TMK 752. Madde
(1) Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle ya da rastlantı sonucunda başkasının arazisine sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren büyük ve küçük baş hayvan, arı oğulu, kanatlı hayvan ve balık gibi hayvanların hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına, arazi maliki izin vermek zorundadır.
(2) Arazi maliki, bu yüzden uğradığı zararın denkleştirilmesini istemek ve denkleştirme bedeli kendisine ödeninceye kadar o şeyleri hapsetmek hakkına sahiptir.
TMK 752. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 676 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre aslıolan 700 üncü maddeye uygun olarak iki fıkra hâ line getirilmiş, kenar başlığıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinden farklı olarak tazminat yerine “zararın denkleştirilmesi” ifadesine yer verilmiştir. Gerçekten de bu fıkrada söz konusu olan bir tazminat 146 değildir. Zira tazminat doğan bir zararın giderilmesini ifade eder. Oysa burada tam bir tazminat değil, denkleştirme bedelinin ödenmesi söz konusu olup, fedakâ rlığın denkleştirilmesi ilkesine uygun olarak, mülkiyet hakkına getirilmişbir sınırl ama söz konusu bulunduğundan, malike katlanma yükümlülüğüyanında, karşılık denkleştirme bedelini isteyebilme olanağısağlanmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 752, doğal güçlerin veya rastlantının etkisiyle başkasının arazisine geçen şeylerin ve hayvanların hak sahiplerince aranıp alınmasına arazi malikinin izin verme yükümlülüğünü düzenleyen bir komşuluk hukuku hükmüdür. Norma göre su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle ya da rastlantı sonucu başkasının arazisine sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren büyük ve küçükbaş hayvan, arı oğulu, kanatlı hayvan ve balık gibi hayvanların, hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına arazi maliki izin vermek zorundadır. Hüküm, mülkiyetin sağladığı dışlama yetkisini düzenleyen TMK m.683 karşısında istisnaî bir sınırlama getirir ve arı oğulunun izlenmesine ilişkin özel kurallarla da uyum içindedir. Düzenleme, taşınmazın salt fiziksel sınırlarına sıkışan bir mülkiyet anlayışı yerine, komşuluk ilişkilerinde karşılıklı hoşgörü ve menfaat dengesini esas alır.
Hükmün işleyişi, arazi malikine pasif bir katlanma ve izin verme yükümlülüğü yükler. Malik, kendi arazisine geçen yabancı eşyanın veya hayvanın hak sahibi tarafından girilip aranmasına ve geri alınmasına engel olamaz; ancak bu giriş, malikin haklarını gereksiz yere zedelemeyecek biçimde, makul zamanda ve aramanın gerektirdiği ölçüde gerçekleştirilmelidir. İkinci fıkra, malikin menfaatlerini koruyan iki önemli yetki tanır. Birincisi, malik bu giriş ve arama yüzünden uğradığı zararın denkleştirilmesini istemek hakkına sahiptir; burada da haksız fiil tazminatı değil, fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesine dayanan bir denkleştirme bedeli söz konusudur. İkincisi, malike bir tür hapis hakkı tanınmıştır: denkleştirme bedeli kendisine ödeninceye kadar, arazisine geçen o şeyleri veya hayvanları alıkoyabilir. Bu hapis yetkisi, malikin alacağını güvence altına alan etkili bir baskı aracı işlevi görür.
Bu düzenlemenin sonucu, arazi malikinin yabancı eşyaya veya hayvana el koyup mülk edinememesi, ancak doğan zararı denkleştirme bedeliyle karşılatma ve bedel ödeninceye dek alıkoyma hakkını kullanmasıdır. Yargıtay, bu tür uyuşmazlıklarda eşyanın veya hayvanın gerçekten doğal güç ya da rastlantıyla geçtiğini, hak sahibinin malikliğini ve malikin gerçek bir zarara uğrayıp uğramadığını araştırmakta; denkleştirme bedelini somut zarar üzerinden hakkaniyetle belirlemektedir. Somut bir örnek: bir komşunun sürüsünden ayrılan birkaç koyun sağanak yağışla bitişik tarlaya geçip ekili ürüne zarar verirse, hayvan sahibi koyunlarını arayıp geri alma hakkına sahiptir ve arazi maliki bu girişe izin vermek zorundadır; buna karşılık malik, çiğnenen ürün için TMK m.752/2 uyarınca denkleştirme bedeli isteyebilir ve bu bedel ödeninceye kadar koyunları alıkoyabilir. Aynı ilke, rüzgârla sürüklenen kerestelerin veya komşunun bahçesine konan arı oğulunun geri alınmasında da geçerlidir.
