TMK 717. Madde
(1) Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer.
TMK 717. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 643 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenin Kanununun 666 ncı maddesine uygun olarak iki fıkra hâ line getirilmiştir. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
717. madde, taşınmaz mülkiyetinin kazanılma biçimleri (işgal, yeni arazi oluşumu, tescile zorlama) içinde taşınmaz mülkiyetinin kaybı konusunu ele alarak tescil dışı kazandırma yolları ve sicilin gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 643. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece tescil dışı kazandırma yolları ve sicilin gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Kamulaştırma hâlinde mülkiyetin ne zaman sona ereceği özel kanunla belirlenir” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, tescile zorlama davası, sahipsiz yerler, yeni arazi oluşumu, sahipsiz alanların devletin hükümranlığı bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 716-727, Tapu Kanunu, Kıyı Kanunu, Orman Kanunu, 2644 sayılı Tapu Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. taşınmaz mülkiyetinin kaybına ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 717. maddeyi değil, TMK 704 (kural tescil), 715 (sahipsiz şeyler), 1025 (düzeltme davası) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 717. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 1. ve 8. Hukuk Daireleri kararları, taşınmaz mülkiyetinin kaybı konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 717. madde, taşınmaz mülkiyetinin kazanılma biçimleri (işgal, yeni arazi oluşumu, tescile zorlama) alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, taşınmaz mülkiyetinin kaybı kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 716-727, Tapu Kanunu) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 717. madde, taşınmaz mülkiyetinin kazanılma biçimleri (işgal, yeni arazi oluşumu, tescile zorlama) içinde tescil dışı kazandırma yolları ve sicilin gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
