TTK 824. Madde
(1) Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymetli evrak, emre yazılı senetlerdendir.
TTK 824. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 736 ncı maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.
TTK 824. Madde Açıklaması
TTK Madde 824, çek ve bono hukuku alanında tanımı konusunu düzenlemektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamındaki bu hüküm, tanımı meselesini açık bir kural çerçevesinde belirlemektedir. Madde metni incelendiğinde, tek fıkra hâlinde düzenlendiği ve çek ve bono hukuku sistematiği içinde bütüncül bir işlev üstlendiği görülmektedir. Kanun koyucu bu hükümle, 6762 sayılı eski TTK ile örtüşen ancak çağdaş ticaret hukuku gereklerine uyarlanmış bir düzenleme ortaya koymaktadır. Özellikle ticaret mahkemelerinin gündemine sık giren uyuşmazlık türleri bakımından belirleyici bir norm işlevi taşımaktadır. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.
Uygulamada TTK Madde 824 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, bankanın ödeme yükümlülüğü ve hamilin korunmasına ilişkin sınır koşullarının doğru uygulanamamasıdır. Çek hamilinin iyiniyetli olup olmadığı, çekin sahte ya da tahrif edilmiş olması ve hesapta karşılık bulunmaması gibi durumlar tanımı kapsamında ayrı ayrı ele alınmaktadır. Örneğin hamilin sahte imzayı bilmeden çeki devralmış olması hâlinde banka ile keşideci arasındaki sorumluluk paylaşımı mahkeme kararlarında tartışmalı olmaya devam etmektedir. 5941 sayılı Çek Kanunu ile TTK hükümleri arasındaki ilişki de bu bağlamda dikkatle incelenmesi gereken bir alan oluşturmaktadır.
TTK Madde 824 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
