TMK 131. Madde
(1) Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
(2) Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir.
(3) Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.
TMK 131. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 94 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde üçfıkra hâ linde düzenlenmiştir. 3444 sayılı Kanunla yürürlükteki 94 üncü maddeye evliliğin sona erdirilmesi hususunda getirilen yeni bir sebep “gaiplik kararınıalan eşin bunu kendi istediği zamanda götürüp nüfus idaresine vermesi”dir. Bu yöntem Medenî Kanunumuzun sistemine yabancıdır. Zira Medenî Kanunumuza göre evlilik ya kendiliğinden sona erer (ölüm); ya da mahkeme kararıyla sona erdirilir (boşanma, iptal, evliliğin feshi). Bu sebeple 3444 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin isabetli olmadığıoyçokluğuyla kabul edilmiş, madde yeniden kaleme alınmıştır.
Açıklama
TMK Madde 131, hakkında gaiplik kararı verilen kişinin eşinin yeniden evlenebilmesini, mahkemece evliliğin feshine karar verilmesi koşuluna bağlar. Gaiplik kurumu TMK Madde 32 vd. hükümlerinde düzenlenmiş olup, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun süre haber alınamayan kişinin gaipliğine mahkemece karar verilmesini ifade eder. Ancak gaiplik kararı tek başına evliliği sona erdirmez; çünkü Medeni Kanun sistemine göre evlilik ya ölümle kendiliğinden ya da boşanma, iptal ve fesih gibi bir mahkeme kararıyla son bulur. Bu nedenle gaip eşin geride kalan eşi, evliliğin hukuken devam ettiğinden, ayrı bir fesih kararı almadıkça yeniden evlenemez. Hüküm, soybağı ve evlilik birliğinin belirsizlikte kalmaması amacıyla açık bir usul öngörmüştür.
Madde, evliliğin feshini istemek için iki ayrı yol tanır. Geride kalan eş, dilerse gaiplik başvurusuyla birlikte aynı dava içinde evliliğin feshini talep edebilir; böylece hem gaiplik hem de evliliğin sona ermesi tek yargılamada karara bağlanır. Dilerse evliliğin feshini, gaiplik kararından bağımsız olarak sonradan açacağı ayrı bir davayla da isteyebilir. Bu ikinci yolda madde, yetkili mahkemeyi açıkça düzenleyerek davanın davacının yani geride kalan eşin yerleşim yeri mahkemesinde görüleceğini belirtir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Mahkeme, gaipliğin koşullarının gerçekleştiğini ve kayıp eşten haber alınamadığını saptadıktan sonra evliliğin feshine hükmeder; bu karar kesinleştiğinde evlilik birliği resmen sona erer ve geride kalan eş yeniden evlenme ehliyetini kazanır.
Fesih kararı alınmadan yapılan ikinci evlilik geçerli olmaz; bu durum çift evlilik (bigami) sonucunu doğuracağından, mevcut evlilik engeline aykırılık nedeniyle TMK Madde 145 uyarınca mutlak butlanla sakatlanır. Yargıtay uygulamasında, gaip eşin daha sonra sağ olarak ortaya çıkması hâlinde dahi feshedilmiş evliliğin kendiliğinden canlanmayacağı, yalnızca usulüne uygun fesih kararının evliliği sona erdirdiği kabul edilmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: depremde enkaz altında kalıp cesedi bulunamayan bir kişinin eşi, TMK Madde 32 uyarınca gaiplik talebiyle birlikte aile mahkemesinde evliliğin feshini isteyebilir. Mahkeme her iki talebi karara bağladığında ve karar kesinleştiğinde, geride kalan eş artık hukuken dul sayılır ve TMK Madde 131’in aradığı koşul gerçekleşmiş olarak serbestçe yeniden evlenebilir.
