TBK ▸ Madde 233

TBK 233. Madde

I. Alıcı, satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmişse satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılır.

II. Satış bedeli, satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa, darası indirilir.

III. Bazı ticari malların satışında, daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla bir indirim yapılmasına veya bedelin, daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari teamüller saklıdır.

TBK 233. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 232 nci maddesinde, satış bedelinin belirlenmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan ”II. Semenin tayini” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Satış bedelinin belirlenmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “satım siparişin yapıldığı gün ve mahalde cari fiyat üzerinden” şeklindeki ibare, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 212 nci maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak, Tasarıda “satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden” şeklinde düzeltilmiştir. Maddenin ikinci ve son fıkralarında kullanılan “dara” sözcüğüyle, satılanın ambalajının (yani, içine konulduğu kabın) ağırlığı kastedilmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin son fıkrasında kullanılan “semenin gayri sâfi vezin üzerinden yahut muayyen bir miktar” şeklindeki ibare, Tasarıda “daralı ağırlıktan miktar olarak” şeklinde ifade edilmiştir. Gerçekten, bazı ticarî mallarda, herhangi bir indirim yapılmaksızın, bedelin satılanın daralı ağırlığı üzerinden ödenmesi şeklinde bir ticarî teâmülün de bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca, Tasarının 232 nci maddesinin son fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 209 uncu maddesinin son fıkrasında yer verilmeyen bir durum olarak satış bedelinin daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticarî teamülün de saklı olduğu belirtilmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 233. maddesi, satış bedelinin hesaplanmasında objektif kriterlerin kullanılabileceği durumları ve özel ticari âdetleri düzenleyen hükümdür. Bu madde, fiyat belirlenmesinde esneklik sağlarken, aynı zamanda ticari ve pratik kuralları hukuka dahil eder. 818 sayılı Kanun’un 209. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre alıcı, satış bedelini belirtmeksizin, malı alacağını kesin olarak bildirmişse satış, ifa yeri ve zamanındaki ortalama piyasa fiyatı üzerinden yapılmış sayılır. Bu hüküm, bedel konusunda özel bir varsayım getirir.

Bu kural, satış sözleşmesinin geçerliliği için her zaman kesin bir rakam belirlenmesi şartının esnekleştirilmesidir. Alıcı, bedeli açıkça belirtmeden de kesin alım iradesi bildirebilir. Bu durumda bedel, piyasa koşullarına göre objektif olarak belirlenir. Ortalama piyasa fiyatı, ilgili malın standart piyasa değeridir.

"İfa yeri ve zamanındaki" ifadesi, hangi piyasa ve hangi tarih bazında değerlendirme yapılacağını netleştirir. Aynı malın farklı şehirlerde, farklı tarihlerde fiyatı değişebilir. Kanun, ifa yeri ve zamanındaki ortalama değeri esas alır. Bu, somut ve belirlenebilir bir kriterdir.

Bu kural, özellikle borsa işlemleri, acil ticari anlaşmalar, tekrarlayan ticari ilişkiler için yararlıdır. Tacir A, tacir B’ye "bana 10 ton buğday gönder" diyerek fiyat belirtmezse, satış günündeki ortalama buğday piyasa fiyatı esas alınır. Bu uygulama, ticari hayatın hızını kolaylaştırır.

İkinci fıkra, bedelin hesabında fiziksel bir ayrıntıyı düzenler: satış bedeli, satılanın ağırlığına göre hesaplanıyorsa, darası indirilir. Bu hüküm, "net ağırlık" esasını benimser. Dara, malın ambalajının ağırlığıdır. Örneğin 100 kg pirinç, 5 kg çuval içinde ise satış bedeli 95 kg üzerinden hesaplanır; ambalajın ağırlığı satış bedeline dahil edilmez.

Bu kural, haksız fiyat uygulamalarını önler. Satıcı, ambalajı ağırlığa dahil ederek bedel alırsa, alıcıyı aldatmış olur. Dara indiriminin zorunlu olması, bu tür uygulamaları engeller. Kantar, terazi gibi ölçüm cihazları kullanılarak dara objektif olarak belirlenir.

Üçüncü fıkra, ticari âdetlere saygı gösteren önemli bir istisna getirir: bazı ticari malların satışında, daralı ağırlıktan miktar olarak ya da yüzde hesabıyla bir indirim yapılmasına veya bedelin, daralı ağırlık üzerinden belirlenmesine ilişkin ticari teamüller saklıdır.

Bu hüküm, belirli ticari sektörlerdeki yerleşik uygulamaları hukuka dahil eder. Bazı ticari mallar için dara indirimi farklı şekillerde uygulanır. Örneğin petrol ticaretinde belirli bir yüzde indirim, metal ticaretinde kiloluk sabit indirim, tarım ürünlerinde mevsimsel indirimler gibi âdetler vardır. Bu âdetler, piyasa bilgisi ve uzmanlık gerektirir.

"Bedelin daralı ağırlık üzerinden belirlenmesi" ise daha ilginç bir uygulamadır. Bazı sektörlerde dara indirimi hiç yapılmaz; bedel ambalajlı toplam ağırlık üzerinden hesaplanır. Bu durum, fiyat yapısının farklı olmasıyla dengelenmiştir. Ticaret pratiğinde bu şekilde oluşmuş bir fiyat sistemi vardır ve taraflar bu pratiği benimser.

Bu düzenleme, ticari hayatın gerçekliklerine saygı gösterir. Kanun her ayrıntıyı düzenleme yerine, ticari âdetleri kabul ederek pratik uygulamaya imkân verir. Ancak ticari âdetin varlığı ispatlanmak zorundadır; yerel olmayan veya belirsiz âdetler uygulanamaz.

Doktrinde bu madde, "satış bedelinin objektif belirlenebilirliği" ve "ticari âdetlerin korunması" prensiplerinin kesişim noktası olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, piyasa fiyatının tespitinde bilirkişi incelemesi, resmi piyasa raporları, ticari odanın verileri gibi kaynakları kullanmaktadır.

Uygulamada bu madde, emtia ticaretinde (tarım ürünleri, petrol, metaller), fiyat dalgalanan mal alımlarında, acil ticari işlemlerde, toptan ticarette önemli sonuçlar doğurur. Özellikle borsa kayıtlı ürünlerin ticaretinde bedel belirlenmesi bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Bu düzenleme, satış bedelinin belirlenmesinde esneklik ve objektiflik sağlayan önemli bir kuraldır.