TTK ▸ Madde 429
Madde 428
MADDE 429

c) Tevdi eden temsilcisi

Madde Listesi
Madde 430

TTK 429. Madde

(1) Tevdi eden temsilcisi, kendisine tevdi edilmiş bulunan pay ve pay senetlerinden doğan katılma ve oy haklarını tevdi eden adına kullanma yetkisini haizse, nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda talimat almak için, her genel kurul toplantısından önce, tevdi edene başvurmak zorundadır.

(2) Zamanında istenmiş olup da talimat alınamamışsa, tevdi edilen kişi, katılma ve oy haklarını, tevdi edenin genel talimatı uyarınca kullanır; böyle bir talimatın yokluğu hâlinde oy, yönetim kurulunun yaptığı öneriler yönünde verilir.

(3) Bu madde anlamında tevdi olunan kişiler, bağlı olacakları esas ve usuller ve temsil belgesinin içeriği Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir yönetmelikle düzenlenir.

TTK 429. Madde Gerekçesi

Birinci fıkra: Hisse senetleri, saklanmak için açık kasa işlemiyle bankalara, yönetilmek üzere portföy danışmanlarına, yatırım yöneticilerine, saklama kuruluşlarına, rehin alacaklısına hatta aracı kurumlara ve avukatlara tevdi olunabilir. Anılan kurumların işlevleri kanunlar ile belirtilmiş olup, bunlar hiçbir şekilde zilyetliklerinde bulunan pay senetleri için oy kullanamazlar. Tevdi eden ile tevdi edilen arasındaki ilişkinin niteliği ve amacı gereği veya alınan özel veya genel bir yetkiye dayanılarak, hisse senetlerinden doğan katılma ve oy hakları tevdi olunan kişi tarafından kullanılabilir. Tevdi olunan bu yetkisini genel bir yetki olarak taraflar arasındaki sözleşmeden alabileceği gibi, ona bu yetki her genel kuruldan önce de verilebilir. Tevdi ilişkisi dolayısıyla temsilci olan kişiye tevdi eden temsilcisi denilir. Bugüne kadar Türk hukukunda tevdi eden temsilcisine ilişkin kanunî bir hüküm bulunmuyordu. Tasarının 429 uncu maddesi bu konuda ilk düzenlemedir. Madde tevdi eden temsilcisini tanımlamamış, bu anlamda tevdi olunanların Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirleneceğini üçüncü fıkrasında hükme bağlamıştır. 429 uncu maddenin birinci fıkrası, taraflar arasındaki ilişki ne olursa olsun ve sözleşmede ne türlü bir hüküm bulunursa bulunsun, tevdi eden temsilcisinin her genel kurul toplantısından önce tevdi edenden katılma ve oy haklarının nasıl kullanılacağına ilişkin talimat alması zorunluluğunu getirmiştir. Tevdi eden temsilcisi hukukunun önemli sorunu, oy hakkı başta olmak üzere, katılma haklarının, yani genel kurula girme, söz alıp konuşma, öneride bulunma ve gereğinde olumsuz oy verildiğini tutanağa geçirtme haklarının tümünü temsilcinin asilin (paysahibinin) isteklerine uygun olarak kullanılmasının kanunla sağlanıp sağlanamayacağıdır. Bu da “talimat” kurumu ile çözülür. Kendisine, saklaması veya yönetmesi için hisse senetleri tevdi olunan kişi, katılma haklarını kullanma yetkisini çoğu kez başka bir sözleşmenin içine konmuş dikkati çekmeyen bir hükümle alabilir. Bu tür hükümler talimata ilişkin hiçbir açıklığı içermezler. Böyle olunca da, tevdi eden temsilcisi katılma haklarını ve dolayısıyla oy haklarını istediği gibi ve kendi menfaatinin gerektiği şekilde kullanabilir. Onun için 429 uncu maddenin birinci fıkrasında tevdi eden temsilcisinin talimat alması zorunluğu öngörülmüştür. Bu, Tasarıdan doğan bir zorunluk olduğu için, temsilciye yetki veren sözleşmede açıklık bulunmasa, hatta aksine düzenleme olsa bile temsilci paysahibinden talimat alacaktır. Bu bir defa alınıp devamlı olarak kullanılabilecek genel ifadeli bir talimat olamaz. Birinci fıkra, talimatın her genel kurul toplantısından önce alınmasını emretmiştir. “Her genel kurul” vurgulaması ile talimatın gündem maddeleri bağlamında alınacağı belirginlik kazanır. Tevdi eden temsilcisi, 428 inci maddedeki temsilciler gibi bildirge yayınlayamaz. Çünkü, onlar gibi ad hoc temsilci tayin edilmemiş, temsilciliğini asıl işi olan tevdi aracılığı ile elde etmiştir. Ancak bir tevdi eden temsilcisinin -pek istenmemekle ve doğru bulunmamakla beraber – aynı zamanda kurumsal temsilci olmasına engel yoktur. Tevdi eden temsilcisinin böyle bir ek sıfatı varsa bu sıfatı ile ilgili olarak bildirge yayınlayabilir. Ancak, ne ek sıfatı ne de bildirge yayınlaması, “tevdi eden temsilcisi” sıfatıyla talimat alma zorunluğunu ortadan kaldırmaz. İkinci fıkra: Zamanında istenmiş olup da talimat alınamamışsa, tevdi eden temsilcisi kanun uyarınca, oyunu tevdi edenin genel talimatına uygun olarak kullanılır. Böyle bir talimat yoksa, temsilci oyu yönetim kurulunun önerileri yönünde verir. Tasarının bu çözümü kabul etmesinin sebebi, tevdi eden temsilcisinin oyu kendi menfaatine uygun düşecek şekilde kullanmasına engel olmaktır. Almanya’da bankalar ve diğer kredi kurumları bu yolla sanayi üzerinde hakimiyet kurmuşlardır. Sosyal politika ile doğrudan ilgili bulunan bu hüküm emredici niteliktedir. Üçüncü fıkra: Tevdi eden temsilciliği ayrıntılı uygulama hükümlerini gerektirir. Bu sebeple üçüncü fıkra öngörülmüştür. Yönetmelik, tevdi eden temsilciliğini düzenlemeyecektir. Çünkü, amaç tevdi eden temsilcisi veya temsilciliği adlı bir kurum yaratmak değildir. Kredi kuruluşları, bankalar, portföy yöneticileri zaten tevdi yöneticisi konumundadır. İsviçre’de Bankalar Kanununda öngörülen aracı kurum ile malvarlığı yöneticileri tevdi eden temsilcisidir. Tasarı, tevdi eden temsilcisinin vatandaşlığına ilişkin bir sınırlama getirmemiştir. Yabancı hukuklarda bu sorun değişik şekillerde çözülmüştür. En ayrıntılı düzenleme Almanya’dadır. Yönetmeliğin görevi, kimlerin bu işlevi yerine getirdiklerini belirlemek, ilgili kuralları getirmek özellikle temsil belgesinin içeriğini düzenlemektir. Yönetmelik ayrıca temsil belgesinin içeriğini de belirler. Bu hükümle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki “proxy”lere benzer temsil belgelerinin uygulamamıza girmesinin sağlanması amaçlanmıştır.

Açıklama

TTK Madde 429, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirket genel kuruluna ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde tevdi eden temsilcisi hususunu hükme bağlamaktadır. Pay sahipliğinin en temel haklarından biri olan genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının düzenlenmesi, şirket yönetiminin meşruiyetini doğrudan belirlemektedir. Genel kurulda temsil yetkisine sahip kişilerin belirlenmesi, vekâletname usulünün ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, hem pay sahipliği hukukunun hem de prosedür hukukunun ortak ilgi alanına girmektedir. Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğler, halka açık şirketler açısından bu hükmü tamamlayan özel düzenlemeler içermekte; elektronik genel kurul sistemine ilişkin Ticaret Bakanlığı tebliğleri de kapsam dahilindedir.

Uygulamada TTK Madde 429, anonim şirkette pay sahiplerinin genel kurula katılma ve oy haklarının kullanılma biçimini doğrudan belirlemektedir. Pay sahibinin bizzat veya temsilci aracılığıyla oy kullanması, yetkili temsilcinin belirlenmesi ve vekâletname formu şartları bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Oy hakkının kısıtlandığı durumlar (oydan yoksunluk, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu) ile kurumsal temsilcilerin yükümlülükleri uygulamada önemli tartışmalara konu olmaktadır. Halka açık şirketlerde MKK nezdinde kayıtlı pay sahiplerinin tespiti de bu hükmün pratik uygulamasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Tevdi eden temsilcisinin faaliyetlerine ilişkin sınırlar, organ temsilcisinin yetkilerini aşan davranışlarının hukuki sonuçları ve bağımsız temsilci atanmasının usulü, şirketlerin genel kurul hazırlık süreçlerinde titizlikle gözden geçirilmesi gereken hususlardır. Birden fazla hak sahibinin bulunduğu durumlarda şirketle tek bir muhatap belirlenmesine ilişkin düzenleme de uygulamada bilhassa miras durumlarında belirleyici olmaktadır.

TTK Madde 429’ye aykırı biçimde gerçekleşen genel kurul oylama süreçleri, hem alınan kararların iptali hem de oy hakkından yoksun bırakılan pay sahiplerinin tazminat talepleri açısından yargısal denetime açıktır. Yargıtay, yetkisiz temsilci aracılığıyla kullanılan oyların kural olarak geçersiz sayılması gerektiğini kabul etmekle birlikte iyiniyet korumasına ilişkin istisnalara da yer vermektedir. Vekâletname formundaki eksiklikler, temsilci bildirimlerinin gecikmesi ve oyda imtiyaz hakkının kullanım sınırları, içtihat açısından önem taşıyan başlıca meselelerdir. Elektronik genel kurul sisteminde oy kullanımına ilişkin teknik sorunlar ile güvenli elektronik imza zorunluluğuna yönelik istisnalar da giderek artan bir güncellik kazanmaktadır. Hukuka aykırı oy kullanımını tespit etmek için gerçek zamanlı hukuki denetim mekanizmalarının oluşturulması, şirket uyum süreçlerinde önem kazanan bir eğilimi yansıtmaktadır.

Madde 428
MADDE 429

c) Tevdi eden temsilcisi

Madde Listesi
Madde 430
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/ttk-madde/madde-429/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık