TTK ▸ Madde 846

TTK 846. Madde

(1) Bir varant hamilinin, sadece sattırdığı tevdi olunan malların alacağına yetmemesi hâlinde, borçlunun veya cirantaların mallarına başvurma hakkı vardır.

(2) Protesto çekmemiş veya kanuni süresi içinde tevdi olunan malları sattırmaya teşebbüs etmemiş olan varant hamili, cirantalarına karşı bütün haklarını kaybederse de borçluya karşı başvurma hakkı geçerliliğini sürdürür.

TTK 846. Madde Gerekçesi

Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 758 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 846. Madde Açıklaması

TTK Madde 846, makbuz senedi ve varant hukuku alanında başvurma hakkı konusunu düzenlemektedir. TTK çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, başvurma hakkı ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 758. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Lisanslı depoculuk uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu maddenin uygulama alanı önemli ölçüde genişlemiş; finans sektörüyle tarım hukukunun kesişim noktasında kritik bir rol üstlenmiştir.

Uygulamada TTK Madde 846 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, yasal sürelere uyulmamasından kaynaklanan hak kayıplarıdır. Kambiyo senetlerinde ibraz, protesto ve başvurma sürelerine ilişkin kurallar emredici nitelikte olup taraflarca değiştirilemez. Örneğin ibraz süresini geçiren hamil, ciro edenler aleyhine başvurma hakkını yitirebilmekte; bu durum icra takiplerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmaktadır. Uygulamada bankalar ve avukatlar, başvurma hakkı konusundaki takvim hesaplamalarında tatil günleri, resmi engeller ve mücbir sebepler gibi istisnai durumları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Süre hatalarının telafisi oldukça güç olduğundan işlemlerin başlangıcından itibaren dikkatli bir takvim yönetimi şarttır.

TTK Madde 846 kapsamındaki yükümlülüklere aykırılık, senet hamilinin depo edilmiş mal üzerindeki haklarını yitirmesi ya da rehin alacaklısının satış hakkının engellenmesi gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, makbuz senedi ve varant uyuşmazlıklarında belgelerin devir zincirini ve depo sözleşmesinin koşullarını birlikte incelemektedir. Bu madde kapsamındaki güvence mekanizmaları, özellikle tarım sektöründe uygulanan lisanslı depoculuk sisteminin hukuki altyapısını pekiştirmektedir. Finansman aracı olarak makbuz senedi ve varantın etkin kullanımı, ancak ilgili TTK hükümlerine tam uyum sağlandığında mümkün olmaktadır. Tarafların uzman hukuki danışmanlık alması, risklerin önceden yönetilmesi bakımından kaçınılmazdır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Açıklama

TTK Madde 846, varant hamilinin alacağını rehin konusu maldan tam olarak tahsil edememesi hâlinde başvurabileceği kişileri ve bu başvurma hakkının korunma şartlarını düzenler. Birinci fıkraya göre varant hamili, sattırdığı tevdi olunan malların satış bedelinin alacağına yetmemesi durumunda, açık kalan kısım için borçlunun veya cirantaların mallarına başvurma hakkına sahiptir. İkinci fıkra ise bu başvurma hakkının kullanılabilmesini belirli usuli yükümlülüklere bağlar: protesto çekmemiş veya kanuni süresi içinde tevdi olunan malları sattırmaya teşebbüs etmemiş olan varant hamili, cirantalarına karşı bütün haklarını kaybeder, ancak borçluya karşı başvurma hakkı geçerliliğini sürdürür.

Hükmün uygulanmasında varant hamili, önce teminat işlevi gören malı paraya çevirmek zorundadır; bu satış alacağı tam olarak karşılamazsa, açıkta kalan tutar için kişisel sorumlulara yönelir. Cirantalara başvurabilmek için hamil, kanunda öngörülen şekil ve sürelere uymakla yükümlüdür; özellikle malların süresinde sattırılması için girişimde bulunması ve gerektiğinde protesto işlemini zamanında yapması gerekir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi, kambiyo hukukundaki başvurma rejimine benzer biçimde, ciranta zincirindeki kişilerin sorumluluğunun ayakta kalmasının koşuludur. Süre ve şekil şartlarına uyulmaması, cirantalara karşı hakların düşmesi sonucunu doğurur ve hamilin alacağını yalnızca asıl borçludan istemesiyle yetinmesine yol açar. Bu yönüyle hüküm, varant hamilini önce teminatı paraya çevirmeye, ardından gerekli usuli adımları zamanında atmaya yöneltir.

Borçluya karşı başvurma hakkının her hâlde korunması, asıl borç ilişkisinin usuli ihmallerden bağımsız biçimde ayakta kalmasını sağlar; TTK Madde 846 bu yönüyle teminat dışı kalan alacak için hamile çok katmanlı bir güvence sunar. Örneğin bir bankanın elindeki varantla teminat altına aldığı buğdayın satış bedeli, fiyatların düşmesi nedeniyle alacağı karşılamazsa, banka açık kalan kısım için borçluya başvurabilir; ancak malları süresinde sattırmaya teşebbüs etmemiş veya protestoyu kaçırmışsa cirantalara karşı talep hakkını yitirir. Yargıtay, varanta dayalı başvurma uyuşmazlıklarında öncelikle malların usulüne ve süresine uygun sattırılıp sattırılmadığını denetleyerek hamilin cirantalara karşı hakkının ayakta olup olmadığını bu hükme göre belirlemektedir. Buna karşılık asıl borçluya yönelik talep, bu usuli adımlar atılmasa dahi açık alacak miktarıyla sınırlı olarak korunmaya devam eder.