Malpraktis ve Komplikasyon Arasındaki Farklar

Tıbbi tedaviler her zaman planlandığı gibi gitmez. Bazen, istenmeyen sonuçlara yol açabilen komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu durum, hastalarda endişe ve kafası karışıklığı yaratabilir. Peki, komplikasyon ile malpraktis arasındaki fark nedir?

Komplikasyon Nedir?

Komplikasyon, tıbbi bir müdahaleye veya prosedüre bağlı, önceden öngörülemeyen ve kaçınılmaz bir olumsuzluktur. Tıp biliminin mevcut bilgi ve becerileri ile her zaman önlenebilecek durumlar değildir. Komplikasyonlar, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, altta yatan hastalıkları ve tıbbi geçmişi gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Her hastalığın komplikasyon riski farklı olduğundan doktor tarafından hastalığın komplikasyon riski anlatılmalı ve buna uygun tedbirler alınmalıdır. Sağlık çalışanlarının aydınlatılmış onam yükümlülüğü, komplikasyondan doğan zararlar açısından önemlidir. Bir komplikasyon öngörülebilir olsa dahi, eğer hasta bu riskler hakkında yeterince bilgilendirilmiş ve rıza göstermişse, bu durum tıbbi müdahaleyi hukuka uygun kılar. Aydınlatılmış onam alınmadan yapılan bir müdahale sonucu komplikasyon doğsa bile, bu durum “aydınlatma yükümlülüğünün ihlali” nedeniyle başlı başına hukuka aykırı bir fiil sayılabilir ve sorumluluk doğurabilir.

Komplikasyona örnekler şu şekilde verilebilir:

  • Ameliyat yeri enfeksiyonu: Ameliyat yerinde bakteri üremesi sonucu kızarıklık, şişlik, ağrı, irin oluşumu ve ateş gibi belirtilere neden olabilir.
  • Kanama: Ameliyat sırasında veya sonrasında aşırı kanama görülebilir.
  • Yara iyileşme problemleri: Yaranın iyileşmesi gecikebilir veya tam olarak iyileşmeyebilir.
  • Organ hasarı: Ameliyat sırasında sinirler, damarlar veya diğer organlar zarar görebilir.
  • Anestezi komplikasyonları: Alerjik reaksiyon, bulantı, kusma, baş dönmesi veya solunum problemleri gibi anesteziye bağlı yan etkiler görülebilir.

Malpraktis Nedir?

Malpraktis ise bir tıbbi hata veya ihmal sonucu ortaya çıkan zarardır. Malpraktis, Latince male (kötü) ve praxis (uygulama) kelimelerinin birleşiminden gelir ve genel anlamıyla bir mesleği profesyonel olarak yapan kişinin, o mesleği icra ederken dikkat ve özen eksikliğinden kaynaklanan zarara sebep olmasıdır. Hekimin gerekli özeni göstermemesi, bilgisiz olması veya beceriksiz olması nedeniyle hastaya zarar vermesi malpraktis olarak değerlendirilir. Malpraktis davalarında, hekimin tıbbi standartlara uyup uymadığı ve hastanın zararının bu hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı değerlendirilir.

Malpraktisin tanımı, Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının “Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpraktis)” Başlıklı 13. Maddesinde “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi ‘hekimliğin kötü uygulaması’ anlamına gelir” şeklinde tanımlanmıştır.

Malpraktise örnek olarak şu olaylar verilebilir:

  • Yanlış Teşhis: Her hastalığın tedavisine başlamadan önce teşhis evresi bulunur. Teşhisin yanlış veya gecikmiş olması, gerekli tetkiklerin yapılmaması sonucunda yanlış tedavi prosedürü uygulanacağından teşhis aşamasında malpraktis hastanın tedavi sürecini ve hayatını değiştirebilecek bir etkiye sahiptir.
  • Yanlış Tedavi: Tıp biliminin ilerlediği seviye göz önüne alınarak yapılması gereken en iyi tedavinin yapılmadığı durumlarda yanlış tedavi oluşabilecektir. Yanlış ilaç veya doz verilmesi, gerekli tedavinin geciktirilmesi; verilmemesi gibi durumlarda malpraktis söz konusu olacaktır.
  • Cerrahi Hatalar: Cerrahi operasyonlar risk oranının yüksek olduğu müdahalelerdir. Yanlış hastaya ameliyat yapılması, aletlerin hasta içerisinde unutulması, sağlıklı organ ve dokuların çıkarılması gibi durumlarda malpraktis söz konusu olacaktır.
  • Doğum Yaralanmaları: Bir bebeğin doğumu sırasında birçok şey ters gidebilir ve sonuçları anne ve çocuk için ömür boyu sürebilir. Uzun ve karmaşık bir doğum sırasında bebekler, kırıklar, beyinde morarma, serebral palsi ve diğerleri gibi doğum yaralanmalarına karşı özellikle savunmasızdır. Örneğin, bir doktor veya hemşire bir çocuğu ve anneyi düzgün bir şekilde izleyemezse veya yardımcı cihazları uygunsuz bir şekilde kullanmazsa, ortaya çıkan yaralanmalardan sorumlu tutulabilirler.
  • Anestezi Hataları: Anestezistler yalnızca anestezi uygulamakla kalmaz, aynı zamanda hastanın tıbbi kayıtlarını incelemek ve ameliyattan önce, ameliyat sırasında ve sonrasında bunları izlemek gibi çeşitli başka sorumluluklara da sahip olabilir. Bir anestezist hata yaparsa ve çok fazla veya çok az anestezi verirse, hastalar için sonuçlar ciddi olabilir ve şunları içerebilir: Oksijen yoksunluğu, ameliyat esnasında uyanmak, vücutta alerjik reaksiyon oluşumu, kan pıhtısı atması, koma, ölüm.

Özetlemek gerekirse komplikasyonlar, tıbbi müdahalelerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkabilen istenmeyen durumlardır ve hekimin hatasıyla ilgisi yoktur. Malpraktis ise hekimin ihmali veya hatası sonucu hastaya zarar verilmesidir ve yasal sonuçları olabilir.

Malpraktis Vaka Örnekleri

1- Bir hasta, komplike olmayan bir cerrahi operasyondan sonra ameliyathaneden servise alınır. Ameliyathane teknikeri veya bir hemşire, cerrahi alanın sterilizasyonunda kullanılan bir malzemenin sayımını eksik kaydeder veya aletleri uygun şekilde steril etme sürecini ihmal eder. Hasta birkaç gün sonra ateş, titreme ve cerrahi alanda kızarıklık şikayetleri gösterir. emşire, vital bulguları ve yara yerini gözlemlemesine rağmen, bu belirtileri yetersiz veya geç değerlendirir ve hekime geç bildirir. Hastada hızla yayılan bir enfeksiyon gelişir. Komplikasyon (enfeksiyon) ilk başta sterilizasyon veya sayım hatasından kaynaklansa bile, hemşirelik bakım standartları gereği enfeksiyonun erken belirtilerini saptamak ve durumu derhal hekime aktarmak bir özen borcudur. Bu görevdeki ihmal, enfeksiyonun ilerlemesine ve hastanın daha ağır bir tabloya girmesine neden olduğu için komplikasyon yönetiminde malpraktis olarak kabul edilir.

2- Acil servise kaza sonrası getirilen bir hastanın alerji ve kan grubu bilgileri tıbbi sekreter tarafından elektronik kayıt sistemine yanlış girilir. Hekim bu yanlış bilgiye dayanarak, hastanın alerjisi olan bir maddeyi içeren bir ilaçla tedaviye başlar. Bu durum, hastada alerjik şoka ve hayati tehlikeye yol açar. Malpraktis Olan Eksiklik: Tıbbi sekreterin görevi, tıbbi kayıtları tam, doğru ve eksiksiz tutmaktır. Kayıt tutma borcunun ihlali, özen borcuna aykırılık ve kötü ifa anlamına gelir. Yanlış bilgi, hastanın hayatını tehdit eden bir komplikasyonun (alerjik şok) asıl sebebi olmuştur. Sekreterin bu hatası, tedavi sürecinin temelini oluşturan bilgiyi bozduğu için, hastayı ve tedavi ekibini riske atmış ve komplikasyon yönetiminin ön koşulunu ihlal etmiştir. Bu, sekreteri çalıştıran sağlık kurumu için de organizasyonel malpraktis doğurur.

3- Bir hasta, kas-iskelet sistemi rahatsızlığı nedeniyle fizyoterapist gözetiminde fizyoterapi teknikerinin uyguladığı egzersiz programına başlar. Program sırasında hasta, uygulanan egzersizlerin aşırı ağrıya neden olduğunu, hatta daha önce kırık bölgesine takılan platinlerin yerinden oynadığını teknikerine bildirir. Malpraktis Olan Eksiklik: Fizyoterapi teknikeri, hastanın ağrı ve durum değişikliği uyarılarını dikkate almaz veya durumu fizyoterapiste/uzman tabibe (hekime) iletmekte gecikir. Ağrı, komplikasyonun ciddileştiğinin veya tedavinin hatalı uygulandığının bir işaretidir. Teknikerin uyarıyı dikkate almamasından kaynaklanan tedavi sürecindeki bu ihmal, hastanın iyileşme şansını yitirmesine neden olacağı için komplikasyon yönetiminde malpraktis olarak değerlendirilir. Zira fizyoterapi teknikeri, uzman tabibin veya fizyoterapistin gözetiminde programa yardımcı olmakla yükümlüdür.

Komplikasyon Örnekleri

1- Bir hasta, diş hekimi tarafından komplike olmayan bir diş çekimi operasyonu geçirir. Diş hekimi, çekim öncesi ve sonrası hastayı kan pıhtısını koruması, sigara içmemesi ve yara bölgesini temiz tutması gibi konularda standartlara uygun şekilde aydınlatır. Operasyon sorunsuz geçer. Ancak hasta, tüm uyarılara uymasına rağmen, çekim bölgesinde pıhtının dağılması sonucu şiddetli ağrı ve kötü koku ile karakterize kuru soket (alveolit) geliştirir. Kuru soket, diş çekiminin bilinen ve literatürde yer alan, her türlü özene rağmen nadiren de olsa oluşabilen bir sonucudur. Hekimin önceden aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve çekim tekniğinde kusur olmaması durumunda, bu durum malpraktis değil, tedavinin istenmeyen sonucu olarak değerlendirilir.

2- Bir hemşire, hastaya damar yolu açarak ilaç uygular. Damar yolu açma işlemi, tıbbi standartlara uygun ve steril şartlarda gerçekleştirilir. İlaç, standart doz ve hızda verilir. Buna rağmen hasta, birkaç saat sonra damar yolunun bulunduğu bölgede ağrı, kızarıklık ve sertleşme (flebit) geliştirir. Flebit (damar iltihabı), damar içine ilaç veya sıvı verilmesi işleminin bilinen bir riskidir ve damar yolunun yapısı, kullanılan ilacın kimyasal özellikleri veya hastanın damar hassasiyeti gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Hemşirenin müdahale tekniğinde kusur olmaması durumunda, bu durum öngörülebilen ve kabul edilen bir komplikasyondur.

3- Hekim tarafından uygulanan kupa terapisi (hacamat) gibi bir GETAT yöntemi sonrasında, beklenen cilt kızarıklığı ve hafif şişlik dışında, uygulamanın yapıldığı bölgede hastada geniş ve derin bir morluk (hematom) oluşur. Hekim, uygulama öncesi hastayı morarma riskine karşı aydınlatmıştır. Kupa terapisi gibi cilde vakum uygulanan işlemler, kan damarlarına etki ederek cilt altında morluk ve şişlik oluşmasına neden olabilir. Aşırı morarma, nadir de olsa, hastanın cilt ve damar hassasiyetine bağlı olarak öngörülebilen ve kabul edilen bir komplikasyondur. Hekimin sterilizasyon ve uygulama tekniğinde kusur olmaması şartıyla, bu bir malpraktis değildir.

Komplikasyon Ve Malpraktis Arasındaki Temel Farklar

 

SON YAZILAR

Zorla Tedavi, Madde ve Alkol Bağımlığına Zorla Tedavi

Bir kişinin kendi iradesi dışında tıbbi müdahaleye tabi tutulması; kişi özgürlüğü, kamu sağlığının korunması ve tedavi hakkı arasında son derece hassas bir denge gerektirmektedir. Zorla tedavi uygulamaları; psikiyatrik zorla yatış, madde bağımlısı zorla tedavi ve alkol bağımlısı zorla tedavi senaryoları dahil olmak üzere Türk hukukunda özenle kurgulanmış istisnai hükümlerle düzenlenmiştir. Bu kararlar; psikiyatri kurumlarından bağımlılık…

Devamı için…

Darp Raporu Nasıl Alınır, Nedir ve Hukuki Önemi

Bir kavga, aile içi şiddet ya da herhangi bir fiziksel saldırı sonrasında darp raporu nasıl alınır sorusu, mağdurların aklına ilk gelen sorulardan biridir. Darp raporu nerede alınır, darp raporu geçerlilik süresi ne kadardır ve darp raporu tazminat davalarında nasıl kullanılır soruları bu makalede ayrıntılı biçimde yanıtlanmaktadır. Darp raporu nasıl alınır sorusuna doğru yanıt vermek; hem…

Devamı için…

Huzurevinde İhmal: Yaşlı Bakım Kuruluşlarında Hukuki Sorumluluk ve Hasta Hakları

Huzurevinde ihmal, Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla artmasıyla birlikte giderek daha fazla gündeme gelen ciddi bir hukuki sorundur. Yaşlı bakım ihmali tazminat talepleri her yıl artmakta; huzurevi hukuki sorumluluk davaları mahkeme gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Bakım evi ihmal davası açmak isteyen aileler ise çoğu zaman nereye başvuracağını, hangi delilleri toplayacağını ve hangi tazminat haklarına sahip…

Devamı için…

Kanser Geç Tanı Tazminat: Tanı Gecikmesinde Hasta Hakları ve Dava Süreci

Kanser geç tanı tazminat davası, kanser hastalığının zamanında teşhis edilmemesi nedeniyle hastanın tedavi şansını kaybetmesi veya hastalığın ilerlemiş evreye ulaşması sonucu açılan tazminat davasıdır. Kanser tanısı gecikti dava süreçleri son yıllarda belirgin biçimde artmaktadır. Tedavi şansı kaybı tazminat talepleri kanser davalarının en tartışmalı alanlarından birini oluşturur. Kanser teşhis hatası sorumluluk kapsamında hekimlerin tanı sürecindeki kusurları…

Devamı için…

Kemoterapi Hatası Tazminat Davası: Kanser Tedavisinde Malpraktis

Kemoterapi hatası tazminat davası, kanser tedavisi sürecinde yapılan tıbbi hatalar sonucu hastanın zarar görmesi hâlinde açılan davadır. Kanser tedavisi malpraktis kapsamında kemoterapi dozunun yanlış hesaplanması, yanlış ilacın verilmesi veya gereksiz kemoterapi uygulanması ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Yanlış kemoterapi dozu dava konusu olan vakalar son yıllarda artmaktadır. Kanser yanlış teşhis tazminat talepleri de bu alanın…

Devamı için…

Epilepsi Hastası Ehliyet Alabilir mi? Epilepsi Araç Kullanma Yasağı ve Hukuki Haklar

Epilepsi hastası ehliyet alabilir mi sorusu, Türkiye’de bu hastalıkla yaşayan yüz binlerce kişiyi ve yakınlarını doğrudan ilgilendirmektedir. 2021 yılında yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğiyle epilepsi araç kullanma yasağı mutlak olmaktan çıkmış; sürücü belgesi şartları nöbet tipine ve nöbetsizlik süresine göre bireysel değerlendirmeye bırakılmıştır. Nöbet sonrası ehliyet iptali ise artık otomatik değil, belirli kriterlere dayalı bir karardır.…

Devamı için…

Bir yanlışlık oldu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.

Exit mobile version