TMK 636. Madde
(1) Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.
TMK 636. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 576 ncı maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur. Sadece maddede tasfiyeyi yapmakla görevli mahkemenin “sulh hukuk” mahkemesi olduğu açıklanmıştır. 123
Açıklama
TMK Madde 636, mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen, yani borca batık terekenin resmî tasfiyesinin iflâs hükümlerine göre yapılacağını düzenler ve görevli mahkemeyi sulh mahkemesi olarak belirler. Hüküm, resmî tasfiyenin olağan usulünü gösteren TMK m.635’in istisnasını oluşturur; tereke aktifi pasifini karşılamadığında olağan tasfiye yerine iflâs usulü devreye girer. Gerekçeye göre madde eski Kanun’un 576. maddesini karşılamakta olup tek yenilik, tasfiyeyi yapmakla görevli mahkemenin açıkça “sulh hukuk mahkemesi” olduğunun belirtilmesidir. Burada uygulanacak iflâs hükümleri için İcra ve İflâs Kanunu’nun ilgili maddelerine atıf yapılır; ancak tasfiyeyi yürüten merci ticaret mahkemesi değil, miras işlerinde yetkili sulh mahkemesidir. Bu düzenleme, terekedeki sınırlı malvarlığının alacaklılar arasında adil paylaştırılmasını amaçlar.
Maddenin uygulanmasında ilk koşul, terekenin borca batık olmasıdır; yani malvarlığının pasifi aktifini aşmalıdır. Bu durum çoğunlukla TMK m.634 uyarınca düzenlenen resmî defter ve TMK m.633 kapsamındaki alacaklı istemleri sonucunda ortaya çıkar. Sulh mahkemesi, terekenin borca batık olduğunu tespit ettiğinde olağan resmî tasfiyeden vazgeçer ve İcra ve İflâs Kanunu’ndaki iflâs tasfiyesi kurallarını uygular. Bu çerçevede alacaklılar sıra cetveline kaydedilir, tereke malları paraya çevrilir ve elde edilen tutar alacaklılara imtiyaz sıralarına göre dağıtılır. İflâs usulünün tercih edilmesinin temel nedeni, bu usulün alacaklılar arasında eşitliği ve şeffaf bir paylaştırmayı güvence altına alan ayrıntılı kurallar içermesidir. Böylece hiçbir alacaklı diğerinin önüne geçerek haksız öncelik elde edemez.
Borca batık terekenin iflâs usulüyle tasfiyesi sonucunda alacaklılar, alacaklarını ancak terekenin elverdiği ölçüde ve sıra cetvelindeki yerlerine göre tahsil edebilirler; mirasçılar ise TMK m.632/3 uyarınca terekenin borçlarından kişisel olarak sorumlu tutulmazlar. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi kararlarında, borca batık terekenin tasfiyesinde sulh mahkemesinin görevli olduğu ve iflâs hükümlerinin kıyasen uygulanacağı istikrarlı biçimde kabul edilir. Somut bir örnek: vefat eden bir tacirin geride 500.000 TL malvarlığı ve 900.000 TL borcu kalmışsa, mirasçılar mirası reddetmek yerine resmî tasfiye isteyebilir; sulh mahkemesi malları satar, elde edilen 500.000 TL’yi alacaklılara sırasıyla dağıtır ve mirasçılar kalan 400.000 TL’lik açıktan sorumlu olmaz. TMK Madde 636 bu sayede mirasçıyı kişisel iflâs riskinden korur.
