TMK 397. Madde
(1) Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür.
(2) Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye hukuk mahkemesidir.
TMK 397. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 347 nci maddesini karşılamaktadır. Sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı, asliye hukuk mahkemesi ise denetim makamıolduğundan bu terimler tercih edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 397, kamu vesayetinin hangi organlar eliyle yürütüleceğini belirleyerek vesayet düzeninin kurumsal iskeletini ortaya koyar. Hükme göre kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür; vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenleme, vesayet organlarını vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlar olarak sayan TMK Madde 396 ile bütünlük içindedir ve aile vesayetine ilişkin TMK Madde 398’in istisnai niteliğini anlamlı kılar. Maddenin gerekçesi, hükmün eski Kanun’un 347. maddesini karşıladığını ve sulh hukuk mahkemesinin vesayet makamı, asliye hukuk mahkemesinin ise denetim makamı olması nedeniyle bu terimlerin tercih edildiğini belirtir; böylece görev dağılımı açık biçimde tanımlanmıştır.
Uygulamada vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi, vesayetin kurulmasından vasinin atanmasına, hesapların incelenmesinden önemli işlemlere izin verilmesine kadar günlük vesayet faaliyetinin merkezinde yer alır. Denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesi ise vesayet makamının belirli kararlarını onaylama, vasinin azline ilişkin işlemleri inceleme ve TMK’nın izin gerektiren ağır nitelikli işlemler için ikinci derecede onay verme görevini üstlenir. Bu iki aşamalı yapı, vesayet altındaki kişinin malvarlığı ve kişiliğine ilişkin kararların tek bir merci tarafından denetimsiz alınmasını önleyen bir güvence mekanizmasıdır. Vasi, taşınmaz satışı veya önemli borçlanmalar gibi işlemlerde önce vesayet makamından, ardından denetim makamından izin almak zorundadır; bu sıralı izin sistemi koruma altındaki kişinin menfaatini ikiye katlanmış bir süzgeçten geçirir.
Görev ve makam ayrımına aykırı olarak yetkisiz mahkemece alınan vesayet kararları, usule aykırılık nedeniyle kanun yoluna konu olabilir ve bozulabilir; doğru makamın belirlenmesi kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vesayet makamı ve denetim makamı arasındaki görev dağılımına titizlikle uyulması gerektiğini, denetim makamının onayını gerektiren işlemlerde bu onay alınmadan yapılan tasarrufların geçersiz sayılacağını istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, kısıtlı adına vasinin taşınmazını satmak istemesi hâlinde önce sulh hukuk mahkemesi olan vesayet makamı izin verir, ardından asliye hukuk mahkemesi olan denetim makamı bu izni onaylar; iki kademeli onay tamamlanmadan tapuda devir gerçekleştirilemez ve aksi yöndeki işlem hükümsüz kalır.
