TBK 214. Madde
I. Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur.
II. Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmaz.
III. Satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
TBK 214. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 213 üncü maddesinde, satıcının zapttan sorumluluğu düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Zapta karşı teminat / 1. Teminat borcu” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Zapttan sorumluluk / 1. Konusu” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 189 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, satıcının zapttan sorumluluğunun doğması için, üçüncü kişi tarafından, satış sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu sırada, zaptı sağlayacak özel hukuktan doğan (sübjektif nitelikte) üstün bir hakkının varlığı nedeniyle, satılanın tamamen veya kısmen alıcının elinden alınması gerekir. Bu üstün hak, mülkiyet hakkı, sınırlı bir aynî hak ya da etkisi kuvvetlendirilmiş (şerh verilmiş) bir kişisel hak olabilir. Aynı fıkrada kullanılan “elinden alınırsa” şeklindeki ibareden anlaşılması gereken, üçüncü kişinin alıcıya karşı zapt girişiminde bulunmasıdır. Tasarının 214 üncü maddesinin birinci fıkrasından, kural olarak zapt girişiminin dava yoluyla olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, Tasarının “Mahkeme kararı olmaksızın geri verme” kenar başlıklı 215 inci maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde de, satıcının zapttan sorumluluğu söz konusu olabilecektir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 214. maddesi, satıcının "zapttan sorumluluğu"nun konusunu düzenleyen temel hükümdür. Zapt (elkoyma), üçüncü bir kişinin hukuki bir hakka dayanarak satılan malı alıcının elinden alması durumudur. Satıcı, bu durumdan dolayı alıcıya karşı sorumludur; bu sorumluluk, satış sözleşmesinin güvenliğini sağlayan temel bir korumadır. 818 sayılı Kanun’un 189. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur. Bu hüküm, zapttan sorumluluğun temel unsurlarını ortaya koyar.
Zapt için üç temel unsur gereklidir: üçüncü kişinin üstün hakkının varlığı, bu hakkın satış anında mevcut olması, alıcının eşyayı fiilen elinden kaybetmesi. Üstün hak; mülkiyet hakkı, sınırlı aynî haklar (ipotek, irtifak), etkisi güçlendirilmiş kişisel haklar (tapu şerhli haklar) gibi çeşitli biçimlerde olabilir.
Üstün hakkın satış anında mevcut olması kritik önemlidir. Satış sonrası ortaya çıkan haklar (örneğin alıcının mülkiyeti aldıktan sonra üzerine kurulan haklar) zapttan sorumluluğu doğurmaz. Bu kural, satıcının sadece kendi satış anında var olan hukuki durumdan sorumlu olmasını sağlar.
Alıcının eşyayı fiilen elinden kaybetmesi, zapttan sorumluluğun gerçekleşme koşuludur. Sadece üçüncü kişinin hak iddiasında bulunması yetmez; alıcı mali gerçekten kaybetmiş olmalıdır. Bu kayıp, mahkeme kararı ile olabileceği gibi, bazı koşullar altında alıcının kendi kabulü ile de olabilir (TBK m. 215 ve 216).
İkinci fıkra, alıcının bilgili olması durumunu düzenler: alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmaz. Bu hüküm, alıcının bilerek bir riski üstlendiği durumlarda satıcıyı sorumluluktan kurtarır.
Alıcının bilgili olması, satıcının hakkında bilgi verdiği veya alıcının kendi araştırması sonucu öğrendiği durumları kapsar. Örneğin tapu kayıtlarında görünen bir ipotek, ticari sicilde görünen bir haciz, mahkeme davası gibi durumlar alıcı tarafından öğrenilmiş olabilir. Bu durumda alıcı, riski üstlenmiş sayılır ve sonradan zapttan dolayı tazminat isteyemez.
Ancak satıcı "ayrıca üstlenmişse" sorumlu olmaya devam eder. Yani alıcı risk varlığını biliyor olsa bile, satıcı "ben bunu çözerim" diye açık bir taahhütte bulunduysa, bu taahhüde göre sorumlu kalır. Bu kural, tarafların iradesine saygı gösterir.
Üçüncü fıkra, kötü niyetli satıcıya karşı alıcıyı korur: satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Bu hüküm, satıcının hileli davranışına karşı alıcıyı korumaya yöneliktir.
Satıcı, üçüncü kişinin hakkını bilinçli olarak gizlemişse, sonradan yapılan sorumsuzluk anlaşmaları geçersizdir. Alıcı, bilmediği için riski üstlenmiş sayılmaz; ayrıca satıcının kötü niyetli davranışı hoşgörülmez. Bu hüküm, emredici nitelikte olup taraf iradeleriyle bertaraf edilemez.
Doktrinde bu madde, "hukuken güvenli alım hakkı"nın korunması olarak değerlendirilmektedir. Alıcı, sözleşme ile malın tam ve gerçek sahibi olma hakkını kazanır; üçüncü kişilerin üstün haklarının bu hakkı zedelememesi güvencesi bu madde ile sağlanır.
Yargıtay kararları, zapttan sorumluluğun gerçekleşmesi için alıcının mali fiilen kaybetmesini; bu kaybın üçüncü kişinin satış anında var olan üstün hakkından kaynaklanmasını aramaktadır. Uygulamada bu madde, taşınmaz alım-satımlarında (ipotekli veya hacizli taşınmazların durumu), çalıntı malın alımında, fikri mülkiyet haklarına aykırı ürün alımında, şirket payı alımlarında önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, satış hukukunun en temel korumalarından birini sağlayan kritik bir hükümdür.
