Raporlu bir çalışan iyileştiğini düşünüp bazen işine erken dönmek ister. Bir başkası ise hekimin hatalı düzenlediğini düşündüğü raporu sildirmek ister. Bu yazı önce istirahat raporu iptal yolunun var olup olmadığını mevzuat metni üzerinden ele alıyor. Ayrıca uygulamada sgk istirahat raporu iptali denen işlemin hangi hükümlere dayandığını da açıklıyor. Ardından doktor rapor vermek zorunda mı sorusuna geçiyor. Aile hekimi rapor vermiyor şikâyetinde hastanın izleyebileceği yolları da gösteriyor. Son olarak işverenin rapora itirazını ve gerçeğe aykırı raporun ceza boyutunu ele alıyor. Memurlar için geçerli farklı kuralları da inceliyor.
Son güncelleme: 17.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine dayanır. Kontrol kapsamındaki kanunlar: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, TCK, HMK ve İYUK. Kontrolün kapsadığı ikincil düzenlemeler: Sosyal Sigorta İşlemleri, Hasta Hakları ve Yataklı Tedavi Kurumları İşletme yönetmelikleri. Memur hastalık raporlarına ilişkin Yönetmelik ile Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi de kontrole dâhildir.
İstirahat Raporunu Kim Düzenler ve Rapor Nasıl Onaylanır?
Kanun, geçici iş göremezlik ödeneği için Kurumun yetkilendirdiği hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu almayı şart koşar (5510 s. K. m. 18/1). Geçici iş göremezliği ise Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği tanımlar (m. 38/1). Buna göre geçici iş göremezlik, bu raporlarda yazılı istirahat süresince çalışamama hâlidir. Yönetmelik m. 39/1’e göre istirahat raporunu Sağlık Bakanlığının yetkilendirdiği hekimler düzenler. Bu hekimin Kurumla sözleşmeli ya da sözleşmesiz bir sağlık hizmet sunucusunda görev yapması mümkündür.
5510 s. K. m. 18 güncel kanun metni →
Hekim raporda sigortalının çalışıp çalışamayacağını veya kontrol muayenesinin yapılıp yapılmayacağını belirtir (Yönetmelik m. 39/6). Ardından hekim veya sağlık kurulu raporu elektronik ortamda Kuruma gönderir. İşverenin bu belgeyi görüntüleme imkânı vardır. Bu nedenle gönderim, sigortalının çalışmadığına dair bildirim için yapacağı tebligatın yerine geçer (m. 39/7). Elektronik raporu yetkilendirilen sağlık hizmet sunucusu, düzenleme tarihinden itibaren üç iş günü içinde onaylar (m. 39/8). Hekim raporu elektronik ortamda düzenleyemezse sunucu bir nüshasını aynı sürede gönderir. Gönderim yeri, ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğü veya merkezidir. Ödeneğin dayanağı olan hüküm 5510 sayılı Kanun m. 18 geçici iş göremezlik ödeneği sayfasında yer alır.
Tek Hekim ve Sağlık Kurulu Sınırları
Yönetmelik m. 39/2, ayaktan tedavide tek hekimin bir defada en çok on gün istirahat verebileceğini düzenler. Kontrol muayenesini raporda belirtmişse hekimin istirahati uzatma yetkisi vardır. Bu uzatmada toplam süre yirmi günü geçemez. Buna karşılık yirmi günü aşan istirahat raporlarını sağlık kurulu verir. Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi, tedavinin başladığı tarihten itibaren altı ayı geçemez. Ancak bu sürenin uzaması mümkündür. Bunun için sağlık kurulu, tedaviye devamın malullüğü önleyebileceğini veya önemli oranda azaltabileceğini raporla tespit etmelidir.
Bir takvim yılında tek hekimin ayaktan tedavide verdiği istirahat sürelerinin toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi aşan raporları sağlık kurulu verir (m. 39/12). Bakanlığın yetki tanıdığı işyeri hekiminin ise bir kerede en fazla iki gün istirahat verme yetkisi vardır (m. 39/5). Öte yandan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 22, istirahat için gerekli sağlık kurulu raporunu düzenler. Hüküm, bu raporu kural olarak ilgili daldan üç uzmanın katılımıyla vermeyi öngörür. Aynı dalda üç uzman yoksa hastane kurulu yakın dallardan uzmanlarla tamamlar.
İstirahat Raporu İptal Edilir mi?
İncelenen mevzuat, hekimin düzenlediği bir raporu geri almak için “iptal” adını taşıyan ayrı bir usul öngörmez. İstirahat raporunun düzenlenmesini, süresini ve Kuruma gönderimini anlatan metin Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğidir. Ancak istirahat raporu iptal talebinin kime ve nasıl yapılacağını adıyla düzenlemez. Bu nedenle uygulamada sgk istirahat raporu iptali denen sonuca ulaşmanın yolu, mevzuattaki başka araçlardır. Bu araçların ilki, raporu düzenleyen hekime ve kuruma başvurudur. Diğerleri kayıt düzeltme hakkı, kontrol muayenesi ve yeni rapor isteme hakkıdır.
Buna karşılık sağlık kurulu raporu için mevzuat, adıyla bir itiraz usulü öngörür. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 29, sağlık kurulu kararına itiraz hakkını hastaya, yasal temsilcisine ve çalıştığı kuruma tanır. İtiraz dilekçesini gönderen merci, o yerin en büyük mülki amirliğidir. Amirlik dilekçeyi ilk raporun tasdikli örneğiyle en yakın başka bir sağlık kuruluna yollar. İki rapor aynıysa karar kesinleşir. Çelişki hâlinde ise hastanın gideceği yer, Bakanlığın saptadığı bir hakem hastanedir; bu hastanenin sağlık kurulu kararı kesindir. Tek hekim raporları bu hükmün kapsamında değildir.
Kayıt Düzeltme Hakkı ve İstirahat Raporu İptal Talebi
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 17, hastaya kayıtlarındaki eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkı tanır. Hüküm bu hakkın, sağlık durumuyla ilgili raporlara itirazı da kapsadığını açıkça yazar. Hastanın aynı ya da başka bir kurumda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme hakkı da vardır. Dolayısıyla hatalı tanı veya yanlış tarih içeren bir raporda hastanın dayanağı bu haktır. Hasta, istirahat raporu iptal başvurusunu bu hakka dayanarak düzenleyen kuruma yapmakta serbesttir. Ancak hekimin talebi karşılayıp karşılamayacağı, tıbbi değerlendirmesine bağlıdır.
Ayrıca hasta, aynı şikâyet için başka bir hekimden ikinci görüş isteme hakkına da sahiptir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 18). İkinci hekim farklı bir kanaate varırsa yeni rapor bu kanaati yansıtır. Ancak yeni raporun eski raporu hangi tarihten itibaren etkisiz kılacağını Yönetmelik ayrıca düzenlemez. Hasta haklarının genel çerçevesi, hasta haklarını tek tek açıklayan yazıda ayrıntılı olarak yer alır.
İşe Erken Dönmek: İstirahat Raporu İptal Edilmeden Çalışılabilir mi?
Kendini iyileşmiş hisseden çalışan için ilk ölçüt raporun içeriğidir. Kontrol muayenesini öngören bir raporda bu muayene önemlidir. Muayene, istirahatin devamını ya da sona ermesini değerlendirme imkânı verir (Yönetmelik m. 39/2, 39/6). Kontrol muayenesi yoksa çalışanın raporu düzenleyen hekime yeniden başvurma imkânı vardır. Hekim çalışabilir olduğuna kanaat getirirse durumu yeni bir belgeye bağlamakta serbesttir. Bu belgenin fiilen istirahat raporu iptal sonucunu doğurması mümkündür.
5510 sayılı Kanun m. 76/3 bu noktada önemli bir sonuç bağlar. Tedavinin sona erdiğine ve çalışılabilir durumda olduğuna dair belge almadan başka işte çalışan sigortalının aynı hastalık sebebiyle yapılan tedavi masrafları kendisinden alınır. Ayrıca aynı fıkraya göre sağlık kurulu raporuyla belli bir işte çalışamayacağı belgelenen sigortalı o işte çalıştırılamaz. Bu kişiyi çalıştıran işveren, aynı hastalık sebebiyle Kurumun yaptığı masrafları öder. Ancak hükmün “başka işte” ifadesi, aynı işe dönüşü de kapsayıp kapsamadığını açıkça söylemez. Dolayısıyla bu belirsizlik karşısında güvenli bir yol vardır. Çalışan, işe dönmeden önce Bakanlığın yetkilendirdiği hekimden çalışabilir belgesi almalıdır.
SGK İstirahat Raporu İptali ve Kurum Kayıtları
Hekim raporu elektronik ortamda Kuruma gönderir. Bu nedenle sağlık kuruluşundaki kayıt ile Kurum kaydı birbirine bağlıdır. Dolayısıyla sgk istirahat raporu iptali isteyen kişinin başvuru noktası, kural olarak raporu düzenleyen sağlık hizmet sunucusudur. Yönetmelik bu konuda Kuruma doğrudan başvuruya ilişkin ayrı bir usul yazmaz. Öte yandan Yönetmelik, sağlık hizmet sunucusunun düzenlediği elektronik raporu geri almasını veya düzeltmesini de ayrıca düzenlemez.
Kurumun raporlu dönemi denetlemesine ilişkin doğrudan hüküm ise Yönetmelik m. 77/1’dir. Buna göre Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirdiği memurların inceleme yetkisi vardır. Yetkinin konusu, sigortalıların geçici iş göremezlik süresince fiilen çalışıp çalışmadığını mahallinde incelemektir. Böylece Kurumun, raporlu günlerde sigortalının çalışıp çalışmadığını kendi eliyle tespit etme imkânı vardır.
İstirahat Raporu İptal Edilmeden Çalışılırsa Ödenek Ne Olur?
Yönetmelik, geçici iş göremezlik ödeneğini istirahat süresince çalışamama hâline bağlar (Yönetmelik m. 38). Hastalık hâlinde 4/1-a kapsamındaki sigortalının ödenek alması bir şarta bağlıdır. İş göremezlikten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirimi olmalıdır. Kurum bu ödeneği, iş göremezliğin üçüncü gününden itibaren her gün için öder (5510 s. K. m. 18/1-b). Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığında Kanun, 4/1-a sigortalısı için prim günü şartı aramaz. Bu hâlde Kanun ödeneği her gün için öngörür. Ödenek yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavide üçte ikisidir (m. 18/3).
İşveren, 4/1-a kapsamındaki sigortalının istirahatli olduğu dönemde çalışıp çalışmadığını elektronik ortamda Kuruma bildirmek zorundadır. İşveren bu bildirimi, aylık prim ve hizmet belgesini vereceği süre içinde yapar. Söz konusu belge, istirahatin sona erdiği aya aittir (Yönetmelik m. 40/9). Bildirimi hiç yapmayan veya süresi dışında yapan işverene Kurum idari para cezası uygular. Cezanın dayanağı 5510 sayılı Kanunun 102/1-i maddesidir. Kurum ise 4/1-b kapsamındaki sigortalıdan istirahatli dönemde çalışmadığına dair yazılı veya elektronik beyan ister (m. 40/12).
Bu düzen karşısında sigortalı raporlu günlerde fiilen çalışmışsa o günler için ödenek ödemek, ödeneğin tanımıyla bağdaşmaz. Kurum ödeme yapmışsa, 5510 sayılı Kanun m. 96 ona yersiz ödemeyi geri isteme hakkı tanır. Ödeme sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından doğmuşsa hüküm, ödeme tarihlerinden itibaren kanuni faiz öngörür. Buna karşılık ödeme Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmışsa hüküm, faiz için farklı bir başlangıç öngörür. Bazen çalışan istirahat raporu iptal ettirmeden işe döner. Bu durumda işveren, m. 40/9 uyarınca bu çalışmayı Kuruma doğru bildirmekle yükümlüdür.
İşveren İstirahat Raporu İptal Ettirebilir mi?
Hekimin işçiye verdiği tek hekim raporuna karşı incelenen mevzuat, işverene adını koyduğu bir itiraz yolu tanımaz. Sağlık kurulu raporunda ise Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 29 saklıdır. Bu hüküm itiraz hakkını hastanın yanında onun çalıştığı kuruma da tanır. Hükmün özel işvereni kapsayıp kapsamadığını Yönetmelik ayrıca açıklamaz. Bu noktada sonuç somut olaya göre değişir. Öte yandan raporun iş sözleşmesine etkisini İş Kanunu düzenler. Ancak Kanun, raporun tıbbi doğruluğunu denetleme yetkisini işverene vermez. Ayrıca Hasta Hakları Yönetmeliği m. 17, kayıt düzeltme ve rapora itiraz hakkını hastaya tanır. İşverenin raporu gerçeğe aykırı bulduğunda başvurabileceği başka yollar vardır. Bu yollar ihbar, suç duyurusu ve iş hukukundaki fesih hükümleridir.
Raporun ispat değerini işverenin hangi delillerle sarsabileceği konusunda Kanun ayrı bir hüküm içermez. Bu konuda sonuç somut olaya göre değişir. İşverenin raporu yok sayarak raporlu günleri devamsızlık kabul etmesinin sonradan ciddi bir fesih uyuşmazlığına dönüşme ihtimali vardır. Bu nedenle işverenin rapora karşı tutumunu, aşağıdaki fesih hükümlerinin şartlarına göre değerlendirmesi gerekir.
İş Kanunu m. 25/I-b ve Bekleme Süresi
İş Kanunu m. 25/I, sağlık sebepleriyle işverene derhal fesih hakkı tanır. Bunlardan ilki, işçinin kendi kastından, derli toplu olmayan yaşayışından veya içkiye düşkünlüğünden doğan bir hastalığa yakalanmasıdır. Bu hâlde devamsızlığın ardı ardına üç iş gününü veya bir ayda beş iş gününü aşması gerekir. Şart gerçekleşirse işveren sözleşmeyi feshetme hakkı kazanır (m. 25/I-a). Ayrıca Sağlık Kurulu, işçinin hastalığının tedavi edilemeyecek nitelikte olduğunu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunu saptarsa da fesih hakkı doğar (m. 25/I-b).
İK m. 25 güncel kanun metni →
Diğer hastalık hâllerinde işverenin bildirimsiz fesih hakkı daha geç doğar. Hak, hastalığın m. 17’deki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra ortaya çıkar. Örneğin işi üç yıldan fazla sürmüş işçide bildirim süresi sekiz haftadır. Bekleme süresi bu nedenle on dört haftaya ulaşır. Kanun, iş sözleşmesinin askıda kaldığı bu süreler için ücret işlemeyeceğini de belirtir. Ayrıca bekleme süresinde işe geçici devamsızlık, m. 18 kapsamındaki işyerlerinde geçerli fesih sebebi oluşturmaz (m. 18, f bendi). Maddenin tam metni İş Kanunu m. 25 işverenin haklı nedenle fesih hakkı sayfasındadır.
Raporlu İken Başka İşte Çalışma
Kanunun 25/II-e bendi, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları işveren için haklı fesih sebebi sayar. Raporlu olduğu günlerde başka bir işte çalışan işçinin davranışının bu bende girmesi mümkündür. Ancak sonucun hastalığın türüne, işçinin yaptığı işin niteliğine ve raporun içeriğine göre değişmesi mümkündür. Kanun bu hâl için ayrı bir ölçüt saymaz. İşverenin bu hâllerde fesih hakkını kullanma süresi, m. 26 uyarınca altı iş günüdür. Süre, davranışı öğrendiği günden itibaren işler. Fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra ise bu hak kullanılamaz. İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Raporlu Günler ve Yıllık İzin
Yıllık izin hesabında m. 55/a özel bir kural koyar. Hüküm, işçinin hastalık nedeniyle işine gidemediği günleri çalışılmış gibi sayar. Ancak bekleme süresini aşan kısım bu hesaba girmez. Ayrıca işverenin yıl içinde verdiği hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez (m. 56). Bu kural, işverenin raporlu günleri işçinin yıllık izninden düşmesini engeller.
İK m. 56 güncel kanun metni →
Doktor Rapor Vermek Zorunda mı?
Bu soruya mevzuattan tek kelimelik bir cevap çıkmaz. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi m. 16’ya göre hekim, bir kimsenin sağlık durumu hakkında bizzat yaptığı muayene sonucunda edindiği vicdani ve fenni kanaate göre rapor verir. Aynı madde, hekimin özel bir amaçla veya hatır için rapor ya da belge veremeyeceğini düzenler. Bu nedenle hasta istedi diye doktor rapor vermek zorunda değildir. Hekimin rapor verip vermeyeceği, muayene bulgusuna ve tıbbi kanaatine bağlıdır.
Nizamname m. 18 ise hekime hastaya bakmayı reddetme imkânı tanır. Bu ret mesleki veya şahsi sebeplere dayanır. Acil yardım ile resmî veya insani vazifenin ifası hâlleri ise bu imkânın dışındadır. Bu hüküm muayeneyi reddetmeyi düzenler. Hekim muayeneyi yaptıktan sonra raporun takdirini ise m. 16 belirler. Öte yandan Hasta Hakları Yönetmeliği m. 6, hastaya sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre faydalanma hakkı verir. Bu nedenle doktor rapor vermek zorunda değildir. Yine de m. 16 karşısında ret kararının da muayene bulgusuna dayanması doğal bir beklentidir. Hekimin tıbbi takdirinin sınırları hekimin takdir yetkisine dair Anayasa Mahkemesi incelemesi yazısında da yer alır.
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, istirahat raporuna ilişkin özel bir hüküm içermez. Bu yüzden doktor rapor vermek zorunda mı sorusunda belirleyici metinler üçtür. Bunlar Nizamname, Hasta Hakları Yönetmeliği ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğidir. Raporu vermeyen hekimin kararının tıbben yerinde olması mümkündür. Bu durumda hastanın başvurusu ancak yeni bir değerlendirme sağlar. Buna karşılık hasta, kararın tıbbi dayanaktan yoksun olduğunu iddia etmekte serbesttir. Bu iddiayı aşağıdaki başvuru yollarında ileri sürer.
Aile Hekimi Rapor Vermiyor: Hangi Yollar Var?
5510 sayılı Kanun m. 3/24, aile hekimini Sağlık Bakanlığının yetkilendirdiği ve Kurumla sözleşme yapmış hekim olarak tanımlar. Memurlar bakımından ilgili Yönetmelik m. 6/7, aile hekimlerinin raporlarını açıkça tek hekim raporu sayar. Ayrıca Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği, istirahat raporunu Bakanlığın yetkilendirdiği hekimlerin düzenlemesini arar. Hastanın aile hekimi rapor vermiyor ise önce bir soruya bakmak gerekir. Bu soru, istenen sürenin tek hekim sınırı içinde kalıp kalmadığıdır. Ancak bu yazının incelediği metinler, aile hekiminin rapor yetkisine özgü ayrı sınırlar içermez. Bu nedenle biri aile hekimine özgü bir sınır ileri sürerse bu sınırın dayanağını somut olayda ayrıca araştırmak gerekir.
Hastanın başka bir hekime başvurma hakkı, aile hekimi rapor vermiyor diye ortadan kalkmaz. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 8. maddesi hastaya sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirme hakkı verir. Bu hakkın şartı, hastanın tabi olduğu mevzuata uymasıdır. Sevk zincirine uymayan hasta, acil vakalar dışında aradaki ücret farkını kendisi karşılar. Ayrıca tek hekimin bir defada verebileceği süre en çok on gündür. Kontrol muayenesiyle uzatmada toplam süre yirmi günü geçemez. Yirmi günü veya yıllık kırk günü aşan istirahat raporunu sağlık kurulu verir. Uygulamada aile hekimi rapor vermiyor şikâyetinin bir kısmının aslında bu yetki sınırından kaynaklanması mümkündür.
Hekimin muayene sonrası tıbbi kanaati de belirleyicidir. Bazen muayeneden sonra aile hekimi rapor vermiyor ve hasta bu kararı tıbben yanlış buluyor. Bu durumda hastanın ikinci görüş isteme hakkı vardır (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 18). Hasta, aynı veya başka kurumda yeni rapor düzenlenmesini talep etmekte de serbesttir (m. 17). Ayrıca hastanın başvuruyu yazılı yapması yararlıdır. Yazılı başvuru, sonraki aşamalarda neyi istediğini ve hekimin talebi hangi gerekçeyle reddettiğini gösterir.
Muayenesiz veya Gerçeğe Aykırı Raporun Ceza Boyutu
Deontoloji Nizamnamesi m. 16, raporun hekimin bizzat yaptığı muayeneye dayanmasını şart koşar. Hekimin bu şarta uymadan düzenlediği rapor meslek kuralları bakımından aykırılık oluşturur. İçeriği gerçeğe aykırıysa ceza hukukunun da devreye girmesi mümkündür. TCK m. 210/2’ye göre gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip veya diğer sağlık mesleği mensubu üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Belge kişiye haksız menfaat sağlıyorsa ya da kamunun veya kişilerin zararına sonuç doğuruyorsa resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanır.
TCK m. 210 güncel kanun metni →
TCK m. 204/1, resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen ve sahte resmî belgeyi kullanan kişiyi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Kanun, görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî belgeyi gerçeğe aykırı düzenleyen kamu görevlisi için ise üç yıldan sekiz yıla kadar hapis öngörür (m. 204/2). Ayrıca resmî belgeyi düzenlemeye yetkili kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişinin sorumluluğunun da m. 206 uyarınca gündeme gelmesi mümkündür. Öte yandan m. 207, özel belgede sahteciliği ve sahte özel belgeyi bilerek kullanmayı düzenler.
TCK m. 204 güncel kanun metni →
Kamu hastanesinde görevli hekimin düzenlediği gerçeğe aykırı raporda hangi hükmün uygulanacağı, somut olayın niteliğine bağlıdır. Raporu bilerek kullanan hastanın sorumluluğu da aynı şekilde ayrı bir değerlendirme gerektirir. Bu suçların soruşturması şikâyete bağlı değildir. İşverenin, Kurumun veya üçüncü kişinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunma imkânı vardır. Hekimin cezai sorumluluğunun genel çerçevesini doktorun cezai sorumluluğu yazısı anlatır.
Rapor Verilmemesine Karşı Başvuru Yolları
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 42, hasta haklarının ihlali hâlini düzenler. Hüküm hastaya mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakkı tanır. Hasta, bir hak ihlali olduğunu düşündüğünde önce kurum bünyesindeki hasta hakları birimine başvurur (m. 42/A-f). Bazı yazılı veya elektronik başvuruları kurum kendi içinde çözemez. Bu başvuruları il sağlık müdürlüğünün oluşturduğu Hasta Hakları Kurulu değerlendirir (m. 42/B, 42/C-a). Kurul, başvurunun kendisine ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içinde karar verir (m. 42/C-d).
Kurul yolunun önemli bir sınırı vardır. Tıbbi hata iddialarına ilişkin başvuruları Kurul değerlendirmez (m. 42/C-ı). Bu nedenle Kurulun, hekimin rapor vermemesini tıbbi bir hata olarak nitelendiren başvuruyu incelememesi mümkündür. Buna karşılık hekimin hastayı muayene etmemesi veya ret gerekçesini açıklamaması gibi iddiaların hak ihlali kapsamına girmesi mümkündür. Kurul ihlal kararını ilgili kuruma ve personele yazılı olarak bildirir. Gerek görürse düzeltici işlem belirler (m. 42/C-b, c).
Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşu Ayrımı
Hasta Hakları Yönetmeliğinin 43. maddesi, hasta haklarının ihlalinde tazminat yolunu düzenler. Buna göre hastanın personeli istihdam eden kuruma karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır. Davalı kamu kurumuysa ihlalin kaynağı önem taşır. İhlal idari işlemden doğduğunda İYUK m. 12, idari eylemden doğduğunda m. 13 devreye girer. İYUK m. 13’e göre zarar gören, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurmalıdır. Zarar gören bu başvuruyu, eylem tarihinden itibaren en geç beş yıl içinde yapar. İdare isteği reddederse veya otuz gün içinde cevap vermezse zarar görenin idare mahkemesinde dava açma hakkı doğar. Özel kanunda ayrı süre yoksa dava süresi altmış gündür (İYUK m. 7, 13). Süre, ret işleminin tebliğini izleyen günden veya otuz günün bittiği tarihten itibaren işler. Hekimin rapor vermeme kararına karşı iptal davası açılıp açılamayacağını İYUK ayrıca düzenlemez. Sonuç kararın niteliğine göre değişir.
Özel sağlık kuruluşunda ise uyuşmazlığı kural olarak adli yargı inceler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre özel hastane ve hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesidir. Daire, 6502 sayılı Kanun döneminde hastaların açtığı bu davalarda tüketici mahkemesini görevli sayar (03.06.2021 tarihli, 2021/2755 E., 2021/5984 K.). Hasta ticari veya mesleki amaçla hareket ediyorsa tüketici sıfatının bulunmaması mümkündür. Bu durumda sonucun değişme ihtimali vardır. Tazminat talebini kurmak ayrı bir inceleme gerektirdiğinden bu yazı o ayrıntıya girmez. Kalemlerin hesabı malpraktis maddi tazminat davası yazısında yer alır.
İstirahat Raporu İptal Uyuşmazlığı Mahkemeye Giderse
İstirahat raporundan doğan uyuşmazlıkların hepsi tek bir davanın konusu olmaz; uyuşmazlığın tarafına göre farklı yargı yolları ortaya çıkar. Aşağıdaki tablo, başlıca durumları dayanaklarıyla birlikte gösterir.
| Uyuşmazlık | Kim başvurur / kime karşı | Merci | Süre | Dayanak |
|---|---|---|---|---|
| Ödenek veya yersiz ödeme işlemi | Sigortalı veya işveren; Kuruma karşı | Kanunda aksine hüküm yoksa iş mahkemesi | Dava açmadan önce Kuruma başvuru zorunlu; 60 gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır (7036 s. K. m. 4/1) | 5510 s. K. m. 101 |
| Rapor sebebiyle fesih ve işe iade | İşçi; işverene karşı (İş K. m. 18: 30+ işçi, 6 ay kıdem, belirsiz süreli sözleşme) | Önce arabulucu, anlaşma olmazsa iş mahkemesi | Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvuru; son tutanaktan itibaren 2 hafta içinde dava; adli tatil bu süreleri uzatmaz | İş K. m. 18, 20; HMK m. 103/1-ç, 104 |
| Kamu sağlık kuruluşunda hak ihlalinden zarar | Hasta; idareye karşı (hekime karşı değil) | Önce idareye başvuru, sonra idare mahkemesi | Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl içinde başvuru; ret veya 30 günlük sessizlikten sonra, özel kanunda ayrı süre yoksa 60 gün içinde dava | İYUK m. 7, 13; Hasta Hakları Yön. m. 43 |
| Memura hastalık izni verilmemesi | Memur; kurumuna karşı | İdare mahkemesi (ret, idari işlem niteliği taşıyorsa) | Özel kanunda ayrı süre yoksa yazılı bildirimden itibaren 60 gün | İYUK m. 7; Memur Hastalık Raporları Yön. m. 7/5 |
| Hasta hakları birimi ve Kurul başvurusu | Hasta; sağlık kuruluşu hakkında | Hasta hakları birimi, sonra il sağlık müdürlüğü Hasta Hakları Kurulu | Kurul 30 gün içinde karar verir; tıbbi hata iddiaları değerlendirilmez | Hasta Hakları Yön. m. 42/A-42/C |
Dava Kime Karşı Açılır?
Davalı, talebin hukuki sebebine göre değişir. Örneğin Kurumun ödeneği ödememesi veya yersiz ödemeyi geri istemesi gibi uyuşmazlıklar vardır. Bunlarda davalı, işlemi yapan Sosyal Güvenlik Kurumudur. Uyuşmazlık 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından doğar. Bu nedenle kanunda aksine hüküm yoksa davaya iş mahkemesi bakar (m. 101). Öte yandan rapor sebebiyle fesihte işçi, işvereni muhatap alır. Kamu sağlık kuruluşundaki hak ihlalinde ise hasta, tazminat davasını idareye karşı açar. Nitekim Hasta Hakları Yönetmeliği m. 43 de personeli istihdam eden kurumu gösterir.
Feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir (İş K. m. 20/2). İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Hükmün güncel metni İş Kanunu m. 20 fesih bildirimine itiraz sayfasında yer alır.
İK m. 20 güncel kanun metni →
Arabuluculuk Dava Şartı mı?
İşe iade yolu, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerine özgüdür (İş K. m. 18/1). Ayrıca işçinin en az altı aylık kıdemi ve belirsiz süreli bir sözleşmesi olmalıdır. İşe iade talebinde arabulucuya başvuru zorunludur. İş Kanunu m. 20/1’e göre işçi bir ay içinde arabulucuya başvurur. Süre, fesih bildiriminin tebliğinden başlar. Başvurunun usulü İş Mahkemeleri Kanunu hükümlerine tabidir. Taraflar anlaşamazsa işçi iş mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. Bu hakkı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde kullanır. Fıkra, işçinin arabulucuya başvurmadan açtığı davanın usulden reddi hâlini de düzenler. Bu durumda işçinin arabulucuya başvurma süresi, kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak bu yazının incelediği metinler bir noktayı düzenlemez. Bu nokta, Kuruma karşı davalarda ve diğer işçi alacaklarında arabuluculuğun dava şartı olup olmadığıdır. Bu nedenle bu davalardan önce İş Mahkemeleri Kanununun güncel metnini ayrıca kontrol etmek gerekir. İdari eylemden doğan tam yargı davasında ise İYUK, arabuluculuk şartı değil m. 13’teki ön başvuruyu arar.
Özel sağlık kuruluşuna karşı uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görevine giriyorsa ayrı bir şart gündeme gelir. Bu durumda kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TKHK m. 73/A).
İşçinin hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle açtığı davalar adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-ç). HMK m. 104’teki bir haftalık uzama ise yalnız adli tatile tabi dava ve işlerde geçerlidir. Bu nedenle adli tatil, bir aylık arabulucu süresini ve son tutanaktan itibaren işleyen iki haftalık dava süresini uzatmaz. Güvenli yol, süreleri takvim üzerinden hesaplamak ve son güne bırakmamaktır.
Deliller
Raporun aslı veya onaylı örneği temel delildir. Raporda çalışıp çalışamayacağı ve kontrol muayenesi kaydı yer alır (Yönetmelik m. 39/6). Bu nedenle bu bilgiler uyuşmazlığın merkezinde durur. Ayrıca taraf, hasta dosyasının, muayene kayıtlarının ve sağlık kurulu karar defterinin getirtilmesini isteme hakkına da sahiptir. Nitekim Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği, hastanenin kurul kararları için mühürlü bir defter tutmasını öngörür. Yönetmelik muhalif üyenin gerekçesini yazmasını da arar.
İşverenin elindeki bildirim kayıtları ve puantaj, raporlu günlerde işçinin çalışıp çalışmadığını göstermeye elverişlidir. Hastanın hasta hakları birimine başvurusu ve birimin cevabı da önemli delildir. Bu belgeler rapor talebinin tarihini ve hekimin talebi hangi gerekçeyle reddettiğini ortaya koyar. Hastanın sağlık dosyasını ve kayıtlarını inceleyip suretini alma hakkı vardır (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Tıbbi uygunluk tartışmasında mahkemenin bilirkişiye başvurma imkânı vardır. Bilirkişi teknik görüş verir, hukuki nitelendirme ise mahkemeye aittir.
Geçici Koruma: Delil Tespiti, İhtiyati Tedbir ve Yürütmenin Durdurulması
Adli yargıdaki uyuşmazlıkta tarafın delil tespiti isteme hakkı vardır (HMK m. 400/1). Tespitin konusu, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıadır. Delil tespiti için hukuki yarar gerekir. Delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır (m. 400/2). Örneğin birinin kayıtları değiştirmesi veya kayıtların kaybolması riskinin bu kapsama girmesi mümkündür.
Bazen mevcut durumdaki bir değişme, hakkı elde etmeyi önemli ölçüde zorlaştırır. Bu hâlde tarafın ihtiyati tedbir isteme hakkı vardır (HMK m. 389/1). Gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi de tedbir sebebidir. İdari yargıda ise dava açılması işlemin yürütülmesini durdurmaz (İYUK m. 27/1). Mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar verebilmesi için iki şart birlikte gerçekleşmelidir (m. 27/2). Bu şartlar telafisi güç veya imkânsız zarar ile açık hukuka aykırılıktır. Harç ve dava değeri, davanın türüne göre değiştiğinden bu yazı tutar vermez.
Memurlarda İstirahat Raporu İptal ve Denetim Kuralları
Devlet memurlarının raporlarını, 657 sayılı Kanunun 105. maddesine dayanan ayrı bir Yönetmelik düzenler. Memurun hastalık raporunu kural olarak kurum tabipliği, aile hekimliği veya SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları düzenler (m. 5/1). Sözleşmesiz sunucunun on günü geçmeyen raporu, sözleşmeli bir hekim onarsa geçerli olur. On günü aşan raporun geçerliliği için ise sözleşmeli sunucunun sağlık kurulunun onayı gerekir (m. 5/2).
Tek hekimin memura bir defada verebileceği rapor süresi en çok on gündür. Kontrol muayenesini öngörmüşse hekimin en çok on gün daha rapor verme yetkisi vardır (m. 6/4). Bir takvim yılında tek hekim raporlarının toplamı kırk günü geçemez (m. 6/6). Memur raporun aslını veya örneğini disiplin amirine ulaştırmak zorundadır. Bunun süresi, raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai bitimidir (m. 7/3). Kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun tedavi gerektiren hâllerde izin süresi on sekiz aya kadardır. Diğer hâllerde bu süre on iki aya kadardır (m. 6/1).
Memur Raporunda Hakem Hastane ve Usule Aykırılık
Rapordan şüphe hâlinde ise memur rejimi işçiden açıkça farklıdır. Raporun fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt varsa memur hastalık izni kullanıyor sayılır. Ancak idare onu Sağlık Bakanlığının belirlediği bir hakem hastaneye sevk eder (m. 7/7). Ardından idare, hakem hastanenin vardığı sonuca göre işlem yapar. Rapor Yönetmelikteki usule uygun değilse idare bunu memura yazılı olarak bildirir. Memur ertesi gün göreve gelmekle yükümlüdür (m. 7/5). Göreve gelmeyen memur izinsiz ve özürsüz görevi terk etmiş sayılır ve hakkında 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Bu aşamada doğabilecek disiplin sürecini disiplin cezasına itiraz süresi yazısı anlatır.
İşçi ve Memur Raporlarının Karşılaştırması
| Konu | 4/1-a sigortalısı (işçi) | Devlet memuru |
|---|---|---|
| Tek hekim bir defada | Ayaktan tedavide en çok 10 gün; kontrol muayenesi raporda belirtilmişse toplam 20 güne kadar (Sosyal Sigorta İşlemleri Yön. m. 39/2) | En çok 10 gün; kontrol muayenesi öngörülmüşse 10 gün daha (Memur Yön. m. 6/4) |
| Yıllık tek hekim sınırı | Ayaktan tedavide toplam 40 gün; aşanı sağlık kurulu verir (m. 39/12) | Toplam 40 gün; aşanı sağlık kurulu verir veya onaylar (m. 6/6) |
| Raporun bildirimi | Elektronik raporu sunucu 3 iş günü içinde onaylar; işveren raporu görüntüler (m. 39/7, 39/8) | Memur raporu ertesi günün mesai bitimine kadar disiplin amirine ulaştırır (m. 7/3) |
| Rapordan şüphe | Tek hekim raporuna karşı işverene tanınmış adlandırılmış itiraz yolu yok; ihbar, suç duyurusu ve fesih hükümleri. Sağlık kurulu raporunda Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yön. m. 29 saklı (“çalıştığı kurum” ibaresinin özel işvereni kapsayıp kapsamadığı Yönetmelikte açıklanmaz) | Fenne aykırılık tereddüdünde hakem hastaneye sevk; memur bu sırada izinli sayılır (m. 7/7) |
| Usule aykırı rapor | Ödeneğin şartı yetkilendirilmiş hekim veya kurul raporudur (5510 s. K. m. 18/1) | Hastalık izni verilmez; yazılı bildirimden sonraki gün göreve gelme yükümlülüğü (m. 7/5) |
Memur Yönetmeliğinde hüküm bulunmayan hâllerde 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uygulanır (m. 11). Bu nedenle memur raporunu sağlık kurumunda düzeltmek isterse Hasta Hakları Yönetmeliği m. 17 burada da yol gösterir. Ayrıca memurlar bakımından istirahat raporu iptal talebini tek başına değerlendirmek yetmez. Bu talebi hastalık iznini geri alma ve göreve dönüş tarihi ile birlikte ele almak gerekir. 657 sayılı Kanun m. 105’teki süreler kadar izin kullanan memurun işe başlayabilmesi için ise iyileştiğine dair resmî sağlık kurulu raporu gerekir (m. 9). Mevzuatın güncel metinlerine mevzuat.gov.tr resmî mevzuat sistemi üzerinden ulaşmak mümkündür.
Sonuç
İncelenen mevzuatta istirahat raporu iptal adıyla ayrı bir usul bulunmaz. Hatalı rapor için kişinin dayanağı, Hasta Hakları Yönetmeliği m. 17’deki kayıt düzeltme, rapora itiraz ve yeni rapor isteme haklarıdır. Ancak talebin sonucu hekimin tıbbi değerlendirmesine bağlıdır. İşe erken dönmek isteyen çalışan için kontrol muayenesi ve Bakanlığın yetkilendirdiği hekimden alacağı çalışabilir belgesi önem taşır. Sigortalı raporlu günlerde çalışırsa ödeneğin dayanağı ortadan kalkar. Bu durumda Kurumun ödediği tutarı 5510 sayılı Kanun m. 96 uyarınca geri isteme hakkı vardır. SGK istirahat raporu iptali için Kuruma doğrudan başvuruya ilişkin ayrı bir usul Yönetmelikte yer almaz. Başvuru noktası kural olarak raporu düzenleyen sağlık kuruluşudur. Sağlık kurulu raporuna karşı ise ilgililerin Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 29 uyarınca itiraz hakkı vardır. İki rapor çelişirse hakem hastane karar verir.
Hasta istedi diye doktor rapor vermek zorunda değildir. Rapor, muayeneye dayanan tıbbi kanaatin sonucudur ve hekim onu hatır için veremez. Muayene sonrasında aile hekimi rapor vermiyor ise hastanın önünde üç yol vardır. Bu yollar ikinci görüş istemek, başka kurumda yeni rapor talep etmek ve hasta hakları birimine başvurmaktır. Hasta Hakları Kurulu tıbbi hata iddialarını incelemez. Tek hekim raporuna karşı mevzuatın işverene adını koyduğu bir itiraz yolu yoktur. İşveren bu nedenle ihbar, suç duyurusu ve İş Kanunu m. 25’teki şartlı fesih hükümleriyle hareket eder. Öte yandan gerçeğe aykırı rapor, TCK m. 210/2 ve resmî belgede sahtecilik hükümlerinin kapsamına girme ihtimali taşır. Memurlarda ise raporun fenne aykırılığı tereddüdünde hakem hastaneye sevk usulü geçerlidir.
Sık Sorulan Sorular
İstirahat raporu iptal edilir mi?
İncelenen mevzuat iptal adıyla ayrı bir usul öngörmez. Kayıt düzeltme hakkını düzenleyen Hasta Hakları Yönetmeliği m. 17, hastaya hatalı bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkı verir. Hastanın rapora itiraz etme ve aynı veya başka kurumda yeni rapor talep etme hakkı vardır. Hekim raporda kontrol muayenesi öngörmüşse istirahatin devamını bu muayenede de değerlendirir. İlgililer ise sağlık kurulu raporuna Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 29 uyarınca itiraz hakkına sahiptir.
Raporluyken işe dönersem ne olur?
Geçici iş göremezlik ödeneği çalışamama hâline bağlıdır. Bu nedenle Kurumun, sigortalının çalıştığı günler için yaptığı ödemeyi geri isteme hakkı vardır. Bu hakkın dayanağı, yersiz ödemeyi düzenleyen 5510 sayılı Kanun m. 96’dır. Ayrıca işveren, işçinin istirahatli dönemde çalışıp çalışmadığını Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Çalışabilir belgesi olmadan başka işte çalışanın aynı hastalığa ilişkin tedavi masrafları kendisinden alınır.
Doktor rapor vermek zorunda mı?
Hasta istedi diye zorunda değildir. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi m. 16’ya göre hekim, bizzat yaptığı muayene sonucunda edindiği vicdani ve fenni kanaate göre rapor verir; hatır için rapor veremez. Hastanın istemesi hekimi rapor vermeye zorlamaz; hekimin rapor verip vermeyeceği muayene bulgusuna ve tıbbi kanaate bağlıdır.
Aile hekimi rapor vermiyor, ne yapabilirim?
Hastanın ikinci görüş isteme, sevk kurallarına uyarak başka bir sağlık kuruluşuna başvurma ve yeni rapor talep etme hakkı vardır. İstenen istirahat tek hekim sınırını aşıyorsa raporu sağlık kurulu verir. Hak ihlali iddiasında başvuru yeri önce hasta hakları birimi, birim sorunu çözemezse Hasta Hakları Kuruludur; ancak Kurul tıbbi hata iddialarını incelemez.
İşveren istirahat raporuna itiraz edebilir mi?
İncelenen mevzuat, hekimin işçiye verdiği tek hekim raporuna karşı işverene adını koyduğu bir itiraz yolu tanımaz. Sağlık kurulu raporunda Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 29, itiraz hakkını hastanın çalıştığı kuruma da tanır. Bu düzenlemenin özel işvereni kapsayıp kapsamadığı ise somut olaya göre değişir. İşverenin gerçeğe aykırılık şüphesinde ihbarda bulunma veya suç duyurusu yapma imkânı vardır. Raporla bağlantılı derhal fesih İş Kanunu m. 25’teki şartlara bağlıdır. Hastalık hâlinde bildirimsiz fesih hakkı kural olarak bekleme süresinden sonra doğar.
Memurun hastalık raporu nasıl denetlenir?
Raporun fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt varsa memur izinli sayılır; ancak idare onu Sağlık Bakanlığının belirlediği bir hakem hastaneye sevk eder. Usule aykırı raporda ise idare hastalık izni vermez; memur yazılı bildirimden sonraki gün göreve gelmekle yükümlüdür.



