TBK ▸ Madde 289

TBK 289. Madde

Elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulmuş olur.

TBK 289. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 237 nci maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 288 inci maddesinde, elden bağışlamanın kurulması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 237 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. Şekli / I. Elden bağışlama” şeklindeki ibareler yerine, bağışlama sözü verme şeklinin, Tasarının 287 nci maddesinde düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 288 inci maddesinde “II. Elden bağışlama” ibaresi kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 237 nci maddesinin ikinci ve son fıkraları, tanımda taşınır sözcüğüne yer verildiği ve taşınmazlar tanım dışı bırakıldığı için, Tasarının 288 inci maddesine alınmamıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 289. maddesi, elden bağışlama kurumunu tanımlayan kısa ama kritik bir hükümdür. Elden bağışlama, bağışlamanın en basit ve doğrudan biçimidir; malın hemen teslimi ile gerçekleşir. 818 sayılı Kanun’un 237. maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır.

Madde, elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulmuş olur şeklinde kısa bir tanım getirir. Bu tanım, elden bağışlamanın iki temel unsurunu ortaya koyar: taşınır nitelik ve fiili teslim.

Taşınır nitelik, elden bağışlamanın kapsamını belirler. Sadece taşınır mallar elden bağışlanabilir; taşınmazlar bu kapsamın dışındadır. Taşınmaz bağışlamaları, TBK m. 288 uyarınca resmi şekle tabidir; fiili teslim yeterli değildir.

Taşınır mal kavramı geniş yorumlanır. Günlük hediyeler (mücevher, saat, kitap), değerli malvarlığı (para, altın, tahvil), sanat eserleri, koleksiyon parçaları, kişisel eşyalar hepsi elden bağışlama konusu olabilir. Önemli olan malın fiziksel olarak taşınabilir nitelikte olması ve bağışlayanın mülkiyetinde bulunmasıdır.

Fiili teslim, elden bağışlamanın kurucu unsurudur. Malın bağışlayanın zilyetliğinden çıkarılıp bağışlananın zilyetliğine geçmesi gereklidir. Bu teslim fiziksel olarak (elden ele, posta yoluyla, kargo ile) veya sembolik olarak (anahtar teslimi, belge devri) gerçekleşebilir.

Fiili teslimin önemi, bağışlamanın hukuki geçerliliği için kritiktir. Teslim olmadan elden bağışlama kurulmaz; sadece bağışlama vaadi söz konusu olur. Bağışlayan teslim yapmadıkça, malın sahibi olmaya devam eder.

Elden bağışlamanın şekil şartı yoktur. Yazılı belge, noter onayı gibi formaliteler aranmaz. Basit bir teslim işlemi yeterlidir. Bu, elden bağışlamayı bağışlama sözü vermeye göre daha esnek kılar.

Bu şekilsizlik, günlük hayatta sayısız bağışlama işleminin geçerli biçimde gerçekleşmesini sağlar. Doğum günü hediyeleri, bayram hediyeleri, özel gün takdimleri, çocuklara verilen harçlıklar, dostlar arasında değişim ve verilen hediyeler hep elden bağışlama niteliğindedir ve herhangi bir belge gerektirmez.

Elden bağışlamanın mülkiyet etkisi, teslim anında gerçekleşir. Türk Medeni Kanunu m. 763 uyarınca taşınır mülkiyeti zilyetliğin devri ile geçer; bu kural elden bağışlamada da uygulanır. Bağışlanan, teslim aldığı anda malın sahibi olur.

Elden bağışlamanın avantajları çoktur. Hızlı, pratik, belgesiz, masraf gerektirmez. Hem bağışlayan hem bağışlanan için kolay bir süreçtir. Aile ve arkadaş ilişkilerindeki hediyeleşme, büyük ölçüde bu kurum üzerinden yürür.

Ancak elden bağışlamanın bazı sınırlamaları vardır. Büyük değerli malvarlığı transferleri, vergi ve miras hukuku açısından belgelendirilmek isteyebilir. Bu durumda bağışlayanlar, yazılı belge veya noter onayı düzenleyebilirler; ancak bunlar geçerlilik şartı değil, ispat kolaylığı içindir.

Vergi hukukunda elden bağışlamalar da vergilendirilebilir. Türk Vergi Usul Kanunu ve Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, belirli tutarları aşan bağışlamalarda vergi ödeme yükümlülüğü öngörebilir. Bu nedenle büyük bağışlamalarda belge düzenlenmesi vergi yönetimi açısından da önemlidir.

Miras hukukunda elden bağışlamalar, saklı pay hesabına dahil edilebilir. TMK m. 565 vd. uyarınca, mirasbırakanın hayatta iken yaptığı bazı bağışlamalar miras payı hesabında dikkate alınır. Bu, yasal mirasçıların korunmasını amaçlar.

Elden bağışlamanın geri alınabilirliği konusu da önemlidir. TBK m. 295 uyarınca, henüz yerine getirilmemiş bağışlama vaadi geri alınabilir; ancak elden bağışlama zaten yerine getirildiği için genel dönme kuralları uygulanmaz. Elden bağışlama ancak TBK m. 294’teki özel sebeplerle geri alınabilir.

TBK m. 294’teki özel sebepler: bağışlanın ağır hukuka aykırı davranışı, bağışlanın yasal yükümlülüklerini aşırı ihmali, yüklemenin yerine getirilmemesi gibi durumları kapsar. Bu sebepler olmadan, elden bağışlama geri alınamaz; bağışlama kesin olarak sonuçlanmıştır.

Elden bağışlamanın ispatı konusunda pratik sorunlar çıkabilir. Yazılı belge olmadığı için, sonradan "bu bağışlama değil, ödünç veya satış idi" gibi iddialar ortaya çıkabilir. Bu durumda tanık beyanı, somut olaylar, taraflar arasındaki ilişki gibi unsurlar değerlendirilir.

Doktrinde elden bağışlama, "pratik ve esnek mal devri mekanizması" olarak değerlendirilmektedir. Günlük hayatın doğal akışına uygun bu kurum, hukuki formaliteleri en aza indirmiştir. Yargıtay kararları, teslim unsurunun varlığını titizlikle araştırmakta; teslim olmadan elden bağışlama sayılmayacağını vurgulamaktadır.

Uygulamada elden bağışlama, günlük hediyeleşmelerde, aile içi mal devirlerinde, özel gün kutlamalarında, hayır faaliyetlerinde (küçük bağışlar), dostlar arası yardımlaşmalarda yoğun biçimde kullanılır. Bu düzenleme, bağışlama hukukunun günlük hayatta işlerliğini sağlayan kritik bir hükümdür.