TTK 856. Madde
(1) Taşıma senedi taraflardan birinin istemi üzerine düzenlenir. Senet üç özgün nüsha olarak hazırlanır ve gönderen tarafından imzalanır. Gönderen, taşıyıcının da taşıma senedini imzalamasını isteyebilir. El yazısı ile imzalanmış taşıma senetlerinin suretlerindeki imza, damga veya mühür şeklinde ya da basılı olabilir. Bir nüsha gönderene aittir, diğeri eşyaya eşlik eder, üçüncüsü taşıyıcıda kalır.
(2) Taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesi kurulur. Eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına karinedir.
TTK 856. Madde Gerekçesi
Birinci fıkra: Kanuna göre taşıma senedinin düzenlenmesi zorunlu değildir. Kanun taşıma senedinin taraflardan birinin talebi üzerine düzenlenmesini hükme bağlayarak 6762 sayılı Kanunun 768 inci maddesinin birinci fıkrasından ayrılmıştır. Eski metin taşıyıcının talep etmesi halinde gönderenin senedi düzenleyeceğini öngörüyordu. Eski metinden gönderenin böyle bir talebi yoksa taşıma senedinin düzenlenmeyeceği anlamı çıkıyordu. Bunun sonucu olarak da taşıma senedi sadece gönderen tarafından imzalanabiliyordu. Oysa taşıma senedinin düzenlenmesi bazı hallerde gönderenin de menfaatine olabilir. Bu sebeple hüküm her iki tarafın talebine açık bir şekilde kaleme alınmış ve ayrıca gönderenin taşıma senedini taşıyıcının da imzalamasını istemesine olanak verilmiştir. Taşıma senedi CMR’nin 5 inci maddesinin birinci fıkrasına ve Alm. TK m. 408 (2)’ye uygun olarak üç özgün nüsha olarak düzenlenir. Kanun taşıma senedinin iki nüsha olarak düzenleneceğini öngören 6762 sayılı Kanunun 768 inci maddesinden ayrılmıştır. Üç özgün nüsha şartı amaca uygundur. Çünkü bir nüsha gönderene, bir nüsha taşıyıcıya aittir; üçüncü nüsha da eşyaya eşlik eder. Taşıma senedinin imzası elle atılır. Ancak BK m. 12’de öngörülen şekilde de imzalanabilir. 1526 ncı maddeye de bakınız. Taşıma senedi kıymetli evrak değildir. Sadece bir ispat senedidir. İkinci fıkra: Kanun taşıma sözleşmesinin yapılmasını bir şekle bağlamamıştır. Taşıma sözleşmeleri tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun iradeleri ile kurulur. Eşyanın taşıyıcıya teslimi, CMR m. 4 ve 5’e uygun olarak taşıma sözleşmesinin varlığına karine kabul edilmiştir. Bu karinenin aksi muteber delillerle ispatlanabilir. Taşıma senedinin sözleşmenin kurulmasında etkisi yoktur. Ancak Tasarının 858. maddesi çerçevesinde ispat gücü vardır.
TTK 856. Madde Açıklaması
TTK Madde 856, taşıma hukuku alanında taşıma senedi konusunu düzenlemektedir. TTK ve 6098 sayılı TBK kapsamında eşya taşıma hukukuna ilişkin bu hüküm, taşıma senedi ilkesini taşıyıcı ve gönderen arasındaki sözleşmesel çerçevede düzenlemektedir. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 768. maddesiyle paralellik göstermekte; 6102 sayılı TTK’nın taşıma hukukuna getirdiği sistematik yenilikler doğrultusunda kaleme alınmıştır. Eşya taşıma sözleşmelerinde tarafların hak ve borçlarını netleştiren bu hüküm, özellikle taşınan eşyanın kayıp veya hasara uğraması durumunda uygulanacak hukuki rejimi belirlemesi bakımından kritik bir işlev üstlenmektedir. Bu hüküm, uluslararası taşıma pratiklerinde de referans alınan bir norm niteliği taşımakta; lojistik operasyonlarının hukuki çerçevesini pekiştirmektedir.
Uygulamada TTK Madde 856 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, taşıma senedi hükmünün uygulama koşullarının hatalı yorumlanmasıdır. Taşıma hukuku alanında faaliyet gösteren tacirler ve finans kurumları, bu madde kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde hem sözleşmesel hem de yasal yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Özellikle çok taraflı ticari ilişkilerde her tarafın haklarını ve borçlarını önceden belirlemesi, ilerleyen aşamalardaki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu madde, tarafların işlem güvenliğini sağlamak için başvuracakları temel hukuki dayanaklardan birini oluşturmaktadır.
TTK Madde 856 hükmüne aykırı davranışların hukuki sonuçları, taşıyıcının sorumsuzluk iddiasının kabul görmesi ya da gönderenin tazminat taleplerinin tamamen reddedilmesi biçiminde ortaya çıkabilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki davalarda belge düzenine, ihbar yükümlülüğüne ve zamanaşımı sürelerine titizlikle uyulmasını aramaktadır. Mahkeme kararlarında ağırlık kazanan bir diğer husus da eşyanın teslim alındığı andaki durumunun ispat külfetinin hangi tarafta olduğudur. Ticari taşımacılık sektöründe uluslararası CMR Konvansiyonu hükümleriyle birlikte uygulanan bu madde, özellikle ihracat lojistiğinde hukuki güvencenin sağlanmasında belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle nakliyat ve lojistik firmalarının TTK’nın taşıma hukuku hükümlerine hâkim olması zorunlu bir gereklilik hâlini almıştır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
