TMK 217. Madde
(1) Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa, hâkim istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
TMK 217. Madde Gerekçesi
Madde, 1984 tarihli Öntasarının 176 ncı maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki Kanunda da bu maddeyi karşılayan bir hüküm mevcut değildir. Maddeyle eşler arasındaki borçilişkilerine açıklık getirilmiş ve kabul edilen mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasınıengelleyemeyeceği belirtilmiştir. Ancak eşlerin herhangi iki insan değil, evlilik birliğini sürdürmekle görevli ve bu birliğe karşıyükümleri olan kişiler olduğu ve evlilik kurumunu koruma gerektiği düşüncesiyle, ödemede güçlükle karşılaşacak eşe süre tanınmasıkabul edilmiştir. Bununla beraber, alacaklıeşin yararlarınıkorumak açısından da hâ kime gerekirse borçluyu güvence vermekle yükümlütutma yetkisi tanınmasısuretiyle, yararlar durumu dengelenmeye çalışılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 217, eşler arasındaki borç ilişkilerinin seçilen mal rejiminden bağımsız bir varlık taşıdığını ortaya koyar ve hükmün başlangıcında, mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel hâle gelmesini engellemeyeceğini açıkça belirtir. Bu düzenleme, evlilik birliğinin kurulmuş olmasının eşleri birbirine karşı alacak ve borç bakımından sıradan üçüncü kişiler konumundan çıkarmadığını, ancak borçların doğumu ve istenebilirliği yönünden mal rejiminin perdeleyici bir etki yaratamayacağını teyit eder. Hüküm, TMK’nın 202 ve devamı maddelerinde düzenlenen yasal edinilmiş mallara katılma rejimi ile sözleşmesel rejimleri tamamlayan genel nitelikte bir kuraldır ve Türk Borçlar Kanunu’ndaki muacceliyet ve ifa esaslarıyla birlikte değerlendirilir.
Maddenin uygulanmasında temel mekanizma, borçlu eşin ifa nedeniyle evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklerle karşılaşması hâlinde ödeme için süre isteyebilmesidir. Burada aranan koşul, sıradan bir ödeme zorluğu değil, birliğin sürdürülebilirliğini sarsacak ağırlıkta bir mali sıkıntının somut olarak ortaya konmasıdır. Süre talebi, alacaklı eşin haklarını süresiz biçimde askıya almaz; hâkim, durum ve koşulların gerektirmesi hâlinde borçlu eşi güvence göstermekle yükümlü tutarak alacaklı eşin menfaatini korur. Böylece borçlu eşe tanınan kolaylık ile alacaklı eşin tahsil güvencesi arasında bir denge kurulur; hâkim, eşlerin malvarlığı durumunu, borcun miktarını ve birliğin ekonomik koşullarını birlikte değerlendirir.
Hükmün kötüye kullanılması hâlinde sonuç, talebin reddi ya da verilen sürenin güvenceye bağlanmasıdır; borçlu eş süre tanınmasını birliği tehlikeye atacak güçlükle gerekçelendiremezse hâkim isteği geri çevirir ve borç olağan muacceliyet kuralına tabi kalır. Yargıtay’ın aile hukuku dairesi kararlarında, eşler arasındaki para alacaklarında muacceliyetin korunduğu ve süre tanınmasının istisnai bir koruma olduğu istikrarlı biçimde vurgulanır. Somut bir örnekle: kendi işletmesi için eşinden borç para alan koca, alacaklı eşin tüm tutarı derhâl istemesi üzerine işletmenin tasfiyesiyle ailenin geçim kaynağını yitirecek duruma düşerse, hâkimden taksitli ödeme için süre talep edebilir; hâkim de bu süreyi koca lehine tanırken alacaklı kadının güvencesi için bir ipotek ya da kefil gösterilmesini şart koşabilir.
