TMK 398. Madde
(1) Vesayet altındaki kişinin menfaatinin haklı gösterdiği, özellikle bir işletmenin, bir ortaklığın veya benzeri işlerin sürdürülmesi gerektiği takdirde vesayet istisnaî olarak bir aileye verilebilir.
(2) Bu durumda vesayet makamının yetki, görev ve sorumluluğu kurulacak aile meclisine geçer.
TMK 398. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 348 inci maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 398, kamu vesayetinin yanında istisnai bir model olarak aile vesayetini düzenler ve vesayet altındaki kişinin menfaati haklı kıldığında, özellikle bir işletmenin, ortaklığın veya benzeri işlerin sürdürülmesi gerektiğinde vesayetin bir aileye verilebilmesine olanak tanır. Bu hüküm, kamu vesayetini düzenleyen TMK Madde 397 ile vesayet organlarını sayan TMK Madde 396’nın çizdiği genel çerçevenin tamamlayıcısıdır; çünkü kanun koyucu, ekonomik bir bütünlüğün korunması gereken hâllerde sulh hukuk mahkemesi eliyle yürütülen klasik vesayetin yetersiz kalabileceğini öngörmüştür. Maddenin gerekçesi, hükmün 743 sayılı eski Kanun’un 348. maddesini karşıladığını ve içerik değişikliği bulunmadığını açıkça belirtir. Böylece kurum, ailevi ve iktisadi sürekliliğin korunmasını amaçlayan köklü bir düzenleme olarak varlığını sürdürmektedir.
Uygulamada aile vesayetinin kurulabilmesi için somut koşulların gerçekleşmesi zorunludur. İlk olarak vesayet altındaki kişinin menfaatinin bu yolu haklı göstermesi, ikinci olarak da süreklilik arz eden bir işletme, ortaklık payı veya benzeri bir ekonomik değerin idaresinin söz konusu olması gerekir. Bu koşullar gerçekleştiğinde maddenin ikinci fıkrası uyarınca normalde vesayet makamına ait olan yetki, görev ve sorumluluklar kurulacak aile meclisine geçer. Aile meclisi, hem vasinin atanması hem de denetlenmesi, malvarlığının yönetimine ilişkin izinlerin verilmesi gibi işlevleri üstlenir. Bu mekanizma, mahkemenin bütün kararları tek tek almasındansa, aileyi yakından tanıyan bir kurulun hızlı ve esnek hareket etmesini sağlayarak işletmenin kesintisiz işlemesine hizmet eder ve menfaat dengesini gözetir.
Aile meclisinin yetkilerini hukuka aykırı kullanması hâlinde meclis üyeleri, vesayet makamının yerine geçtikleri ölçüde TMK’nın vasi ve vesayet dairelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri çerçevesinde kişisel sorumluluk altına girer; vesayet altındaki kişi zarara uğrarsa tazminat talep edebilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aile vesayetinin istisnai niteliğini vurgulayarak koşulları gerçekleşmeden bu yola başvurulamayacağını, kuruluş kararında menfaatin somut biçimde ortaya konması gerektiğini benimsemektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, vesayet altına alınan bir kişinin tek mirasçısı olduğu köklü bir aile şirketinin yönetiminde kalması gerektiğinde, mahkeme klasik vesayet yerine TMK Madde 398 uyarınca aile vesayetine karar verebilir; bu durumda şirketin sevk ve idaresi aile meclisine bırakılarak işletmenin değer kaybetmeden faaliyetini sürdürmesi güvence altına alınır.
