TBK ▸ Madde 151

TBK 151. Madde

I. Süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur.

II. Zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında da, borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.

TBK 151. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 130 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 150 nci maddesinde, zamanaşımı sürelerinin hesaplanması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 130 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Müddetlerin hesabı” şeklindeki ibare, Tasarıda “V. Sürelerin hesaplanması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 130 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “müddetin son günü kullanılmaksızın geçtiği” şeklindeki ibare, daha açık hâle getirilerek, “sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 151. maddesi, zamanaşımı sürelerinin günlük olarak nasıl hesaplanacağını düzenleyen teknik bir hükümdür. Sürelerin hesabındaki küçük farklar uygulamada büyük sorunlara yol açabildiğinden, bu düzenleme kanun tekniği açısından önemli bir netlik sağlar. 818 sayılı Kanun’un 130. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur. Bu hüküm, iki kritik kural içermektedir. Birinci kural, başlangıç gününün sayılmamasıdır. Örneğin alacak 1 Ocak 2020’de muaccel olmuşsa, zamanaşımı hesabında 1 Ocak 2020 gününü değil, 2 Ocak 2020 tarihini başlangıç almak gerekir. Bu kural, günün sonunda muacceliyet olması durumunda alacaklıya kısıtlı bir süre bırakmamak için geliştirilmiştir.

İkinci kural, sürenin son gününe ilişkindir. On yıllık zamanaşımı 2 Ocak 2020’den itibaren işlemeye başlıyorsa, son gün 1 Ocak 2030’dur. Bu günün de hak kullanılmaksızın geçmesi gerekir; yani 1 Ocak 2030’un sonunda (gece yarısında) zamanaşımı tamamlanır. Bu son günü kapsamlı kullanabilmesi için alacaklıya tanınır. Alacaklı 1 Ocak 2030 gününde dava açabilir, icra takibi başlatabilir veya ihtar çekebilir; bu durumda zamanaşımı kesilir.

İkinci fıkra, zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında da borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtir. Bu atıf, TBK m. 91-95’te düzenlenen sürelere ilişkin genel kuralları zamanaşımı için de geçerli kılar. Özellikle tatil günlerinin uzatıcı etkisi, ay ve yıl hesaplaması, iş saatlerinin dikkate alınması gibi kurallar zamanaşımı hesabında da uygulanır. TBK m. 93’e göre sürenin son günü bir tatil gününe denk gelirse zamanaşımı bir sonraki iş gününün sonunda tamamlanır. Ay hesabında (TBK m. 91) başlangıç tarihinin karşılığı olan gün esas alınır; o gün olmaması hâlinde ayın son günü kabul edilir.

Doktrinde süre hesabı, "hesap günlerinin doğru tespiti" olarak önem taşır. Saniye, dakika veya saat ayrıntısı zamanaşımı için kural olarak gerekli değildir; gün esası uygulanır. Ancak özellikle elektronik başvurular, online dava açmalar gibi modern uygulamalarda saatin dikkate alınması gerekebilir; bu durumda HMK hükümleri yardımcı olur.

Yargıtay kararları, zamanaşımı süresinin son günü bir pazar gününe veya resmi tatile denk geldiğinde sonraki iş gününün sonunda tamamlanacağını vurgulamaktadır. Uygulamada özellikle dava açma tarihinin tespiti, icra takibi başlatma zamanı ve ihtar çekme günü belirlenirken bu kurallar dikkatle uygulanmalıdır. Küçük bir hesap hatası, alacağın tamamen kaybolmasına yol açabilir; bu nedenle avukatların zamanaşımı hesabında son derece titiz olması gerekir. Özellikle uzun süreli alacaklarda, her on yılda bir hesap yaparak kesme işlemi planlamak önemli bir pratik gerekliliktir.