TMK 981. Madde
(1) Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.
(2) Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır.
TMK 981. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 894 üncümaddesini karşılamaktadır. Ancak ikinci fıkrada “şiddetle ve ya hafiyyen kendisinden alınan” ifadesi yerine “rızasıdışında kendisinden alınan” ifadesinin kullanılmasıuygun görülmüş, “cürmümeşhut hâlinde tutulan” biçimindeki ifadenin ceza hukukunun suçüstükavramı ile karıştırılmasınıönlemek için, “eylem sırasında ve ya kaçarken” ifadesine yer verilmiş, “ahvalin haklıgöstermediği cebir ve şiddet kullanmak” ifadesi yerine de, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 926 ncımaddesinin üçüncüfıkrasının ifadesi de dikkate alınarak “durumun haklıgöstermediği derecede kuvvet kullanmak” ifadesinin kullanılmasıuygun görülmüştür.
Açıklama
TMK Madde 981, zilyede tanınan kuvvet kullanma ve kendiliğinden savunma hakkını düzenleyerek zilyetliğin korunmasının ilk ve en doğrudan aracını ortaya koyar. Hükme göre zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Bu yetki, devletin kuvvet kullanma tekeline getirilmiş istisnai bir yetkidir ve dava yoluyla korumayı düzenleyen TMK m. 982 ile m. 983 ve devamındaki hükümlerin tamamlayıcısıdır. Madde, hukuka uygunluk sebebi niteliğindeki meşru savunmaya ilişkin TBK m. 64 ve TCK m. 25 ile de yakından bağlantılıdır; zira zilyedin kuvvet kullanması belirli sınırlar içinde kaldığı sürece fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır ve onu hem hukuki hem cezai sorumluluktan kurtarır. Bu yetki, yargı yolunun her zaman yeterince hızlı işlemediği saldırı anlarında zilyede etkili bir öz koruma imkânı tanır.
Hükmün ikinci fıkrası, zilyedin rızası dışında elinden alınan şeyi geri alma yetkisini somutlaştırır. Taşınmazlarda zilyet, el koyanı kovarak; taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakaladığı kişinin elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Bu yetkinin temel koşulu, müdahalenin tazeliğidir: araya zaman girmişse, artık kendiliğinden kuvvet kullanma değil dava yolu işletilmelidir. Üstelik zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır; yani başvurulan kuvvet saldırının niteliğiyle orantılı olmalı, aşırıya kaçmamalıdır. Orantısız kuvvet, savunma hakkının çizilen sınırını aşar ve hukuka uygunluk korumasını kaldırır. Bu denge, hem zilyedi korumayı hem de keyfî güç kullanımını engellemeyi amaçlar.
Sınırın aşılması hâlinde zilyet, verdiği zararlardan haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu olur ve duruma göre cezai sorumluluğu doğabilir; bu durumda TMK Madde 981’in sağladığı hukuka uygunluk koruması ortadan kalkar. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, kendiliğinden kuvvet kullanma yetkisinin yalnızca taze müdahale hâlinde ve orantı ölçüsünde geçerli olduğunu, aksi hâlde fiilin haksızlığa dönüşeceğini kabul etmektedir. Örneğin, tarlasından ürün çalarken yakaladığı kişiyi kovalayarak ürünü elinden geri alan zilyet bu hak kapsamında korunurken, hırsızı ele geçirdikten saatler sonra dövüp malını alan kişi bu korumadan yararlanamaz; tazelik koşulu gerçekleşmediğinden hem hukuki hem cezai sorumlulukla karşılaşır.
