şerh tapuya işlenmedikçe taşınmaz aile yurdu niteliği kazanmaz ve TMK Madde 391’in öngördüğü tasarruf yasakları ile haczedilmezlik korumaları işlerlik kazanmaz. Şerh, kurucu nitelikte olup aile yurdundan doğan kısıtlamaları üçüncü kişiler bakımından da bağlayıcı kılar; böylece taşınmazla ilişkiye girecek herkes tapu kaydını incelediğinde yurt niteliğini ve buna bağlı yasakları görebilir. Mahkemenin ayrıca durumu ilan etmesi, kuruluşun aleniyetini sağlayarak hak sahiplerinin bilgilenmesine hizmet eder. Bu sistem, tapu sicilinin aleniyet ilkesiyle aile yurdunun koruma işlevini birleştirerek hukuki güvenliği güçlendirir ve sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları önler.
Şerh tapu kütüğüne işlenmeden taşınmazın aile yurdu sayılması mümkün değildir; bu nedenle şerh verilmeden yapılan koruma talepleri sonuçsuz kalır ve taşınmaz olağan hükümlere tabi olmayı sürdürür. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aile yurdunun kurulmasının tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlı olduğunu, şerh bulunmadıkça yurttan kaynaklanan tasarruf yasakları ile haczedilmezliğin ileri sürülemeyeceğini kabul etmektedir. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, mahkemeden aile yurdu kurma izni alan bir malik bu kararı tapuya götürüp şerh işletmemişse, taşınmaz henüz aile yurdu sayılmaz; alacaklılar taşınmazı haczettirebilir. Ancak izin kararı TMK Madde 390 uyarınca tapu kütüğüne şerh edilip ilan yapıldığında yurt hukuken kurulur ve koruyucu sonuçlar bu andan itibaren doğmaya başlar.
