TTK 749. Madde
(1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.
TTK 749. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 661 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
Açıklama
Poliçeden doğan alacakların belirsiz süre boyunca ileri sürülememesi, ticari ilişkilerde istikrar ve öngörülebilirlik amacıyla zamanaşımına bağlanmıştır. TTK Madde 749, poliçe borçlularının konumuna göre farklılaşan üç ayrı zamanaşımı süresi öngörür ve böylece kabul eden, düzenleyen ve cirantalar arasındaki sorumluluk dengesini sürelerle de yansıtır. Hüküm, Borçlar hukukunun genel zamanaşımı rejiminden ayrılarak kıymetli evrakın hızlı dolaşım ihtiyacına uygun, kısa süreler getirir. 6762 sayılı eski Kanunun 661 inci maddesinden dili güncellenerek alınan düzenleme, asıl borçlu ile dönüş borçlularını farklı sürelere tabi tutarak senedin tedavül güvenliğini korur.
Süreler somut başlangıç anlarına bağlanmıştır. Poliçeyi kabul edene, yani asıl borçlu durumundaki muhataba karşı ileri sürülecek istemler vadenin geldiği tarihten itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar. Hamilin cirantalara ve düzenleyene karşı başvuru istemleri, süresinde çekilen protesto tarihinden; senette ‘gidersiz iade olunacaktır’ kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Poliçeyi ödeyen veya kendisine dava açılan bir cirantanın diğer cirantalara ve düzenleyene rücu istemi ise, ödeme yaptığı ya da poliçenin dava yoluyla kendisine yöneltildiği tarihten itibaren altı ayda zamanaşımına uğrar. Bu kademeli yapı, başvuru zincirinin her halkasının kendi sorumluluğunu makul bir sürede tasfiye etmesini sağlar ve asıl borçlunun daha uzun, dönüş borçlularının ise giderek kısalan sürelerle sorumlu tutulmasını mümkün kılar.
Zamanaşımı süresinin geçmesi alacağı kendiliğinden sona erdirmez; ancak borçluya def’i ileri sürme imkânı tanır ve bu def’i mahkemece dikkate alındığında istem reddedilir. Yargıtay uygulamasında poliçe ve bono takiplerinde zamanaşımı def’inin başlangıç anının doğru belirlenmesi belirleyici kabul edilmekte, özellikle protesto tarihi ile vade tarihi arasındaki ayrım dikkatle incelenmektedir. Örneğin vadesi gelmiş bir poliçeyi ödeyen cirantanın, altı aylık süreyi kaçırarak yedi ay sonra düzenleyene rücu etmesi hâlinde, düzenleyenin ileri süreceği zamanaşımı def’i ile karşılaşması olağandır. Bu nedenle poliçe alacaklılarının ve rücu edecek cirantaların, kendi konumlarına uyan sürenin başlangıcını ve uzunluğunu titizlikle hesaplaması, TTK Madde 749 kapsamında hak kaybını önlemenin ön koşuludur. Sürelerin kısalığı karşısında alacaklının vade, protesto ve ödeme tarihlerini kayıt altında tutması, başvuru imkânını korumak bakımından belirleyici olur.
