TMK ▸ Madde 396

TMK 396. Madde

(1) Vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır.

TMK 396. Madde Gerekçesi

Bu madde ile başlayan vesayet konusunda yürürlükteki Kanunun sistemi esas itibarıyla korunduğu gibi kurumla ilgili terimlere, çok alışılmış ve yerleşmişolmaları sebebiyle aynen yer verilmiştir. Özellikle vesayet, vasi, vesayet makamı, a ile vesayeti, a ile meclisi, kayyım terimleri aynen korunmuş, sadece “kanunî müşavir” yerine “yasal danışman” deyimi kullanılmıştır. Buna karşılık “vesayet teşkilâ tı” deyimi yerine “vesayet düzeni”, “ vesayet uzuvları” yerine “vesayet organları” ve “vesayet daireleri” yerine de “vesayet makamları” deyimleri kabul 79 olunmuştur. Madde, yürürlükteki Kanunun 346 ıncı maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki Kanunda olduğu gibi, “vesayet organları”nın vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardan oluştuğu belirtilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 396, vesayet hukukunun giriş hükmü niteliğinde olup vesayet organlarının kimlerden oluştuğunu tanımlar: vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardır. Bu sade ama belirleyici hüküm, vesayet düzeninin tüm aktörlerini tek bir çatı altında toplar ve izleyen maddelerin anlaşılmasının anahtarını verir. Nitekim vesayet dairelerinin yapısı TMK Madde 397’de, aile vesayeti istisnası TMK Madde 398’de düzenlenir; vasi ve kayyımın görev ve sorumlulukları ise Kanun’un ilerleyen maddelerinde ayrıntılandırılır. Maddenin gerekçesi, eski Kanun’un sisteminin esas itibarıyla korunduğunu, vesayet, vasi, vesayet makamı, aile meclisi ve kayyım gibi yerleşmiş terimlerin aynen muhafaza edildiğini, yalnızca ‘kanuni müşavir’ yerine ‘yasal danışman’ deyiminin benimsendiğini açıklar.

Uygulama bakımından bu hüküm, vesayet faaliyetinde rol alacak organların kapalı bir liste hâlinde sayıldığını ortaya koyar. Vesayet daireleri, kamu vesayetini yürüten ve denetleyen mahkemelerdir; vasi, kısıtlı veya küçük adına genel temsil ve yönetim görevini üstlenen kişidir; kayyım ise belirli bir iş veya malvarlığının yönetimi için sınırlı yetkiyle atanan kişidir. Bu organların her biri ayrı işlev görür ve birbirini tamamlar. Vasi atanması, vesayetin kurulması, hesapların denetimi gibi işlemler bu organların eşgüdümlü çalışmasıyla yürür. Maddenin sistematik önemi, vesayetin keyfî kişilerce değil, yalnızca kanunda sayılan organlar eliyle yürütülebileceğini ortaya koymasıdır; böylece koruma altındaki kişinin hak ve menfaatleri kurumsal bir çerçeveye bağlanmış olur ve belirsizliğe yer bırakılmaz.

Bu hükme aykırı olarak kanunda öngörülmeyen bir merci veya kişi tarafından vesayet işlemi yapılması hâlinde, işlem yetki yokluğu nedeniyle geçersiz sayılır ve doğurduğu sonuçlar bakımından sorumluluk gündeme gelir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vesayet organlarının sınırlı sayıda olduğunu ve her organın yetki alanının kanunla belirlendiğini, bu çerçeve dışına çıkılamayacağını vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse, yaşlılığı nedeniyle işlerini göremeyen bir kişinin malvarlığını fiilen yöneten bir yakını, mahkemece vasi veya kayyım olarak atanmadıkça hukuken vesayet organı sayılmaz ve yaptığı işlemler kısıtlıyı bağlamaz; geçerli temsil için mutlaka TMK Madde 396’da sayılan organlardan birinin usulüne uygun biçimde göreve getirilmesi gerekir.