TMK ▸ Madde 416
Madde 415
MADDE 416

IV. Vasiliği kabul yükümlülüğü

Madde 417

TMK 416. Madde

(1) Vesayet altına alınan kimsenin yerleşim yerinde oturanlardan vasiliğe atananlar, bu görevi kabul etmekle yükümlüdürler.

(2) Aile meclisince atanma hâlinde vasiliği kabul yükümlülüğü yoktur.

TMK 416. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 366 ncı maddesini karşılamaktadır. Ancak farklı olarak mahkemece vasiliğe atanan kişinin bu görevi kabul etme yükümlülüğü, sadece erkekler için değil kadınlar için de getirilmiş ve böylece kadın erkek eşitliği de sağlanmıştır.

Açıklama

TMK Madde 416, vasiliğin kural olarak reddedilemeyen bir kamusal yükümlülük olduğunu ortaya koyarak, vesayet altına alınan kişinin yerleşim yerinde oturan ve vasiliğe atanan kişilerin bu görevi kabul etme zorunluluğunu düzenler. Hükmün gerekçesi, 743 sayılı eski Kanunun 366. maddesini karşıladığını, ancak eski metinden farklı olarak kabul yükümlülüğünün yalnız erkekler için değil kadınlar için de getirildiğini ve böylece kadın erkek eşitliğinin sağlandığını belirtir. Bu hüküm, kaçınma sebeplerini düzenleyen TMK m.417, vasiliğe engel hâlleri sayan TMK m.418 ve atama usulünü gösteren TMK m.419 ile birlikte değerlendirilmelidir. Kabul yükümlülüğü, vesayet kurumunun toplumsal dayanışmaya dayanan kamusal niteliğinin doğrudan bir yansımasıdır.

Maddenin uygulama mekanizması iki temel duruma dayanır. Birinci fıkra uyarınca, vesayet altına alınan kişinin yerleşim yerinde oturanlardan vasiliğe atananlar bu görevi kabul etmekle yükümlüdür; yani vesayet makamının (TMK m.411) yetki alanındaki sakinler için vasilik, gönüllülüğe bağlı olmayan zorunlu bir görevdir. Bu yükümlülük ancak TMK m.417’de sınırlı biçimde sayılan kaçınma sebeplerinden birinin varlığında ve süresinde ileri sürülmesi koşuluyla (TMK m.422) ortadan kalkar. İkinci fıkra ise önemli bir istisna getirir: aile meclisince (TMK m.444 vd.) atanma hâlinde vasiliği kabul yükümlülüğü yoktur. Çünkü aile meclisi, vesayet makamının resmî atamasından farklı, ailenin iç dayanışmasına dayanan bir organ olduğundan, bu yolla atanan kişiye zorunluluk yüklenmesi uygun görülmemiştir. Vesayet makamı, atama yaparken kişinin yerleşim yeri bağını ve kabul yükümlülüğünün kapsamını gözetir.

Kabul yükümlülüğüne aykırı olarak haklı bir kaçınma sebebi bulunmadan görevden kaçınılması hâlinde, kişi görevi ifaya zorlanır; süresinde ve haklı sebep göstererek kaçınılırsa yükümlülük sona erer. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, vasiliğin kamusal bir görev olduğunu ve kanunda sayılan kaçınma sebepleri dışında bu görevden kaçınılamayacağını kabul etmektedir. Somut bir örnek: kısıtlının ikamet ettiği ilçede oturan ve hiçbir kaçınma sebebi bulunmayan bir akrabası vasiliğe atanırsa, görevi kabul etmek zorundadır ve sadece istememesi gerekçesiyle kaçınamaz. Buna karşılık aynı kişi aile meclisi tarafından vasi olarak belirlenmişse, dilerse görevi reddedebilir; çünkü bu hâlde TMK Madde 416’nın öngördüğü kabul zorunluluğu uygulanmaz. Böylece hüküm, kamusal yükümlülük ile ailevî tercih arasındaki ayrımı net biçimde kurar.

Madde 415
MADDE 416

IV. Vasiliği kabul yükümlülüğü

Madde 417