Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK) Nedir?

Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK), tıbbi bir malpraktis oluştuğunda devreye girmektedir. Tıbbi malpraktis; hekimlerin ve diğer sağlık profesyonellerinin mesleklerini icra ederken muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi süreçlerde yaptıkları hata ve ihmallerin incelendiği, oldukça kompleks bir durumdur. Sürekli dava ve ceza korkusu ile çalışan sağlık personeli, kendini koruma içgüdüsüyle hareket ederek defansif müdahalelere yönelmektedir. Bu durum, personelin sunduğu sağlık hizmetinin kalitesini olumsuz yönde etkilemekte ve hem hizmetin standartlarını korumak hem de personeli haksız yıpranmalardan korumak adına yeni yasal düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır.

Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK)’nun Kuruluş Amacı

Sağlık hizmetlerinin kritik önemi ve tıbbi malpraktis davalarındaki hızlı artış, bu alandaki uyuşmazlıkların çözülmesi için yeni yasal düzenlemeleri gerekli kılmıştır. Bu çerçevede, 27/05/2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen Ek Madde 18 ile Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK) kurulmuştur. Kurulun temel olarak iki önemli görevi ve amacı bulunmaktadır.

1. Ceza Soruşturması İzni Standardını Oluşturmak:

    • Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olan sağlık personeli hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görevli sağlık personelinin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda soruşturma izni verme yetkisini tek elde toplamak.

    • Bu sayede, özellikle özel sağlık kuruluşlarında daha önce izne tabi olmayan personel için bir güvence mekanizması getirilmiş ve soruşturma izin işlemlerinde bir standart oluşturulması amaçlanmıştır. Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun kurulmasıyla birlikte ceza davası öncesinde gerçekleşen süreç şu şekilde örneklenebilir ve özetlenebilir:

Sürecin Aşamaları Olay Detayı Süreçte Oluşan Sonuç
1. Tıbbi Uygulama ve Malpraktis İddiası

Hasta A, Özel bir Hastanede görevli Hekim B’nin gerçekleştirdiği cerrahi işlem sonrasında malpraktis oluştuğunu ve kalıcı bir zarar gördüğünü iddia eder.

 

Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddiası gündeme gelmiştir.
2. Şikâyet ve Başlangıç

Hasta A’nın avukatı, Hekim B hakkında “taksirle yaralama” suçundan cezai işlem başlatılması talebiyle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunur.

 

Cumhuriyet Başsavcılığı, fiilin tıbbi işlem ve uygulamalar kapsamında olduğunu ve ilgili personelin MSK’ya tabi olduğunu tespit eder

 

3. Soruşturma İzni Talebi

Cumhuriyet Başsavcılığı, doğrudan soruşturma başlatmak yerine, Hekim B hakkında soruşturma yapılıp yapılmayacağına dair izin kararı almak üzere dosyayı Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu’na (MSK) gönderir. Savcılık tarafından MSK izin talebinde bulunulmadığı hallerde dosyada usulî eksiklik oluşur ve üst mahkemeler tarafından bozma kararı verilir. MSK’dan soruşturma izni almadan soruşturmaya başlanıldığı hallerde eksiklik oluştuğuna dair Yargıtay kararları mevcuttur.

 

MSK, bu andan itibaren süreci devralır.
4. Ön İnceleme (Tahkikat)

MSK, dosya hakkında karar verebilmek için bir ön incelemeci/muhakkik görevlendirir. Görevlendirilen kişi, vakıf üniversitesi veya özel sağlık kuruluşu personeli için genellikle il sağlık müdürlüklerinden teklif edilen bir daire başkanı veya yardımcısıdır. Bu tahkikat, bir savcının suç iddiasını incelemesi gibi yüksek detaylı bir araştırmaya sahiptir. Şu an itibariyle uygulamada görülen, ön inceleme raporlarının detaylı, ifadelerinin tahkikata elverişli kapsamda olduğudur.

 

Ön incelemeci, tanık dinleme, belge toplama ve konunun tıbbi uzmanlık gerektiren yönlerini araştırarak bir rapor hazırlar.

 

5. MSK Kararı

Kurul, ön inceleme raporunu ve diğer delilleri değerlendirir. Suçu öğrendiği tarihten itibaren 60 gün (zorunlu hallerde 60 gün daha uzatılabilir) içinde bir karar verir. Kurulun iş yoğunluğu ve komisyon azlığı sebebiyle komisyondan kısa sürede karar çıkmamaktadır.

 

Seçenek A: Yeterli şüphe görürse “Soruşturma İzni Verilmesi” kararı.

Seçenek B: Yeterli şüphe görmezse “Soruşturma İzni Verilmemesi” kararı.

 

6. İtiraz Yolu

Seçenek A (İzin Verildi): Hekim B, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz için Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurabilir.

Seçenek B (İzin Verilmedi): Şikâyetçi Hasta A veya Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz için Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurabilir.

 

Bölge İdare Mahkemesi’nin kararı kesindir.

 

7. Ceza Soruşturmasının Başlaması Soruşturma izninin kesinleşmesi (veya itirazın reddi) durumunda, dosya yeniden Cumhuriyet Başsavcılığı’na döner.

Başsavcılık, genel hükümlere göre ceza soruşturmasına (kovuşturmaya) başlar veya tahkikatı sona erdirir.

 

2. Rücu İşlemlerini Objektifleştirmek:

    • İdarenin, sağlık hizmetlerindeki sorumluluğu nedeniyle idare mahkemesi kararı sonucunda ödediği tazminat miktarını, olayda kusuru bulunan sağlık personeline rücu edip etmeyeceğine veya edilecekse ne kadarlık kısmının rücu edileceğine karar vermek.

    • Bu mekanizma ile idarenin ödediği tazminatın, zarara neden olan kusurlu personele rücu edilmesi süreci daha objektif ve belirli şartlara bağlı hale getirilmiştir

Mesleki Sorumluluk Kurulunun Teşkilat Yapısı

Mesleki Sorumluluk Kurulunun teşkilat yapısı şöyledir:

  • Başkan: Sağlık Bakanı tarafından görevlendirilen bir bakan yardımcısı başkanlık eder.

  • Üyeler: Kurul, Başkan dahil toplam yedi üyeden oluşur. Üyeler, Sağlık Bakanı tarafından belirlenir ve şunları içerir:

    • Bakan yardımcısı,
    • Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleri veya yardımcıları,

    • Profesör veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim

Kurul üyelerinin görev süreleri dört yıldır ve süresi biten üyeler yeniden görevlendirilebilir.

Kurulun çalışma prensipleri ve karar alma mekanizması şu şekildedir:

  1. Toplantı Yeter Sayısı: Kurul, Başkan dahil en az beş üyenin katılımıyla toplanır.

  2. Karar Yeter Sayısı: Kararlar, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile alınır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz.

  3. İhtisas Komisyonları: Kurul, görevlerini daha etkin ve uzmanlıkla yürütebilmek amacıyla bünyesinde ihtisas komisyonları kurabilir. Bu komisyonlar, özellikle karmaşık tıbbi vakaların ön incelemesinde ve teknik değerlendirmesinde Kurul’a rapor sunmakla yükümlüdür.

Mesleki Sorumluluk Kurulunun Görev Alanı ve Kapsamı

Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun (MSK) yetkisinin ne zaman devreye gireceği, hem personelin statüsüne hem de işlenen fiilin niteliğine bağlıdır.

Mesleki Sorumluluk Kurulu Kapsamına Giren Kişiler

MSK’nın kararlarına tabi olan sağlık personeli, geniş bir yelpazeyi kapsar. Ek Madde 18 ve ilgili Yönetmelikler uyarınca Kurul’un soruşturma izni verebilmesi için ilgili kişinin hekim ve diş hekimi, hemşire, ebe, eczacı, fizyoterapist, laboratuvar teknikeri, acil tıp teknisyeni gibi diğer sağlık meslek mensupları.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olan Devlet üniversitelerinde görevli sağlık personeli, MSK’nın soruşturma iznine dair görevlerinin dışında tutulmuştur. Bu kişilerin soruşturma süreçleri, ilgili üniversite kurulları tarafından yürütülmeye devam etmektedir. Hastane güvenlik görevlisi, aşçı veya idari personel gibi sağlık meslek mensubu sayılmayan kişiler, Kurul’un görev alanına girmez.

Mesleki Sorumluluk Kurulu Kapsamında Bulunan Eylemler

Kurul’un yetkisini kullanabilmesi için ceza soruşturmasına konu olan fiilin, sağlık personelinin mesleki yetkisi dâhilinde gerçekleştirdiği eylemlerden kaynaklanması şarttır. Kapsama giren eylemler mevzuatta şu şekilde tanımlanmıştır: “Sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar”.

Dolayısıyla, bir sağlık personelinin görevi dışında (örneğin rüşvet , hastanın cüzdanını çalma veya protokol defterini yırtma ) gerçekleştirdiği bir suç isnadı durumunda, soruşturma izni için Kurul kararı aranmaz ve süreç genel hükümlere göre ilerler.

Mesleki Sorumluluk Kurulunun Ceza Süreçlerine Dair İzin Vermesi

MSK’nın kurulmasıyla birlikte, Yükseköğretim Kanunu’na tabi olanlar dışındaki tüm sağlık personelinin soruşturma izni tek bir Kurula devredilmiştir. Bu değişiklik ile hem izin yetkisinin tek bir kişiden (amir) alınarak uzman kişilerden oluşan bir Kurula devredilmesiyle objektifliğin artırılması , hem de özel sektördeki sağlık personeli için yeni bir güvence mekanizması oluşturulması amaçlanmıştır.

MSK’nın kurulması, Devlet üniversitesi hastanelerinde görevli sağlık personeli için ceza soruşturması usulü açısından bir fark oluşturmamıştır. Bu kişiler, üniversitelerin idari ve mali özerkliğinin korunması amacıyla, halen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen kurallar çerçevesinde soruşturma iznine tâbidir.

Mesleki Sorumluluk Kurulunun Rücu İstemlerine Dair İzin Vermesi

Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun ikinci temel yetkisi, sağlık personelinin tıbbi işlem veya uygulamalarından kaynaklanan hatalar nedeniyle idarece ödenen tazminatın ilgili personele rücu edilip edilmeyeceği ve edilecekse miktarının ne olacağına karar vermektir. Bu mekanizma, Anayasa’nın 129. ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesine dayanarak, zararı doğuran personelin kusurlu davranışlarından sorumlu olmasını sağlamayı amaçlar.

Rücu İşlemleri İçin Gerekli Şartlar

MSK’nın rücu incelemesine başlayabilmesi için iki temel şartın bir arada bulunması zorunludur:

1. İdari Yargılama Sonrasında İdare Tarafından Bir Tazminat Ödenmesi

Rücu müessesesinin devreye girmesi için öncelikle idare aleyhine açılan tam yargı davası sonucunda, tıbbi işlem veya uygulamalar sebebiyle mahkeme kararına göre idarece bir tazminat ödemesi yapılmış olmalıdır. İdarenin sorumlu tutulması, genellikle hizmetin kuruluş, teşkilat veya işleyişindeki eksiklikler veya aksaklıklar (hizmet kusuru) nedeniyle gerçekleşir. Sağlık personelinin tıbbi işlem ve uygulamaları dışında kalan eylemlerinden dolayı (örneğin idari bir kusur) idare zarar ödemişse, MSK rücu bakımından yetkili değildir. Ayrıca, idarenin kusursuz sorumluluğu nedeniyle tazminat ödediği durumlarda (kişisel kusur olmadığı için) rücu söz konusu olmaz.

2. Sağlık Personelinin Görevini Kötüye Kullandığına Dair Kesinleşmiş Ceza Mahkemesi Kararının Bulunması

MSK’nın rücu kararı verebilmesi için gerekli olan en katı şart, ilgili sağlık personeli hakkında aynı olayla ilgili görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevi kötüye kullandığına dair kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararının bulunmasıdır. Bu kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı bulunduktan sonra, idarenin ödediği tazminat miktarının ilgili personele rücu edilip edilmeyeceğine ve ne kadarlık kısmının rücu edileceğine Kurul, ilgilinin kusur durumu gözetilerek karar verir.

Mevzuattaki bu düzenleme, rücu incelemesini sadece TCK’nın 257/f.1 maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle” görevi kötüye kullanma suçuyla sınırlandırmaktadır. Bu durum, uygulamada sıkça rastlanan taksirle yaralama veya taksirle öldürme gibi daha ağır sonuçları olan, ancak görevi kötüye kullanma suçu tanımına girmeyen suçlardan hüküm giyen sağlık personeline karşı rücu imkânını ortadan kaldırdığı için eleştiriye açıktır.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Malpraktis Sigortası)’nın Rücu İşlemlerinde Etkisi

MSK’nın rücu incelemesi sonrasında idarece tahsil edilecek tazminat, öncelikle sağlık meslek mensubunun zorunlu olarak yaptırmakla yükümlü olduğu Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigorta şirketinden talep edilir. İdare, kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminatı ödedikten sonra, kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde ödenen tazminat miktarını (avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil) sigorta şirketinden talep eder.

SON YAZILAR

Zorla Tedavi, Madde ve Alkol Bağımlığına Zorla Tedavi

Bir kişinin kendi iradesi dışında tıbbi müdahaleye tabi tutulması; kişi özgürlüğü, kamu sağlığının korunması ve tedavi hakkı arasında son derece hassas bir denge gerektirmektedir. Zorla tedavi uygulamaları; psikiyatrik zorla yatış, madde bağımlısı zorla tedavi ve alkol bağımlısı zorla tedavi senaryoları dahil olmak üzere Türk hukukunda özenle kurgulanmış istisnai hükümlerle düzenlenmiştir. Bu kararlar; psikiyatri kurumlarından bağımlılık…

Devamı için…

Darp Raporu Nasıl Alınır, Nedir ve Hukuki Önemi

Bir kavga, aile içi şiddet ya da herhangi bir fiziksel saldırı sonrasında darp raporu nasıl alınır sorusu, mağdurların aklına ilk gelen sorulardan biridir. Darp raporu nerede alınır, darp raporu geçerlilik süresi ne kadardır ve darp raporu tazminat davalarında nasıl kullanılır soruları bu makalede ayrıntılı biçimde yanıtlanmaktadır. Darp raporu nasıl alınır sorusuna doğru yanıt vermek; hem…

Devamı için…

Huzurevinde İhmal: Yaşlı Bakım Kuruluşlarında Hukuki Sorumluluk ve Hasta Hakları

Huzurevinde ihmal, Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla artmasıyla birlikte giderek daha fazla gündeme gelen ciddi bir hukuki sorundur. Yaşlı bakım ihmali tazminat talepleri her yıl artmakta; huzurevi hukuki sorumluluk davaları mahkeme gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Bakım evi ihmal davası açmak isteyen aileler ise çoğu zaman nereye başvuracağını, hangi delilleri toplayacağını ve hangi tazminat haklarına sahip…

Devamı için…

Kanser Geç Tanı Tazminat: Tanı Gecikmesinde Hasta Hakları ve Dava Süreci

Kanser geç tanı tazminat davası, kanser hastalığının zamanında teşhis edilmemesi nedeniyle hastanın tedavi şansını kaybetmesi veya hastalığın ilerlemiş evreye ulaşması sonucu açılan tazminat davasıdır. Kanser tanısı gecikti dava süreçleri son yıllarda belirgin biçimde artmaktadır. Tedavi şansı kaybı tazminat talepleri kanser davalarının en tartışmalı alanlarından birini oluşturur. Kanser teşhis hatası sorumluluk kapsamında hekimlerin tanı sürecindeki kusurları…

Devamı için…

Kemoterapi Hatası Tazminat Davası: Kanser Tedavisinde Malpraktis

Kemoterapi hatası tazminat davası, kanser tedavisi sürecinde yapılan tıbbi hatalar sonucu hastanın zarar görmesi hâlinde açılan davadır. Kanser tedavisi malpraktis kapsamında kemoterapi dozunun yanlış hesaplanması, yanlış ilacın verilmesi veya gereksiz kemoterapi uygulanması ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Yanlış kemoterapi dozu dava konusu olan vakalar son yıllarda artmaktadır. Kanser yanlış teşhis tazminat talepleri de bu alanın…

Devamı için…

Epilepsi Hastası Ehliyet Alabilir mi? Epilepsi Araç Kullanma Yasağı ve Hukuki Haklar

Epilepsi hastası ehliyet alabilir mi sorusu, Türkiye’de bu hastalıkla yaşayan yüz binlerce kişiyi ve yakınlarını doğrudan ilgilendirmektedir. 2021 yılında yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğiyle epilepsi araç kullanma yasağı mutlak olmaktan çıkmış; sürücü belgesi şartları nöbet tipine ve nöbetsizlik süresine göre bireysel değerlendirmeye bırakılmıştır. Nöbet sonrası ehliyet iptali ise artık otomatik değil, belirli kriterlere dayalı bir karardır.…

Devamı için…

Bir yanlışlık oldu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.

Exit mobile version