Tıbbi Deontoloji Madde 5
Sağlık müesseselerinde tatbik olunan usul ve kaideler mahfuz olmak üzere, hasta; tabibini ve diş tabibini serbestçe seçer.
Açıklama
TDN Madde 5, hasta özerkliğinin ve hekim seçme özgürlüğünün normatif çerçevesini çizen temel bir hükümdür. Sağlık kurumlarının zorunlu usullerine tabi olmak kaydıyla hasta, tabibini ve diş tabibini serbestçe seçme hakkına sahiptir. 1219 sayılı Kanun’un bireyin kendi sağlığını belirleme hakkını esas alan anlayışı ile 6023 sayılı TTB Kanunu’nun hasta-hekim ilişkisini güven temeline oturtan amacı, bu maddede bir araya gelmektedir. Tıbbi ilişkinin ticari bir zorunluluk değil, özgür iradeyle kurulan bir bağ olduğunu vurgulayan bu hüküm, hasta-hekim ilişkisinin kalitesini doğrudan belirleyen temel koşullardan birini oluşturmaktadır. Kurumsal sağlık ortamının giderek ağırlık kazandığı günümüzde maddenin öngördüğü özgürlük, özellikle hastanın yönlendirildiği uzmanı ya da birinci basamak hekimi seçme bağlamında hayati öneme sahiptir.
Hasta seçme özgürlüğü, tedavi ilişkisinin niteliği ve süresi bakımından da belirleyicidir. Zorla atanmış ya da hasta tarafından benimsenmemiş bir hekim ile sağlıklı terapötik ilişki kurulabilmesi güçtür; bu durum hem tedavi uyumunu hem de bakım sonuçlarını olumsuz etkiler. Hekimin hastayı bilgilendirmesi, onam alması ve tedavi sürecine katılımını sağlaması, seçme özgürlüğünün fiilen anlamlı kılınmasına doğrudan bağlıdır. Kurumsal çerçevede bu özgürlük kurumun işletme usulleriyle sınırlandırılabilir; bu denge madde metninde açıkça korunmuş ve 18. maddeyle birlikte hasta-hekim ilişkisine ilişkin sistematik bir hukuki çerçeve oluşturulmuştur.
Uygulamada Nizamnamenin 5. maddesi, hekimin de hastasını seçme hakkını düzenleyen 18. maddeyle karşılıklı bir denge ilişkisi içindedir. Hasta kimi hekime başvuracağını seçebildiği gibi hekim de hangi hastayı kabul edeceğini belirleyebilir; ancak bu serbestinin acil durumlar, resmi görev yükümlülükleri ve ayrımcılık yasağıyla sınırlı olduğu göz ardı edilmemelidir. Haysiyet Divanları, hasta seçme hakkının sistematik ya da hileli biçimde engellenmesini, hasta tercihini baskı altında değiştirmeye yönelik uygulamaları etik ihlal olarak nitelendirmekte; bu tür davranışlar uyarı veya kınama yaptırımına konu olmaktadır. Bu hakkın yazılı teyidi ve tercih değişikliklerinin kayıt altına alınması, sonraki uyuşmazlıklarda hem hekim hem hasta açısından belirleyici kanıt niteliği taşımaktadır.
