Hasta Hakları Yönetmeliği 41. Madde
I. Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:
a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,
c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.
II. Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.
III. Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 41. maddesi, sağlık hizmetinin kurum dışında verilebileceği istisnai durumları düzenleyerek sağlık erişiminin mekân kısıtlamalarıyla engellenmemesini güvence altına alır. Bu madde, “sağlık hizmeti sağlık kurumunda verilir” kuralının istisnalarını tanımlar ve dış hizmet sunumunun meşru temellerini ortaya koyar.
Birinci fıkra, üç istisnayı sayar. (a) bendi “koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesi” durumunu tanımlar. Koruyucu sağlık hizmetleri, hastalıkların ortaya çıkmasını önlemek veya erken aşamada tespit etmek amacıyla sunulan hizmetlerdir; aşılama kampanyaları, tarama programları, eğitim faaliyetleri, ev ziyaretleri, sağlık taramaları bu kapsamdadır. Bu hizmetlerin doğası gereği toplum içinde, iş yerlerinde, okullarda, mahallelerde yürütülmesi gerekebilir.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin kurum dışında verilmesi, halk sağlığının yaygınlaştırılması için kritiktir. Türkiye’de aile sağlığı merkezleri, gezici sağlık araçları, okul sağlığı birimleri ve halk eğitimi programları bu hizmetlerin somut uygulamalarıdır. Özellikle kırsal bölgelerde ve dezavantajlı gruplarda koruyucu hizmet erişimi, sabit merkezlerle değil sahaya çıkılarak sağlanır.
(b) bendi “tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen halleri” tanımlar. Bu istisna, evde bakım hizmetleri kavramının temelini oluşturur. Yatağa bağımlı hastalar, ileri yaşlılar, ağır felçli hastalar, terminal kanser hastaları, solunum cihazına bağlı hastalar bu kapsamdadır. Onlar için sağlık kurumuna gitmek hem fiziksel hem de tıbbi olarak mümkün olmayabilir.
Evde sağlık hizmetleri Türkiye’de 2010 sonrasında ciddi bir gelişme göstermiştir. 2010 tarihli Evde Sağlık Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik ve sonrasındaki düzenlemelerle hekim, hemşire, fizyoterapist ve diğer sağlık personelinden oluşan evde sağlık ekipleri, hastanın evinde tıbbi müdahale, tedavi ve bakım hizmeti sunmaktadır. Bu hizmet kapsamında yara bakımı, serum takılması, ilaç uygulaması, fizik tedavi, psikolojik destek, palyatif bakım gibi birçok hizmet sunulabilmektedir.
Evde sağlık hizmeti, 14. maddedeki tıbbi özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Hasta evde olduğu için özenin standartı düşmez; aksine, kontrolü daha zor olduğu için özen yükümlülüğü daha da titizlikle yerine getirilmelidir. Evde yapılan bir tıbbi müdahalede oluşan zararda da kurum ve hekim aynı şekilde sorumludur.
(c) bendi “tabii afetler gibi olağanüstü haller” istisnasını düzenler. Deprem, sel, orman yangını, kitlesel kazalar, salgın hastalıklar gibi durumlarda sağlık hizmetinin sahaya indirilmesi zorunludur. Bu durumda mobil sağlık birimleri, geçici sahra hastaneleri, kurtarma ekipleri ve afet sağlık ekipleri devreye girer.
Türkiye, depremler ve diğer doğal afetler açısından riskli bir coğrafyada yer aldığından olağanüstü hâl sağlık hizmeti mevzuatı oldukça gelişmiştir. UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri), AFAD koordinasyonunda çalışan sağlık birimleri ve Türk Kızılay’ın sağlık ekipleri bu alanda faaliyet göstermektedir. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de bu ekipler sahada büyük hizmet vermiştir.
İkinci fıkra, “Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir” ifadesiyle ikincil mevzuata atıfta bulunur. Bakanlık, evde sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve afet sağlık hizmetleri konularında ayrı yönetmelikler çıkarmakla yükümlüdür. Nitekim bu alanlarda birçok düzenleme mevcuttur.
Dış hizmette hasta haklarının uygulanması özel bir dikkat gerektirir. Evde sağlık hizmeti alırken hastanın mahremiyet hakkı (21. madde), güvenlik hakkı (37. madde) ve aydınlatılmış onam hakkı (24. madde) aynı standartlarla korunmalıdır. Hasta evde olduğu için bu haklar daha da önemli hâle gelir; ev ortamında başka kişiler olabilir, mahremiyet kolayca ihlal edilebilir.
Evde sağlık hizmeti sırasında yaşanan çeşitli sorunlar: personelin hastanın özel alanını uygun kullanmaması, hastanın eşyalarına zarar verilmesi, uygunsuz davranışlar, ev sahibinin itibarına leke sürecek söylemler. Bu durumlar hem hasta hakları hem de Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde sorumluluk doğurur.
Acil ambulans hizmetleri de 41. madde kapsamında değerlendirilir. 112 acil sağlık hizmetleri, olay yerinde ilk müdahale ve hastaneye taşıma süreçleri, kurum dışı sağlık hizmeti niteliğindedir. Bu süreçlerde de tıbbi özen, aydınlatılmış onam (acil istisnasıyla), gizlilik gibi hasta hakları geçerlidir.
Uygulamada 41. madde, evde sağlık hizmeti kaynaklı tazminat davaları, afet sağlık hizmeti sorumlulukları ve ambulans süreçlerindeki zararlarda gündeme gelir. Yargıtay içtihadı, kurum dışı hizmette de tam özen yükümlülüğü aradığını; mekân değişikliğinin sorumluluğun sınırlandırmasına yol açmayacağını kabul etmektedir.
Avukat perspektifinden 41. madde, mekân bazlı savunmaları çürüten bir hükümdür. “Olay kurum dışında gerçekleşti” savunması, yönetmeliğin kurum dışı hizmetleri de düzenlediği için etkisizdir. Evde sağlık hizmetinden doğan zararlar, ambulans kaynaklı olaylar ve afet sağlık hizmetlerindeki ihmaller bu madde ile 43. madde birlikte değerlendirilerek tazminat talep edilebilir.
