Hasta Hakları Yönetmeliği 8. Madde
I. Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.
II. Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak, kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.
III. Acil vak’alar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.
IV. Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevkeden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 8. maddesi, hastanın sağlık kuruluşunu seçme ve seçtiği kuruluşta hizmetten yararlanma hakkını düzenleyerek “hasta özerkliği” ilkesinin kurumsal boyutunu güvence altına alır. Sağlık hizmeti, nihayetinde bir güven ilişkisine dayanır; hastanın hangi kuruma güveneceği, hangisinden hizmet alacağı konusunda özgür olması, bu güven ilişkisinin sağlıklı biçimde kurulabilmesinin önkoşuludur.
Maddenin birinci fıkrası, seçme hakkını “tabi olunan mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyma” kaydıyla tanımıştır. Burada kastedilen özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sevk ve ödeme kuralları, özel sigorta sözleşmelerinin şart koştuğu anlaşmalı kurum listeleri ve acil hâller dışında sevk zinciri gibi düzenlemelerdir. Yani seçme hakkı mutlak değil; finansal kapsam ve idari sistem çerçevesinde kullanılabilen bir haktır. Hasta hangi kuruluşu seçerse seçsin tıbbi ihtiyacına uygun hizmeti alabilir; ancak sevk dışı seçimde ücret farkı kendisine kalır.
İkinci fıkra, sağlık kuruluşunu değiştirme hakkının sınırlarını çizer. Bu değişiklik “hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığın daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı” bakımından tabip tarafından değerlendirilir. Böylece seçme hakkı, tıbbi güvenlik kriterine tabi kılınmıştır. Burada önemli olan, bu değerlendirmenin hekimin tek taraflı tercihi olmayıp hastayı bilgilendirme yükümlülüğü ile birlikte yapılması gerektiğidir. Hasta aydınlatıldıktan sonra, tıbbi sakınca bulunmuyorsa kuruluşu değiştirebilir.
Üçüncü fıkra, sevk zincirine uymayan hastaların ücret farkını kendilerinin karşılayacağını düzenler. Bu, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği ile seçme hakkı arasında bir denge kurar. Acil vakaların bu düzenleme dışında tutulması, yaşam hakkının öncelikli olduğunu gösterir.
Dördüncü fıkra, hastanın nakledilmesi gereken hâlleri düzenler. “Tıbben fayda bulunmayan” durum ile “bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan” durum birlikte zikredilmiştir. Böyle bir durumda hastaya veya 15. maddenin ikinci fıkrasındaki kişilere açıklama yapılması zorunludur. Bu açıklama, saydam karar alma yükümlülüğünün doğrudan bir yansımasıdır; hasta nakledilirken nedenlerin gizlenmesi hak ihlalidir. Gereken bilgilerin nakil talebinde bulunulan kuruluşa verilmesi yükümlülüğü ise tedavi sürecinin kesintisiz devamı için öngörülmüştür. “Hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır” ifadesi, sağlık hizmetinin kamusal niteliğini pekiştirir.
Uygulamada 8. madde, ikinci basamak ile üçüncü basamak arasındaki hasta nakillerinde, özel hastaneler arası transferlerde ve özellikle yoğun bakım aşamasındaki hasta hareketlerinde temel referans hükmüdür. Hasta veya yakını, nakil talebinin reddedilmesi veya bilgilendirilmeksizin nakledilmesi hâlinde bu maddeye dayanarak şikayette bulunabilir. Yargıtay kararlarında, hastanın nakil sürecinde uğradığı zararın öngörülebilir olması hâlinde nakleden kuruluşun sorumluluğunu doğurduğu kabul edilmektedir.
Avukat perspektifinden 8. madde, özellikle hastaneler arası transfer sonucu oluşan zararlarda taraf sıfatı ve sorumluluk dağılımının belirlenmesinde kritiktir. Nakleden kurum, nakledilen kurum ve tabip arasındaki sorumluluk paylaşımı bu madde ve onun atıfta bulunduğu usul hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
