Anayasa ▸ Madde 69
MADDE 69
Siyasi partilerin uyacakları esaslar

Anayasa Madde 69

(1) (Değişik: 23/7/1995-4121/7 md.)

(2) Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir.

(3) Siyasi partiler, ticari faaliyetlere girişemezler.

(4) Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir. Bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesince siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun tespiti, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar kanunda gösterilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim görevini yerine getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.

(5) Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.

(6) Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.

(7) Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 3/10/2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.

(8) (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.

(9) Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.

(10) Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.

(11) Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır.

(12) (Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/25 md.) Siyasî partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasî partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir.

Danışma Meclisi Gerekçesi

Siyasî partilerin uyacakları esaslar Bu madde de siyasî partilerin kurulduktan sonra siyasî faaliyette bulunurlarken uyacakları esasları tespit etmektedir. 1961 Cumhuriyet Anayasasının 57 nci maddesi bu hususta hükümler koymuşsa da bu yeterli olmamıştır. Siyasî partiler her durum ve vaziyette bütün faaliyetlerinde tüzük ve programlarına ve Anayasanın 13 üncü maddesinin dışına çıkamazlar. 1961 1980 dönemindeki uygulamada siyasî partilerin faaliyetlerinde kendilerine destekçi dernekler, sendikalar, vakıflar, meslekî kuruluşlar, kooperatifler ve kamu kurumu niteliğinde meslekî kuruluşlar ve bunların üst kuruluşlarıyla çeşitli kuruluş ve birlikler bularak bunları kendi politikalarına alet ettikleri veya onların etkisi altında kaldıkları görülmüştür. Bunları önlemek için siyasî partilerin kendi politikalarını yürütmek ve güçlendirmek amacıyla dernek, sendika, vakıf, kooperatif ve diğer kuruluşlarla maddî ve manevî yönlerden güçbirliği yapmamaları esası kabul edilmiştir.

Siyasî partilerin, parti içi demokrasiye uyacaklarını belirten bir hükme yer vermek de gerekli görülmüştür.

Siyasî partilerin bütün bu yönleri ile faaliyetlerinin Anayasa, kanunlar ve kendi tüzük ve programlarına uyup uymadıklarını öncelikle denetleme; faaliyetlerini de sürekli olarak takip ederek, bunlar hakkında Anayasa ve kanunlara uymadığı takdirde dava açma ve hatta kapatma talep etme yetki ve görevi Cumhuriyet Başsavcılığına verilmiştir.

Siyasî partilerin malî denetimi ve faaliyetlerinin Anayasa, kanunlar, içtüzük ve programlarına uymadığı zaman Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılacak siyasî partileri kapatma davasına Anayasa Mahkemesinin görevlendirilmesi yine korunmuştur.

Geçmiş uygulamalardan ortaya çıkan sonuç şunu göstermektedir ki kapatılan siyasî partilerin yöneticileri ve kurucuları partilerin kapatılmasına rağmen kendileri siyasî faaliyete devam etmişler; kurulmuş partilere girerek eskisinden daha güçlü bir şekilde Laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı siyasî parti faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan siyasî partilerin kapatma kararında sorumlu görülen kurucu veya genel merkez yöneticilerinin başka isim ve programlarla da olsa siyasî parti kuramayacakları ve kurulmuş partilerde yönetim ve denetim görevi alamayacakları mahkemece kararlaştırılır.

Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Danışma Meclisince kabul edilen 78 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan «……. ile maddî ve manevî yönlerden güç birliği yapamazlar» ibarelerine açıklık getirilerek «…… ile siyasî ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar. Bunlardan maddî yardım alamazlar.» şeklinde bir düzenleme yapılmıştır. Ayrıca, «Anayasa Mahkemesinin kararında, partinin kapatılmasına fiil ve beyanlarıyla sebebiyet verdikleri belirtilen parti kurucularıyla genel merkez yönetim organları üyeleri, başka isim ve programlarla da olsa yeni parti kuramazlar ve kurulmuş partilerde yönetim ve denetim görevi alamazlar.» şeklindeki yedinci fıkra temelli kapatılan siyasî partiler hakkında yapılacak uygulamayı kesin hatlarıyla belirlemek için yeni baştan düzenlenmiştir. Maddeye eklenen yeni bir fıkra ile de siyasî partilerin yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlar ile yabancı ülkelerdeki dernek ve gruplardan malî yardım alamayacakları, bunlardan herhangi birinin karar veya talimatlarının bağlayıcılığını kabul edemeyecekleri hükmü getirilmiştir.