TMK ▸ Madde 946

TMK 946. Madde

(1) Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir.

(2) Rehin hakkı, alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini sağlar.

TMK 946. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 860 ıncımaddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanunun 891 inci maddesine uygun olarak iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Maddeyle alacaklının rehni para ya çevirme hakkı ve taşınır rehni ile güvence altına alınan alacağın kapsamı düzenlenmektedir. Yürürlükteki metnin birinci cümlesindeki “ alâkasıkesilmemişolan mürtehin alacağı” ifadesi yerine, daha açık olarak “ödenmeyen alacak” ifadesi tercih olunmuştur. İkinci fıkrada alacağın kapsamıiçinde asıl alacak (resülmal), sözleşme faizleri, takip giderleri ve gecikme faizi sayılmaktadır. Rehnin kapsamıiçinde sayılan faizler açısından taşınmaz rehninde olduğu gibi bir sınırl ama konulmamıştır. Yürürlükteki metinden farklı olarak Kaynak Kanunun 891 inci maddesi göz önünde tutularak takip giderleri de rehnin kapsamıiçinde sayılarak bu konudaki boşluk giderilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 946, taşınır rehninin alacaklıya sağladığı temel imkânı ve rehinle güvence altına alınan alacağın kapsamını düzenler. Hüküm, 818 sayılı eski Borçlar Kanunu döneminden gelen ‘alâkası kesilmemiş alacak’ ifadesinin yerine, daha açık biçimde ‘ödenmeyen alacak’ kavramını koyarak rehnin paraya çevrilmesi hakkını netleştirir. Maddenin kaynağı İsviçre Medeni Kanunu’nun 891. maddesidir. Birinci fıkra, vadesinde tahsil edilemeyen alacak için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tatmin imkânını tanırken, ikinci fıkra güvencenin kapsamını asıl alacak, sözleşme faizleri, takip giderleri ve gecikme faizi olarak sayar. Bu düzenleme, TMK’nın 939 ve devamı maddelerindeki taşınır rehnine ilişkin sistematiğin tamamlayıcısı niteliğindedir ve İcra ve İflas Kanunu’ndaki rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip hükümleriyle bütünlük içinde uygulanır.

Uygulamada alacaklı, borçlunun temerrüdü üzerine doğrudan rehinli malı kendiliğinden satamaz; bilakis İcra ve İflas Kanunu’nun 145 ve devamı maddeleri uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorundadır. Lex commissoria yasağı gereği, borç ödenmezse rehinli malın mülkiyetinin doğrudan alacaklıya geçeceğine ilişkin önceden yapılan anlaşmalar geçersizdir. Güvencenin kapsamı bakımından taşınmaz rehninden farklı olarak burada faizler için sınırlama getirilmemiştir; yani sözleşmeyle kararlaştırılan akdî faizlerin tamamı rehnin teminatı altındadır. Ayrıca eski metinde bulunmayan takip giderleri de kaynak Kanun gözetilerek kapsama dâhil edilmiş, böylece alacaklının rehne başvurma sürecinde katlandığı icra masraflarının da rehinden karşılanması sağlanmıştır. Bu unsurlar, takip talebinde ayrı ayrı gösterilir.

Hukukî sonuç olarak rehinli mal satıldığında elde edilen bedel, önce takip giderleri ve faizler, ardından asıl alacak için sıraya göre dağıtılır; artan bir tutar varsa malikine iade edilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre, rehnin paraya çevrilmesi yolunda alacaklı, rehinle temin edilmemiş bir alacağı bu takip içinde isteyemez ve güvencenin sınırı rehin sözleşmesiyle belirlenir. Somut bir örnekle: bir kuyumcudan altın karşılığında kredi alan borçlu vadesinde ödeme yapmazsa, alacaklı kuyumcu rehinli altını icra dairesi aracılığıyla sattırır; satıştan elde edilen bedelden hem anaparayı, hem işlemiş sözleşme faizini, hem gecikme faizini, hem de takip masraflarını tahsil eder. Bedel borcu aşarsa fazlası borçluya verilir; karşılamazsa kalan kısım için borçlunun diğer mallarına başvurulabilir. Böylece TMK Madde 946, alacaklının güvence çıkarını korurken malikin de fazla bedel üzerindeki hakkını saklı tutar.