Tababet Kanunu 34. Madde
Tabipler diş çekmeğe ve dişler üzerine iptidai tedavi tatbikına ve diş etlerine ait her nevi hastalıkları tedaviye mezun iseler de doğrudan doğruya dişçilik etmek istiyen ve o suretle icrayı sanat ettiğini ilan eden bir tabip behemehal Dişçi Mektebince verilmiş bir ruhsatnameyi hamil olmalıdır. Ruhsatname bir sene müddetle Dişçi Mektebine devam ile tatbikat gördükten sonra bilimtihan ita olunur.
Sadeleştirilmiş Hali
Hekimler; diş çekmeye, dişlere ilk aşama tedavi uygulamasına ve diş etlerine ilişkin her türlü hastalığı tedavi etmeye yetkili olmakla birlikte, doğrudan doğruya diş hekimliği yapmak isteyen ve bu şekilde mesleği yaptığını ilan eden bir hekimin, mutlaka Diş Hekimliği Okulunca verilmiş bir ruhsat belgesine sahip olması gerekir. Bu ruhsat, bir yıl süreyle Diş Hekimliği Okuluna devam ile uygulamalı eğitim görüldükten sonra yapılacak sınav sonucunda verilir.
Açıklama
Tababet Kanunu’nun 34. maddesi, hekimlerin diş çekme, dişe ilk aşama tedavi uygulama ve diş eti hastalığı tedavisi yetkilerini tanımakla birlikte, doğrudan diş hekimliği yapmak ve bu şekilde ilan eden hekimlerin ek ruhsat almasını zorunlu kılmaktadır. Madde, tıp ve diş hekimliği yetki alanlarının birbirine geçiş noktasını düzenleyen temel bir yetki paylaşım hükmüdür.
Hükmün iki boyutu bulunur: (i) hekimlerin sınırlı diş hekimliği yetkisi (diş çekme, ilk tedavi, diş eti hastalıkları), (ii) doğrudan diş hekimliği mesleğini yapacaklar için Diş Hekimliği Okulu ruhsatının zorunlu olması. Ruhsat, bir yıllık Diş Hekimliği Okulu devamı, uygulamalı eğitim ve sınav sonrasında verilir.
Bu düzenleme, 1928’de henüz yeterli diş hekimi bulunmayan Türkiye’nin kırsal bölgelerinde temel diş sağlığı hizmetinin hekimler tarafından da verilebilmesini sağlamıştır. Ancak tıp ile diş hekimliği arasındaki modern mesleki ayrışma, bu yetki paylaşımını belirgin biçimde sınırlandırmıştır. Günümüzde hekimlerin diş çekmesi teorik olarak mümkün olmakla birlikte, pratikte acil durum hâricinde son derece nadirdir.
Madde; 29. madde (diş hekimliği yetki alanı), 3. madde (küçük cerrahi müdahaleler), Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ve 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu ile birlikte uygulanır. Tıp hekimlerinin diş hekimliği yapabilme yetkisi 34. madde ile sınırlı tutulmuş; genel diş hekimliği uygulamaları için mutlaka ruhsat aranmıştır.
Yargıtay içtihatları, hekimin yetki sınırını aşarak (örneğin dolgu, kanal tedavisi, implant) diş hekimliği yapması hâlinde 41. madde ve 42. madde kapsamında cezai ve idari yaptırıma konu olabileceğini belirtmektedir. Hasta zarar görürse malpraktis sorumluluğu doğar.
Günümüzde 34. maddenin öngördüğü tıp-diş hekimliği geçişkenliği son derece istisnaidir. Modern tıp ve diş hekimliği eğitimi, ilk yıllarda ortak olmakla birlikte mezuniyet sonrası tamamen ayrışmıştır. Hekimlerin diş hekimliği yapmak için ek eğitim alması yerine, diş hekimliği fakültelerine ikinci bir lisans eğitimi yapması yaygın uygulamadır.
Ağız-diş ve çene cerrahisi uzmanlığı, hekim ve diş hekimlerinin her ikisine de açık olan bir dal olup; 34. madde kapsamında hekimlerin bu uzmanlığı almaları mümkündür ve bu durumda ek ruhsata gerek kalmaz.
Danıştay, hekimlerin ağız-çene bölgesinde yaptığı müdahalelerin kapsamını değerlendirirken, mesleğin güncel bilimsel ölçütlerini ve diş hekimliğinin ayrışmış disiplin yapısını dikkate almaktadır. Bu içtihat, 34. maddenin dar yorumlanmasına yol açmıştır.
KVKK kapsamında, hekimin diş hastası olarak değerlendirdiği kişinin verileri de özel nitelikli kişisel veridir ve kayıt tutma yükümlülüğü 72. madde kapsamında sürer.
1928’de mesleki yetki paylaşımının dengelenmesi amacıyla konulan 34. madde, bugün diş hekimliği mesleğinin tamamen ayrışmış kurumsal yapısı karşısında nadiren uygulanan, ancak teorik çerçevesi korunan bir geçiş hükmü olarak değerlendirilmektedir. Hükmün mantığı, halk sağlığı hizmetinin sürekliliğini koruma ilkesine dayalıdır.
