Anayasa Madde 54
(1) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
(2) Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
(3) (Mülga üçüncü fıkra: 7/5/2010-5982/7 md.)
(4) Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.
(5) Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak
(6) Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.
(7) Yüksek hakem kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.
(8) (Mülga yedinci fıkra: 7/5/2010-5982/7 md.)
(9) Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiç bir şekilde engellenemez.
Danışma Meclisi Gerekçesi
Grev ve lokavt hakları Grev ve lokavt hakları tanınmıştır. Lokavtın anayasal hak olarak tanınması bir denge fikrinin sonucudur. Lokavtın yasaklanması yolunda belirlenen düşüncelerin uygulanması halinde, işverenlerin elinden tek mücadele ve mukabele oranının alınması sonucu doğardı. Varlığı tartışılan lokavt hakkının Anayasal güvenceye kavuşturulması bu nedenle gerekmiştir. Sosyal alanda işçi ve işveren mücadele ederlerken eşit araçlar kullanırlarsa, ancak o zaman, bu mücadele topluma zarar verici olmaktan çıkar. Aksi halde grevsiz lokavt ile lokavtsız grev ayrı sonuçları verir. Grev ve lokavt hakları sadece toplu sözleşme yapılırken uyuşmazlık çıkması halinde tanınmış; başka deyişle, hak grevi yolu tıkanmıştır. Mahkemelere saygı ve çalışma barışı ilkeleri hak grevinin yasaklanmasına âmil olmuştur. Bir toplu iş sözleşmesi döneminde mutlak iş barışı esası kabul edilmiştir. Bu hakların her ikisi de iyi niyet kurallarına aykırı olarak, toplum zararına ve millî serveti tahrip etmek şeklinde kullanılamaz. Kanun koyucu bu çerçevede yasal düzenlemeler yapabilecektir. Grev sırasında gerek sendikaların kararı ile, teşviki ile gerek grevci olmayanlar; gerek grevci işçiler tarafından verilen zararlardan grevi yürüten sendika sorumludur. İşyerine verilen zararın, grev sonunda o iş yerinde çalışan işçilere yansıyacağı açıktır. Kanunla grevin ertelenebileceği ve yasaklanabileceği maddede ifade olunmuştur. Grev ve lokavtın yasaklandığı ve ertelendiği durumlar ile, bu anayasal kuruluşun özel maddesinde öngörülen hallerde uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu tarafından çözümlenecektir. Siyasal grevler ve lokavtlar ile, dayanışma amaçlı grev ve lokavtlar, genel grev ve lokavtlar, işyeri işgalleri, direnişler ve verim düşürmeler anayasada hukuka aykırı olarak nitelendirilmişlerdir.
Bunlar eskiden de yasak ve hukuka aykırı idiler. Bu açıklıkta Anayasa’da yer alması, herkes için anlaşılır bir düzenleme ihtiyacının duyulmasıdır.
Greve katılmayanların işyerine giriş ve çıkışlarının engellenmesinin yasaklanması, sendika – işçi – işveren ilişkisinin bozulmama amacı ile metne alınmış bir tedbirdir.
Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Madde — 49-50-51-52-53-54 … Danışma Meclisince kabul edilmiş bulunan 56 ncı madde 54 üncü madde olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemede grev hakkına değinilmiş ve buna karşılık olarak da iş verenin lokavta başvurmasının usul ve şartlarıyla kapsam ve istisnaların kanun ile düzenleneceği belirtilmiştir. Aynı şekilde grev hakkının usul ve şartları ile
kapsam ve istisnaları da kanunla düzenlenecektir. Lokavt ancak greve karşı uygulanabilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında yeralan «grev esnasında grev uygulanan işyerlerinde işçilerin ve sendikaların yaptıkları zararlardan sendika sorumludur.» şeklindeki hüküm «grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur» şeklinde değiştirilmiştir. Buradaki maddî zarardan amaç greve katılan işçilerin veya sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu meydana gelen tahripler ve benzeri zararlardır. Grev nedeniyle işyerinin kanun hükümlerine göre çalışamaması, üretim yapmaması veya üretim eksikliği yüzünden meydana gelen ekonomik zarar bu hükmün kapsamı dışındadır.
Maddenin beşinci fıkrasındaki «grev ve lokavtın yasaklandığı veya ertelendiği durumlarda uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu tarafından çözülür.» şeklindeki hüküm «grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda, ertelemenin sonunda uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safihasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.» şeklinde değiştirilmiştir. Fıkra metninde yapılan bu değişiklik ile grev ve lokavtın «ertelendiği durumlarda» değil «ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda» Çözümün Yüksek Hakem Kurulunca yapılacağı belirtilmiştir. «Ertelendiği durumlarda» ibaresi, ertelenme kararının verildiği gün veya bir kaç gün sonra uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği anlamında yorumlanabileceğinden böyle bir yorum ertelenme müessesesiyle telif edilemez. Uygulamaya açıklık getirebilmek için ertelemenin sonunda konunun çözüm için Yüksek Hakem Kuruluna gideceği vurgulanmıştır. Grev hakkı ve lokavt ile erteleme müessesesinin birlikte tetkik edilerek erteleme süresinin sonunda çözüm için zorunlu olarak Yüksek Hakem Kuruluna gidileceği de gözönünde bulundurulup erteleme süresinin gerçekçi bir biçimde kanun ile tespit edilmesi gerekmektedir. Diğer yönden Yüksek Hakem Kurulunun çözüme ilişkin kararları toplu iş sözleşmesi hükmünde olacağından bu kararların kesin olması da zorunlu görülmüştür. Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanun ile düzenlenecektir.
Maddenin «greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, hiçbir şekilde engellenemez» şeklindeki son fıkrası «greve katılmayanların işyerinde çalışmaları greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.» şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile anılan hükmün maksadı dışında yorumlanmaması amaçlanmıştır.
7/5/2010 Tarihli ve 5982 Sayılı Kanun’la Yapılan Değişiklik
