TMK 149. Madde
(1) Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir:
1. Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,
2. Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse.
TMK 149. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 116 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde kenar başlığıyla birlikte sadeleştirilmek ve daha anlaşılır hâ le getirilmek üzere yeniden kaleme alınmış, içeriğinde değişiklik yapılmamıştır.
Açıklama
TMK Madde 149, yanılma (hata) sebebiyle evlenmenin iptalini düzenleyen bir nisbi butlan halidir. Hükme göre, eşlerden biri iki durumda evlenmenin iptalini dava edebilir: Birincisi, evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği halde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa; ikincisi, eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse. Bu hüküm, evlenme iradesinin gerçek ve bilinçli bir tercihe dayanmasını korur. Gerekçede belirtildiği üzere madde eski Kanun’un 116. maddesini karşılamakta, içeriği korunarak sadeleştirilmiştir. Yanılma, aldatma (TMK m.150) ve korkutma (TMK m.151) ile birlikte irade sakatlığı sebepleri arasında yer alır ve dava hakkı yalnızca yanılan eşe tanınmıştır.
Maddede iki tür yanılma düzenlenmiştir. İlk bentteki yanılma, evlenme işleminin kendisine veya kişinin kimliğine ilişkindir; örneğin kişi evlenmek istemediği halde işlemin niteliğinde yanılmış ya da evlendiği kişinin gerçekte başka biri olduğu yönünde bir kimlik hatasına düşmüştür. İkinci bentteki yanılma ise eşin niteliklerine yönelik olup, bu niteliğin yokluğunun birlikte yaşamayı çekilmez kılması aranır. Burada her önemsiz nitelik hatası değil, ancak ortak hayatı katlanılamaz hale getirecek ağırlıkta ve objektif olarak önemli bir nitelikteki yanılma iptal sebebi sayılır. Yanılan eş bu sebebe dayanarak iptal davası açabilir; ancak TMK m.152 uyarınca yanılmayı öğrendiği tarihten itibaren altı ay ve her halde evlenmeden itibaren beş yıllık hak düşürücü süreye uymak zorundadır. Aksi halde dava açma hakkı düşer ve evlilik geçerli olarak ayakta kalır.
Yanılma ispatlandığında hâkim evlenmenin iptaline karar verir. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, eşin cinsel iktidarsızlığı, baştan beri var olan ve gizlenen önemli kişisel nitelikler ya da birlikte yaşamayı çekilmez kılan ağır durumların yanılma kapsamında değerlendirilebildiği kabul edilmektedir. Somut bir örnek: Evlendiği kişinin, birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez hale getirecek nitelikte ve evlilik öncesinde mevcut olan önemli bir özelliği konusunda yanılan eş, bu durumu öğrendikten sonra altı ay içinde iptal davası açabilir; mahkeme, yanılmanın objektif olarak ortak hayatı katlanılamaz kılacak ağırlıkta olup olmadığını değerlendirir. Böylece TMK Madde 149, evlenme iradesinin sağlıklı oluşmasını koruyarak temel bir yanılgıya dayanan evliliğin sonuçlarını ortadan kaldırma imkânı sağlar.
