Türk hukukunda insan hayatının nasıl başladığı Türk Medeni Kanunun 28.maddesinde “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer” şeklinde ifade edilmiştir. Bebeğin tam ve sağ olarak doğumuyla birlikte kişilik başlatmaktadır. Ancak ölümün tanımını yapmak, kişiliğin nasıl başladığına dair yapılan tespitlere göre daha zordur. Hukuk düzeninde kişinin nasıl öldüğünün tespit edilmesi organ nakli gibi işlemlerin yapılması açısından önemlidir. Aynı zamanda kişinin ölüm halinin saptanması, sağlık çalışanlarının sorumluluk kapsamını da belirlemektedir.
Ölüm Nedir?
Ölüm genel itibariyle, “Kişiye canlılık niteliğini kazandıran dolaşım, solunum ve sinir sistemi fonksiyonlarının kendi başına çalışmalarının durması ve ancak bir takım yapay araçlarla bu fonksiyonların tekrar faaliyete getirildiğinde kendi başına çalışmaya gücü olmaması hali” olarak ifade edilmektedir.
Ölüm, bir tıbbi süreci ifade etmektedir. Esas olarak kişi bir anda ölmez, ölüm şekli ve sebebine bağlı olarak değişen bir sürecin sonunda “ölü” halini alır.
Somatik Ölüm Nedir?
Somatik ölüm, vücudun solunum ve dolaşım fonksiyonlarını kendi başına sürdürememesi ve geri dönüşümsüz olarak yitirmesidir. Somatik ölüm halinde vücut bir bütün olarak ölü olarak kabul edilir. Somatik ölüm halinde kişi hukuken de ölü olarak kabul edilir.
Hücresel Ölüm Nedir?
Hücresel ölüm, hücre ve hücrelerin oluşturduğu doku ve organların biyolojik faaliyetlerinin tamamen durması ve kaybolması anlamına gelmektedir. Somatik ölüm ve hücresel ölüm eş zamanlı olarak gerçekleşmemektedir. Hücreler, oksijen ile varlığını devam ettirebilirler. Vücudun hücrelerinin oksijene dayanıklılık süresi, organdan organa değişmektedir. Beyin hücrelerinin oksijensizliğe dayanıklılığı 3-4 dakika iken, böbrekte 6-8 saate kadar çıkabilmektedir. Hücreler, oksijensizliğe dayanıklılık süresi bittiğinde hücresel ölüm gerçekleşmektedir.
Beyin Ölümü Nedir? / Beyin Sapı Ölümü Nedir?
Dolaşım ve solunum merkezleri beyin sapında bulunmaktadır. Beyin ölümü, beyin sapındaki dolaşım ve solunum merkezlerinin geri dönüşümsüz olarak çalışmaması halini ifade etmektedir. Beyin ölümü hukuken somatik ölüme eşdeğerdir. Bu sebeple, beyin ölümü gerçekleştiği takdirde kişi hukuken ölü kabul edilerek organ ve doku nakli olanağı doğmaktadır.
Beyin ölümünün tanımı ve aranan şartlar, Organ Nakli Hizmetleri Yönetmeliği ekinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre beyin ölümü tanısının koyulabilmesi için şu şartlar birlikte sağlanmalıdır:
-
-
- Komanın nedeninin belirlenmiş olması
- Beyin hasarının yaygın ve geri dönüşümsüz olduğunun tespiti
- Santral vücut ısısı ≥32 olması
- Hipotansif şok tablosunun olmaması
- Komadan geri döndürebilecek ilaç etkileri ve intoksikasyonların dışlanmış olması
- Beyin hasarından bağımsız bir şekilde klinik tabloyu açıklayabilecek metabolik, elektrolit ve asit-baz bozukluklarının olmaması
- Derin komanın olması
- Beyin sapı reflekslerinin alınmaması
- Spontan solunum çabasının bulunmaması ve apne testinin pozitif olması
-
Yukarıda bahsedilen bulguların bulunması halinde kişinin bulunduğu yaş aralığına göre değişen bekleme süresi sonunda beyin ölümünün gerçekleştiği kabul edilecektir. Bekleme süreleri şu şekildedir:
-
-
- 2 aydan küçük bebekler 48 saat
- 2 aydan büyük ile 1 yaş arası çocuklarda 24 saat
- 1 yaş üzerindeki çocuk ve yetişkinlerde 12 saat süre sonunda beyin ölümü tanımlanmış olacaktır.
-
Bitkisel Yaşam Hali Nedir?
Vücudun bitkisel yaşam haline girmesine sebep olan olgu, beynin kabuk bölümünün hasar görmesidir. Bitkisel yaşam halinde beyin sapı fonksiyonlarını sürdürmektedir; vücut kendiliğinden soluk almaya ve kan pompalamaya devam eder. Ancak konuşma, yürüme gibi yüksek fonksiyonların merkezi konumundaki beynin kabuk bölümü hasar gördüğü için konuşamaz, yürüyemez.
Hukuki Anlamda Ölüm Türleri
Kişi öldüğünde iki tür ölümden bahsedilebilir; adli nitelikte olmayan (doğal) ölüm ve adli nitelikte olguya sahip ölüm. Doğal ölümün varlığı halinde ölü defin izni verilerek mevtanın defni sağlanır. Ancak adli nitelikte bir ölümde doğrudan defin izni verilemez. Öncelikle olay incelemesi yapılır, gerekli görüldüğü takdirde adli otopsi gerçekleştirilerek sonrasında ölü defni için izin verilir.
Adli nitelikteki bir şüpheli ölümde veyahut salgın hastalık emareleri görülen bir ölümde ölüyü muayene edenlerin adli makamlara veya toplum sağlığı merkezine haber vermeleri gerekmektedir. Bu yükümlülük, 27467 sayılı yönetmeliğin 21.maddesinde düzenlenmiştir.
27467 sayılı Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik Madde 25
Ölüyü muayene edenler veya gömme izin belgesi vermeye yetkili olanlar vefat sebebinin doğal olmayan yollardan olduğuna dair şüphe veya kanaat taşıdıkları takdirde adli makamları, bulaşıcı hastalıktan olduğuna dair şüphe taşıdıklarında ise, cenazenin bulunduğu mahaldeki sağlık ocağı veya toplum sağlığı merkezini haberdar etmeden gömme izin belgesi veremezler. Tabip olmayan yerlerde bulaşıcı hastalık şüphesiyle vefat edenler için, gömme izin belgesi görevlilerince, haberdar edilen sağlık biriminin talimatlarına göre ölü muayenesi yapılır, gömme izin belgesi verilir ve defnin talimatlara uygun olarak yerine getirilmesi sağlanır.
Ölüm Olayına Dair Terimler
Ölümün gerçekleştiği safhaların hukuki anlamda tanımlamasının gerçekleştirilmesi, ölüm olayının aydınlatılması için önemlidir. Bu kapsamda ölüm nedeni, ölüm mekanizması ve ölüm orijini kavramları ölüm olayına yol açan yol haritasını açıklamaktadır.
Ölüm Nedeni Nedir?
Ölüm nedeni, kişide herhangi bir yaralanma ya da hastalık, kişinin ölümüne yol açan ve vücutta fizyolojik bozukluk oluşturan durumu ifade eder. Örneğin kişinin kafasında oluşan ateşli silah yaralanması bir ölüm nedenidir.
Ölüm Mekanizması Nedir?
Ölüm mekanizması, kişinin ölümüne neden olan herhangi bir yaralanma veya hastalık sonucu vücutta ortaya çıkan fizyolojik veya biyokimyasal bozukluğa, sağlık sorununa işaret edilmektedir. Örneğin silahlı yaralanma sebebiyle kişinin vücudunda kanama gerçekleşmesi ölüm mekanizmasıdır.
Ölüm Orijini Nedir?
Ölüm orijini ölümün nasıl ortaya çıktığını açıklamaktadır. Genel itibariyle orijin olarak 5 alt grup bulunmaktadır: doğal ölüm, cinayet, intihar, kaza ve belirlenemeyen ölüm.
Kişinin Ölümü Sonrasında Karşılaşılabilecek Durumlar
Organ Nakli Gerçekleştirilmesi
Organ nakli, bir insan veya hayvanın vücudundaki bir organın (kalp, böbrek, karaciğer, akciğer gibi) başka bir kişi veya hayvana nakledilmesidir. Ölüden canlıya organ naklinde nakil ölüm sonrasında ne kadar hızlı yapılırsa başarı şansı da o kadar artmaktadır. Kişinin ölüm durumunun tespit edilmesi, organ naklinin sağlanması açısından önemli bir husustur.
Organ nakli gerçekleştirilmesi için ölüm halinin saptanması, Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun tarafından düzenlenmiştir.
Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun
Madde 11 – Ölüm Halinin Saptanması
Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölümün gerçekleştiğine, biri nörolog veya nöroşirürjiyen, biri de anesteziyolji ve reanimasyon veya yoğun bakım uzmanından oluşan iki hekim tarafından kanıta dayalı tıp kurallarına uygun olarak oy birliği ile karar verilir.
Aynı kanunun 12.maddesi de organı alacak kişinin devamlı doktorunun organ alınacak kişinin ölümünü saptayacak hekimler kurulunda yer almasını yasaklamıştır. Kurul tarafından düzenlenecek olum tutanağı ve eklerinin on yıl süreyle hastanede saklanması zorunludur.
Ölen Kişinin Mirasçıları Organ Nakline Rıza Gösterebilir mi?
Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun, ölen kişinin organ nakli hususunda bir vasiyeti bulunmadığı hallerde sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınabileceğini düzenlemektedir.
Kaza veya doğal afet gibi sebeplerle ölmüş bir kişinin cesedinden yukarıda sayılan kişilerin yokluğu halinde; hekimler kurulu raporu olması ve organın nakli hususunda aciliyet mevcutsa
Kişi sağlığında organ ve doku nakline karşı olduğunu ifade etmişse ölüden hiçbir şekilde organ ve doku alınamaz.
Ölen Kişinin Cesedi Araştırmada Kullanılabilir mi?
Ölümden sonra, vasiyeti bulunmayan durumlarda, yataklı tedavi kurumlarında vefat eden veya morglara gönderilen ve sahipsiz kalan cesetler, muayene veya otopsi işlemleri tamamlandıktan sonra, inceleme ve araştırma faaliyetlerinde kullanılmak üzere vücutları 6 aya kadar muhafaza edilebilir ve ilgili yüksek öğrenim kurumlarına bilimsel araştırmalar için teslim edilebilir.
Defin Gerçekleştirilmesi
Defin Ruhsatı Almak Şart mı?
Sorunun cevabı, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanunun 215.maddesi “Bu kanunun tarifi dahilinde defin ruhsatiyesi alınmadıkça ve ibraz olunmadıkça hiçbir cenazenin defni caiz değildir.” denmek suretiyle defin ruhsatı alınmaksızın defin gerçekleşemeyeceği ifade edilmiştir.
Aynı kanunun 221.maddesi, ölüyü muayene eden kişilerin ölümün şüphe uyandıran bir şekilde yahut salgın hastalık sebebiyle gerçekleştiğine dair kanaate ulaştıkları takdirde bu ölüm haberini bağlı oldukları makama haber vermek zorunda olduğunu düzenlemektedir.
Ceset Yakılabilir mi?
Kişinin ölümü sonrasında yakılmasında Türk hukukunda bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar hukuki açıdan ölünün cesedinin yakılmasında bir sıkıntı bulunmasa da Türkiye’de herhangi bir krematoryum bulunmadığı için fiili olarak gerçekleştirilememektedir. Krematoryum -diğer adıyla ihrak fırını-, insan veya hayvan cesetlerinin yakılarak küllerinin elde edildiği tesis veya mekanlardır. Bu tesisler genellikle ölen kişilerin veya hayvanların cenaze törenlerinden sonra kullanılır. Kremasyon işlemi, ölünün bedenini yüksek sıcaklıklarda yakarak kemik ve organları küllerine dönüştürür. Bu küller daha sonra ailelerin isteği doğrultusunda bir urne konularak saklanabilir veya dağıtılabilir.
Ölü Cesedinin Yakılması için Gereken Belgeler
Ölü cesedinin yakılması için gerekli belgeler Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 225.maddesinde düzenlenmiştir.
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 25
Bir cesedi ihrak fırınlarında yaktırmak için aşağıda yazılı vesikaların vücudu lazımdır:
-
-
- Ölünün hastalığı esnasında tedavisiyle meşgul olmadığı malüm ve sabit olan resmi bir tabip tarafından verilmiş olup vefatın her hangi gayritabii bir sebepten mütevellit olmadığını bildiren bir rapor ve defin ruhsatiyesi
- Cesedinin yakılmasını arzu ettiğini mübeyyin olup mevtanın hayatta iken yazdığı vesika veya bu hususta şifahen arzu izhar ettiğini işitenlerden laakal üç zatın tahriri şehadet ve tasdikleri.
- Müteveffanın ölümünü mucip olan sebebin herhangi cinai bir fiilden münbais olduğuna dair hiç bir şüphe mevcut olmadığını bildiren ve mahalli polis idaresi tarafından verilen vesika.
- İşbu vesikalar ihraktan laakal yirmi dört saat evvel mahalli belediyesine ibraz olunarak alelüsul vefat defteri mahsusuna işaret edildikten sonra ihrak müsaadesi verilir. Defnedilen ölülerin defninden sonra ihrak için kabirden çıkarılmalarına müsaade edilmez.
-
