TMK 753. Madde
(1) Bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden bir zararı veya o anda mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının taşınmazına müdahale ile önleyebilecek ve bu zarar ya da tehlike taşınmaza müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyük ise, malik buna katlanmak zorundadır.
(2) Malik, bu yüzden uğradığı zarar için hakkaniyete uygun bir denkleştirme bedeli isteyebilir.
TMK 753. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 677 nci maddesini karşılamaktadır. İsviçre aslıolan 701 inci maddede olduğu gibi, madde iki fıkra hâ line getirilmiştir. İkinci fıkrada tazminat yerine “denkleştirme bedeli” ifadesine yer verilmiştir. Çünküburada da zarar verenle, malik arasındaki fedakâ rlığın denkleştirilmesi söz konusu olduğundan, istenen tazminat değil, denkleştirme bedelidir.
Açıklama
TMK Madde 753, zorunluluk hâlinde başkasının taşınmazına yapılan müdahaleye malikin katlanma yükümlülüğünü ve karşılığında denkleştirme bedeli isteme hakkını düzenleyen bir komşuluk hukuku hükmüdür. Norma göre bir kimse, kendisini veya başkasını tehdit eden bir zararı ya da o anda mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının taşınmazına müdahaleyle önleyebilecekse ve bu zarar veya tehlike, müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyükse, malik bu müdahaleye katlanmak zorundadır. Hüküm, borçlar hukukundaki ıztırar hâlini düzenleyen TBK m.63/2 ile aynı temele, yani üstün değerdeki bir menfaatin korunması uğruna daha küçük bir zarara katlanma fikrine dayanır. Eşya hukukunda mülkiyet hakkına getirilen istisnaî bir sınırlama oluşturduğundan, mülkiyetin korunmasına ilişkin TMK m.683 ile birlikte değerlendirilir ve menfaatler dengesi esasına oturur.
Hükmün uygulanması için birkaç koşulun bir arada gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle gerçek ve güncel bir zarar tehdidi ya da o anda var olan somut bir tehlike bulunmalı; bu tehlikenin başka bir yolla, yani taşınmaza müdahale edilmeksizin önlenmesi mümkün olmamalı; ve önlenmek istenen zarar ile müdahaleden doğacak zarar arasında açık bir orantısızlık, yani korunan menfaatin önemli ölçüde üstün olması koşulu sağlanmalıdır. Bu koşullar gerçekleştiğinde malikin katlanma yükümlülüğü doğar ve malik müdahaleyi engelleyemez. İkinci fıkra, bu fedakârlığın karşılıksız kalmaması için malike hakkaniyete uygun bir denkleştirme bedeli isteme hakkı tanır. Burada bilinçli olarak “tazminat” değil “denkleştirme bedeli” terimi kullanılmıştır; çünkü müdahale hukuka aykırı bir haksız fiil değil, kanunen meşru kılınan bir zorunluluk eylemidir ve amaç, fedakârlığın karşılıklı denkleştirilmesidir.
Bu hükmün sonucu, zorunluluk hâlinde taşınmaza giren veya zarar veren kişinin eyleminin hukuka uygun sayılması, ancak malikin uğradığı zararı hakkaniyetle karşılamakla yükümlü tutulmasıdır. Yargıtay, ıztırar hâline dayalı müdahalelerde önlenen tehlike ile verilen zarar arasındaki orantıyı ve müdahaleden başka çare bulunup bulunmadığını titizlikle araştırmakta, denkleştirme bedelini somut zarar üzerinden hakkaniyet ölçütüyle belirlemektedir. Somut bir örnek: ani bir sel sırasında sürüklenen kişi, boğulmaktan kurtulmak için komşunun parselindeki çiti kırarak yüksek bir alana çıkar ve bu sırada çite ve ekili ürüne zarar verirse, malik bu müdahaleye katlanmak zorundadır; çünkü korunan can güvenliği, çitin değerinden önemli ölçüde üstündür. Buna karşılık malik, kırılan çit ve zarar gören ürün için TMK m.753/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir denkleştirme bedelini, müdahaleden yararlanan kişiden isteyebilir.
