TMK 132. Madde
(1) Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
(2) Doğurmakla süre biter.
(3) Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
TMK 132. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 95 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin “2. Müddetler” “a. Kadın için” şeklindeki konu ve kenar başlıkları “2. Kadın için bekleme süresi” şeklinde tek başlık hâ line getirilmiştir. Zira bunu takip eden eski 96 ncı madde 3444 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmışolup, artık boşanan kadın için bir cezaî bekleme süresi söz konusu olmadığından, madde bir tek bekleme süresiyle sınırlıhâ le getirilmiştir. Maddenin birinci fıkrasıyeniden ve daha uygun bir ifadeyle kaleme alınmıştır. Yürürlükteki 95 inci maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ikinci fıkra hâ line getirilmiştir. Maddenin son fıkrasında kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılmasıve ya önceki eşiyle yeniden evlenmek istemesi hâ linde hâ kime süreyi kısaltma yetkisi verilmemiş, hâ kimin bu süreyi kaldırmasıöngörülmüştür. Zira bu iki hâ lde de kadının evlenmesini engelleyen süreyi kısaltmanın bir anlamıyoktur. Bu gibi hâ llerde mahkemece sürenin tamamen kaldırılmasıgerekir.
Açıklama
TMK Madde 132, evliliği sona eren kadın için üçyüz günlük bir bekleme süresi (iddet müddeti) öngörerek, bu süre dolmadıkça kadının yeniden evlenememesini düzenler. Hükmün temelinde, önceki evlilikten doğabilecek bir gebeliğin yeni evlilikle karışmasını ve böylece soybağının (nesebin) belirsizleşmesini önleme amacı yatar. Bu yönüyle madde, soybağının kurulmasına ilişkin TMK Madde 285 vd. hükümlerindeki babalık karinesiyle doğrudan ilişkilidir; zira kanun, çocuğun hangi evlilik içinde doğduğunun tereddütsüz saptanmasını hedefler. Süre, evliliğin boşanma, iptal veya ölüm gibi her ne sebeple sona ermesi hâlinde işler ve yalnızca kadına özgüdür. Erkek için böyle bir bekleme yükümlülüğü öngörülmemiştir, çünkü engel salt biyolojik gebelik ihtimaline dayanır.
Uygulamada bekleme süresi üç farklı şekilde sona erebilir. İlk olarak doğum gerçekleştiğinde, fıkranın açık hükmü uyarınca süre kendiliğinden biter; çünkü gebelik ihtimaline dayanan koruma amacı ortadan kalkmıştır. İkinci ve üçüncü hâllerde mahkemenin müdahalesi gerekir: kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının tıbbî raporla anlaşılması ya da boşanan eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleri durumunda, kadının yerleşim yeri aile mahkemesine başvurularak sürenin kaldırılması talep edilir. Kanun koyucu burada hâkime süreyi kısaltma değil, tamamen kaldırma yetkisi vermiştir; zira bu iki hâlde süreyi yalnızca kısaltmanın hiçbir pratik anlamı bulunmamaktadır. Mahkeme, sunulan sağlık raporu veya tarafların yeniden evlenme iradesi üzerine basit yargılama usulüyle hızlıca karar verir.
Bekleme süresine aykırı şekilde yapılan evlilik geçersiz değildir; TMK Madde 132 yalnızca bekletici (geciktirici) bir engel niteliğindedir ve ihlali evliliğin butlanını gerektirmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatları, bu süreye uyulmadan kurulan evliliğin geçerli sayıldığını, ancak soybağı uyuşmazlıklarında babalık karinesinin çatışması hâlinde TMK Madde 290 çerçevesinde çözüme gidileceğini kabul eder. Somut bir örnek vermek gerekirse: 10 Ocak’ta boşanan bir kadın, hamile olmadığını gösteren hastane raporuyla aile mahkemesine başvurduğunda hâkim üçyüz günlük süreyi kaldırır ve kadın derhâl yeniden evlenebilir. Aynı kadın eski eşiyle barışıp tekrar evlenmek isterse, gebelik ihtimali yeni evlilik bakımından soybağı karışıklığı yaratmayacağından mahkeme yine süreyi kaldırarak evlenmenin önünü açar.
