Madde 27
MADDE 28

TIBBİ DEONTOLOJİ NİZAMNAMESİ

Madde Listesi
Madde 29

Tıbbi Deontoloji Madde 28

Konsültan tabip veya diş tabibi ile müdavi tabibin kanaatları arasında aykırılık hasıl olur ve hasta, konsültan tabip veya diş tabibinin kanaatını tercih eder ise, müdavi tabip kendi görüşünde israr ettiği takdirde hastayı terkedebilir.

Açıklama

TDN Madde 28, konsültan ile müdavi hekim arasında görüş ayrılığı doğduğunda hastanın tercih hakkını ve müdavi hekimin bu tercih karşısındaki tutumunu düzenler. Nizamnamenin 28. maddesi, hasta özerkliği ilkesinin kollegyal tıp uygulamasına yansımasını somutlaştırır; hastanın tedavi kararında son sözü söyleme hakkını açıkça tescil eder. Hasta, konsültanın görüşünü benimsediğinde müdavi hekim iki seçenekle karşılaşır: kendi görüşünden vazgeçmek ya da hastayı bırakmak. Bırakma kararı yalnızca müdavi hekimin görüşünde ısrar ettiği durumla sınırlıdır; bu çerçeve 19. maddenin tedaviyi terk koşullarıyla ve Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet akdine ilişkin hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu denge, 1219 sayılı Kanun’un özerk tıbbi karar alma ilkesiyle de örtüşür.

Uygulama açısından müdavi hekim, hastanın konsültanı tercih ettiğini bildirmesi hâlinde bu beyanı tarih ve bağlamıyla birlikte yazılı olarak kayıt altına almalıdır. Hastanın kararını değiştirmeye zorlanmaması ve tercihinin meslek etiğinin gereği olarak saygıyla karşılanması zorunludur. Müdavi hekim ayrılmaya karar verirse 19. madde uyarınca gerekli devir süresini tanımak, hastayı başka bir hekime yönlendirmek ve müşahede notlarını eksiksiz biçimde teslim etmekle yükümlüdür; bu yükümlülükleri yerine getirmeksizin ayrılmak yasaktır. Tüm sürecin hasta dosyasına eksiksiz yansıtılması hem deontolojik hem de ispat hukuku bakımından zorunludur.

TDN Madde 28 kapsamındaki yükümlülükleri ihlal eden hekim TTB Haysiyet Divanı tarafından uyarı ya da kınama yaptırımına muhatap olabilir; devir yükümlülüğünü yerine getirmeksizin tedaviyi bırakma ve ardından zarar doğması hâlinde geçici meslekten men ile hukuki sorumluluk iç içe geçer. Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet akdine ilişkin hükümleri çerçevesinde tazminat talebi yöneltilebilir; Yargıtay malpraktis içtihadı da bu tür ihmallerden doğan zararı tazminat kapsamında istikrarlı biçimde değerlendirmektedir. Cezai boyutta ise sonucun ağırlığına bağlı olarak taksirle yaralama hükümleri gündeme gelebilir. Örneğin hastasının konsültanı tercih ettiğini ��ğrenen müdavi hekimin yeni hekim temin etmeden ve kayıt tutmadan tedaviyi yarıda bırakması, malpraktis iddiasıyla birlikte disiplin yaptırımı açısından ciddi ve çok boyutlu bir risk oluşturur.

Madde 27
MADDE 28

TIBBİ DEONTOLOJİ NİZAMNAMESİ

Madde Listesi
Madde 29