TTK 433. Madde
(1) Oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaları dolanmak veya herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak amacıyla, payların veya pay senetlerinin devri ya da pay senetlerinin başkasına verilmesi geçersizdir.
(2) Yetkisiz katılmalarla ilgili olarak her pay sahibi, toplantı başkanlığına itirazda bulunabilir, itirazını ve yönetim kuruluna da itirazda bulunmuş olduğunu tutanağa geçirtebilir.
TTK 433. Madde Gerekçesi
Birinci fıkra: Tasarının 433 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü ile 6762 sayılı Kanunun 361 inci maddesinin birinci fıkrası arasında bazı benzerlikler bulunmakla beraber iki metin arasında bazı sonucu etkileyebilecek farklar vardır. Eski hukukta devrin oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaların dolanılması amacına yer verilmeyerek bir tartışmaya yol açılmıştı. İsv. BK m. 691 (1)’in Almancasındaki “Umgehung” sözcüğü kanunun dolanılması anlamına gelmekte, kaynaktaki hükmün 6762 sayılı Kanuna taşınması sırasında esas alınan Fransızca metindeki “abandon” kelimesi de 6762 sayılı Kanunun 361 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “tesirsiz bırakmak”tan daha güçlü bir hukukî ifade niteliğini taşımaktadır. Kaynak hukuk çevrelerinde bu hüküm muvazaa bağlamında yorumlanmaktadır. Yargıtayın bazı kararlarında bu eğilim egemendir. Öğretide aynı yönde görüşler ileri sürülmüştür. Hükmün uygulanmasını sadece dolanma amacına özgülenme amaçlanmamıştır; böyle bir yorumlama istemeyen, hatta ratio legise aykırı düşen bir daraltmaya sebep olabilir. Bu sebeple birinci fıkrada “sınırlamaları dolanmak”a açıkça yer verilirken, “herhangi bir şekilde etkisiz bırakmak” amacı da korunmuştur. Böylece dolanma niteliği taşımayan, etkisiz bırakma amaçları da hükmün kapsamına alınmıştır. Çünkü, mevcut metin hükmün uygulanmasını hem sadece “dolan”a bağlamaya hem de dolanı muvazaa, hatta hile şeklinde anlamaya elverişliydi. Tasarı, oy hakkına ilişkin sınırlamaların uygulanmaması amacını taşıyan her türlü devri ve bırakmayı hükmün kapsamında değerlendirme olanağını vermektedir. Zaten hükmün öngörülme amacı da budur. Birinci fıkranın bir diğer yeniliği “paylar” ile “pay senetleri” ve “devir” ile “bırakma” ayrımını yapması ve böylece hükümden kurtulmaya olanak sağlayabilecek yorumlara kapıyı kapamasıdır. İkinci fıkra: İkinci fıkra 6762 sayılı Kanunun 361 inci maddesinin ikinci fıkrasının tekrarıdır. Ancak Tasarının hükmü Tasarının 431 inci maddesiyle güç ve boyut kazanmıştır. İkinci fıkradaki hükümden açıkça anlaşıldığı üzere “yetkisiz katılma” itirazını ne toplantı başkanı ne genel kurul, ne de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcisi çözebilir. İtirazda bulunan isterse ihtilafı genel kurul kararlarının iptali bağlamında mahkemeye götürebilir. Yönetim kuruluna yapılan itirazın sonucu farklı olabilir. Hükümde paysahibinin yetkisiz katılmaya ilişkin itirazını tutanağa geçirtebileceği açıkça ifade edilmiştir. Paysahibi bu hususta daha önce (somut olayın özelliğine göre) yönetim kuruluna itirazda bulunmuş ve bu itiraz istediği sonucu doğurmamışsa, bu hususun da paysahibinin isteği üzerine tutanağa geçirileceği, aynı hükümde (eski metinden farklı bir tarzda) ifade edilmiştir. Ayrıca, mevcut metinden, yönetim kurulu nezdindeki itirazın genel kurulda yapılacağı ve bu itirazın tutanağa geçirileceği anlamı çıkıyordu. Oysa, genel kurul toplantısı sırasında yönetim kuruluna itiraz etmek mümkün değildir. Söz konusu itiraz genel kurul toplantısından önce hazır bulunabileceklere ilişkin listenin (Tasarı m. 417, 415) hazırlandığı sırada veya daha önce yapılır. Hüküm işte bu itirazın genel kurul tutanağına yazılmasına cevaz vermektedir.
Açıklama
TTK Madde 433, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirket genel kuruluna ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde yetkisiz katılma hususunu hükme bağlamaktadır. Pay sahipliğinin en temel haklarından biri olan genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının düzenlenmesi, şirket yönetiminin meşruiyetini doğrudan belirlemektedir. Genel kurulda temsil yetkisine sahip kişilerin belirlenmesi, vekâletname usulünün ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, hem pay sahipliği hukukunun hem de prosedür hukukunun ortak ilgi alanına girmektedir. Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğler, halka açık şirketler açısından bu hükmü tamamlayan özel düzenlemeler içermekte; elektronik genel kurul sistemine ilişkin Ticaret Bakanlığı tebliğleri de kapsam dahilindedir.
Uygulamada TTK Madde 433, anonim şirkette pay sahiplerinin genel kurula katılma ve oy haklarının kullanılma biçimini doğrudan belirlemektedir. Pay sahibinin bizzat veya temsilci aracılığıyla oy kullanması, yetkili temsilcinin belirlenmesi ve vekâletname formu şartları bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Oy hakkının kısıtlandığı durumlar (oydan yoksunluk, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu) ile kurumsal temsilcilerin yükümlülükleri uygulamada önemli tartışmalara konu olmaktadır. Halka açık şirketlerde MKK nezdinde kayıtlı pay sahiplerinin tespiti de bu hükmün pratik uygulamasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Tevdi eden temsilcisinin faaliyetlerine ilişkin sınırlar, organ temsilcisinin yetkilerini aşan davranışlarının hukuki sonuçları ve bağımsız temsilci atanmasının usulü, şirketlerin genel kurul hazırlık süreçlerinde titizlikle gözden geçirilmesi gereken hususlardır. Birden fazla hak sahibinin bulunduğu durumlarda şirketle tek bir muhatap belirlenmesine ilişkin düzenleme de uygulamada bilhassa miras durumlarında belirleyici olmaktadır.
TTK Madde 433’ye aykırı biçimde gerçekleşen genel kurul oylama süreçleri, hem alınan kararların iptali hem de oy hakkından yoksun bırakılan pay sahiplerinin tazminat talepleri açısından yargısal denetime açıktır. Yargıtay, yetkisiz temsilci aracılığıyla kullanılan oyların kural olarak geçersiz sayılması gerektiğini kabul etmekle birlikte iyiniyet korumasına ilişkin istisnalara da yer vermektedir. Vekâletname formundaki eksiklikler, temsilci bildirimlerinin gecikmesi ve oyda imtiyaz hakkının kullanım sınırları, içtihat açısından önem taşıyan başlıca meselelerdir. Elektronik genel kurul sisteminde oy kullanımına ilişkin teknik sorunlar ile güvenli elektronik imza zorunluluğuna yönelik istisnalar da giderek artan bir güncellik kazanmaktadır. Hukuka aykırı oy kullanımını tespit etmek için gerçek zamanlı hukuki denetim mekanizmalarının oluşturulması, şirket uyum süreçlerinde önem kazanan bir eğilimi yansıtmaktadır.
