TMK ▸ Madde 566

TMK 566. Madde

(1) Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış olan kimse iyiniyetli ise, sadece mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür; iyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.

(2) Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan kimse, bu kazandırma için mirasbırakana verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.

TMK 566. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 508 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı “Geri verilecek miktar” yerine “Geri verme borcu” şeklinde, İsviçre aslındaki 528 inci maddeye uygun olarak, değiştirilmiştir. Maddede hüküm değişikliği yoktur. Maddenin birinci fıkrasıiyiniyetli kişinin geri verme borcu konusunda sebepsiz zenginleşme hükümlerine; iyiniyetli olmayan kişiler bakımından iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere yollama yapmaktadır.

Açıklama

TMK Madde 566, tenkise tâbi bir kazandırmanın iadesi söz konusu olduğunda, kazandırmadan yararlanan kişinin geri verme borcunun kapsamını belirler. Maddenin birinci fıkrası lehtarın iyiniyetli olup olmamasına göre ikili bir rejim kurar: iyiniyetli kişi, yalnızca mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüyken; iyiniyetli olmayan kişi, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin TMK 995 hükümlerine göre sorumlu tutulur. Gerekçe, hükmün eski 743 sayılı Kanun’un 508. maddesini karşıladığını ve kenar başlığın İsviçre Medenî Kanunu’nun 528. maddesine uygun olarak ‘Geri verme borcu’ biçimine getirildiğini açıklar. Düzenleme, iyiniyetli kişi bakımından sebepsiz zenginleşmeye ilişkin Türk Borçlar Kanunu 77 ve devamı hükümleriyle de örtüşen bir mantığa dayanır; bu yönüyle TMK 565’teki tenkise tâbi kazandırmalar listesiyle birlikte uygulanır.

Uygulama mekanizmasında belirleyici unsur, kazandırmadan yararlanan kişinin sübjektif durumudur. İyiniyetli yararlanan, kazandırmanın saklı payı zedelediğini bilmiyor ve bilebilecek durumda da değilse, yalnızca miras açıldığı anda elinde fiilen kalan değeri iade eder; tükettiği, elden çıkardığı veya değer kaybına uğrayan kısımdan sorumlu olmaz. Buna karşılık iyiniyetli olmayan yararlanan, TMK 995 uyarınca kazandırma konusunu, elde ettiği ürünleri ve elde edilmesi ihmal edilen semereleri de kapsayacak şekilde iadeyle yükümlü olur; ayrıca malı kusuruyla elden çıkarmış ya da değerini düşürmüşse tazminat öder. Maddenin ikinci fıkrası ise miras sözleşmesiyle kazandırma elde eden kişiye özel bir denge kurar: bu kişi, kazandırma için mirasbırakana bir karşılık vermişse, kazandırması tenkise uğradığı oranda verdiği karşılığın da geri verilmesini isteyebilir; böylece ivazlı işlemlerde haksız bir mal kaybı önlenir.

Tenkis davasında hâkim, önce yararlananın iyiniyetli olup olmadığını araştırır ve buna göre iade kapsamını TMK Madde 566 çerçevesinde belirler; iyiniyet yoksa semere ve tazminat kalemleri de hesaba katılır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, saklı pay ihlalinin varlığını bilen veya bilmesi gereken yararlananın iyiniyet iddiasında bulunamayacağını ve ağırlaştırılmış iade rejimine tâbi olacağını kabul etmektedir. Somut örnek: mirasbırakan, sağlığında bir taşınmazını oğluna miras sözleşmesiyle devretmiş, oğul da bu devir karşılığında babasına yıllarca bakım borcu yüklenmiş ve bedel ödemişse; mirasbırakanın ölümünde kızının saklı payı zedelendiği için taşınmazın yarısı tenkise uğrarsa, oğul ikinci fıkra uyarınca verdiği karşılığın tenkis oranındaki kısmının kendisine iadesini talep edebilir. İyiniyetli olduğu kabul edilen oğul ise yalnızca elinde kalan değerle sınırlı sorumlu olur; bu da iade dengesini hakkaniyetli kılar.