TMK ▸ Madde 133

TMK 133. Madde

(1) Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.

TMK 133. Madde Gerekçesi

Akıl hastalığının evlenme engeli oluşturmasına ilişkin hüküm, yürürlükteki Kanunda, evlenme şartlarından temyiz kudretini düzenleyen 89 uncu maddede yer almaktadır. Bu 25 durum, akıl hastalığının, temyiz kudretini kaldırması sebebiyle evlenmeye engel oluşturacağı gibi bir anlam çıkarılmasına müsaittir. Oysa doktrinde isabetle belirtildiği üzere, temyiz kudreti açısından akıl hastalığının ayrıca belirtilmesine ihtiyaçyoktur. Akıl hastalığı, temyiz kudretini devamlı olarak kaldırmasa ve evlenme merasimi sırasında akıl hastasıayırt etme gücüne sahip bulunsa bile, neslin sağlığı açısından akıl hastalığının bir evlenme engeli oluşturmasıgerekebilir. Bu sebeple akıl hastalığının evlenme engeli oluşturması, evlenmenin ayırt etme gücü (temyiz kudreti) koşulundan bağımsız olarak ayrıbir maddede düzenlenmiştir. Ancak resmî sağlık kurulu raporu ile evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığıtespit edildiği takdirde akıl hastalarının evlenmesine izin verilecektir.

Açıklama

TMK Madde 133, akıl hastalığını başlı başına bir evlenme engeli olarak düzenler ve akıl hastalarının ancak evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi hâlinde evlenebileceklerini öngörür. Bu hüküm, ayırt etme gücünü düzenleyen TMK Madde 125 ile birlikte değerlendirilmelidir; zira eski Medeni Kanun’da akıl hastalığı temyiz kudreti başlığı altında ele alınırken, yeni düzenleme bunu evlenme ehliyetinin ayırt etme gücü koşulundan tamamen bağımsız, müstakil bir engel olarak konumlandırmıştır. Buradaki koruma amacı yalnızca iradenin sağlığı değil, aynı zamanda neslin sağlığıdır. Evlenmenin butlanını düzenleyen TMK Madde 145 ve 146 hükümleri de bu engelle doğrudan bağlantılıdır ve raporsuz yapılan evliliğin akıbetini belirler.

Hükmün uygulanması bakımından evlendirme memuru, akıl hastası olduğu anlaşılan veya bu yönde ciddi şüphe bulunan kişiden, tam teşekküllü bir resmî sağlık kuruluşundan alınmış sağlık kurulu raporu talep etmek zorundadır. Sıradan bir hekim muayenesi veya tek tabip raporu yeterli değildir; rapor mutlaka kurul niteliğinde olmalı ve evlenmede tıbbî sakınca bulunmadığını açıkça ortaya koymalıdır. Evlendirme Yönetmeliği’nin sağlık raporuna ilişkin hükümleri bu denetimi tamamlar. Memurun bu yükümlülüğü ihmal etmesi, idari sorumluluğu yanında evliliğin geçerliliğini de etkiler. Önemle belirtilmelidir ki her psikiyatrik tanı otomatik engel değildir; sadece evlenmeye ve neslin sağlığına somut sakınca doğuran hastalıklar bu kapsamda değerlendirilir ve rapor olumluysa kişi serbestçe evlenebilir.

Resmî sağlık kurulu raporu alınmaksızın gerçekleştirilen evlilik, akıl hastalığının niteliğine göre TMK Madde 145 uyarınca mutlak butlanla sakatlanabilir ve Cumhuriyet savcısı dâhil ilgili herkes butlan davası açabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatları, sağlık kurulu raporu bulunmadan kurulan evliliklerde mahkemenin re’sen rapor aldırması ve hastalığın evlilik tarihindeki durumunu araştırması gerektiğini istikrarlı biçimde vurgular. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse: şizofreni tanısı bulunan bir kişi rapor almadan evlendirilmiş, ancak sonradan açılan davada alınan kurul raporu evlenmede sakınca olmadığını belirtmişse evlilik ayakta kalabilir; buna karşılık sakınca tespit edilirse butlan kararı verilir ve TMK Madde 133’ün koruma amacı bu şekilde hayata geçirilmiş olur.