TBK 293. Madde
Bir kimse başkasına bağışlamayı önerdiği bir malı, başka mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar, bağışlama önerisini geri alabilir.
TBK 293. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 292 nci maddesinde, bağışlama önerisinin geri alınması düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Kabulün neticeleri” şeklindeki ibare, Tasarının 292 nci maddesinde “VI. Bağışlama önerisinin geri alınması” şeklinde düzeltilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 239 uncu maddesinde kullanılan “bağışlamasından rücu edebilir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “bağışlama önerisini geri alabilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 293. maddesi, bağışlama önerisinin bağışlanan tarafından kabul edilmeden önce geri alınabilmesini düzenleyen önemli bir hükümdür. Bu madde, bağışlamanın iki taraflı sözleşme olduğu gerçeğini vurgular ve bağışlayanın son ana kadar iradesini değiştirebilmesini sağlar. 818 sayılı Kanun’un 243. maddesini karşılamaktadır.
Madde, bir kimse başkasına bağışlamayı önerdiği bir malı, başka mallarından fiilen ayırmış olsa bile, bağışlananın kabulüne kadar, bağışlama önerisini geri alabilir şeklinde kısa bir düzenleme yapar.
Bu hüküm iki önemli unsuru içerir: bağışlamanın iki taraflılığı ve fiilen ayırmanın bağlayıcı olmaması.
Bağışlamanın iki taraflılığı, TBK m. 285’in temel ilkesidir. Bağışlama tek taraflı bir irade değil, sözleşmedir; bağışlayanın önerisi ve bağışlananın kabulü gereklidir. Sadece öneri yapıldığı aşamada henüz sözleşme kurulmamıştır; bağışlayan iradesini değiştirebilir.
Bu ilke, bağışlayanın özgürlüğünü korur. Bağışlama yapma kararı ciddi bir ekonomik tercihtir; bağışlayan son ana kadar düşünme hakkına sahip olmalıdır. Kabulden önce geri alma, bu düşünme sürecinin uzatılmasına imkan tanır.
Geri alma hakkı, herhangi bir sebep göstermeden kullanılabilir. Bağışlayan, fikir değişikliği, ekonomik koşullar, aile durumu, başka öncelikler gibi her türlü sebepten önerisini geri çekebilir. Sebep göstermek zorunda değildir.
"Fiilen ayırmış olsa bile" ifadesi çok önemlidir. Bağışlayan, bağışlama konusu malı diğer mallarından fiziksel olarak ayırmış olsa bile (örneğin ayrı bir kutuya koymak, etiketlemek, bankada ayrı hesaba almak), bu onu bağlamaz. Fiili ayırma, kabul değildir; sadece hazırlık niteliğindedir.
Bu kural, bağışlayanın iç iradesi ile dış davranışları arasındaki ayrımı korur. Bağışlayan hazırlık yapmış olsa bile, nihai iradeyi beklemek durumundadır. Kabul gelmeden, hazırlık bağlayıcı bir etki yaratmaz.
Geri alma, bağışlananın kabulünden önce olmalıdır. Kabul gerçekleştiğinde, sözleşme kurulmuş olur ve artık tek taraflı geri alma mümkün değildir. Bu durumda TBK m. 295’teki özel sebeplerle "bağışlamanın geri alınması" veya sözleşme hukuku genel prensipleri uygulanır.
Kabulün ne zaman gerçekleştiği somut durumlara göre belirlenir. Açık sözlü kabul, yazılı kabul, malın teslim alınması (elden bağışlamada), davranışsal kabul (malı kullanmaya başlama) kabul göstergeleridir. Her biri, bağışlama sözleşmesinin kurulma anını oluşturabilir.
Geri alma iradesi, bağışlananın bilgisine ulaşmalıdır. Sadece bağışlayanın içsel kararı yeterli değildir; bu kararın bağışlanana bildirilmesi gereklidir. Bildirimden sonra öneri geri alınmış olur ve bağışlanan artık kabul edemez.
Bildirim, sözlü veya yazılı olabilir. Pratik olarak sözlü bildirim yeterli olsa da, ispat kolaylığı için yazılı bildirim tercih edilir. Noter ihtarnamesi, e-posta, mesaj, yazılı belge gibi araçlar kullanılabilir.
Pratik örnek: A, B’ye bir otomobil bağışlamak istediğini söylüyor ve otomobili garajında ayırıyor, anahtarları hazırlıyor. B henüz kabul veya red bildirmemiş. Bu arada A, fikir değiştiriyor ve B’ye "bağışlamadan vazgeçtim" diyor. Bu geçerlidir; öneri geri alınmıştır. B henüz kabul etmediği için bir hakkı yoktur.
Ancak pratik durumlar karmaşık olabilir. Eğer A, otomobili B’ye teslim edip B anahtarları aldıysa, artık elden bağışlama gerçekleşmiştir ve sözleşme kurulmuştur. A artık tek taraflı geri alamaz.
Bağışlama önerisinin geri alınması, tazminat sorumluluğu doğurmaz. Bağışlayan, önerisini geri aldığı için bağışlanana tazminat ödemek zorunda değildir. Çünkü henüz sözleşme kurulmamıştır; sözleşmeden doğan yükümlülük yoktur.
Ancak bazı durumlarda "culpa in contrahendo" (sözleşme öncesi kusur) iddiası olabilir. Eğer bağışlayan, bağışlanana güvence yaratarak onu zarara sokmuşsa, genel hukuki sorumluluk devreye girebilir. Ancak bu istisna dar yorumlanır; genelde bağışlama önerisi geri alınabilir.
Elden bağışlamalar ve bağışlama sözü vermeler arasında fark önemlidir. Elden bağışlama, teslimle kurulur; teslim öncesi her zaman geri alınabilir. Bağışlama sözü verme ise yazılı şekille kurulur; yazılı kabul öncesi geri alınabilir.
Doktrinde bu madde, "bağışlayanın karar özgürlüğünün korunması" olarak değerlendirilmektedir. Bağışlama gibi karşılıksız ve ekonomik etkileri büyük bir işlemde, bağışlayanın son ana kadar düşünme hakkı vardır. Yargıtay kararları, kabul anının tespitini titizlikle yapmakta; geri alma iradesinin bildirim zamanını önemle değerlendirmektedir.
Uygulamada bu madde, hayır kuruluşlarına yapılan bağışlama vaatlerinde, aile içi hediye planlamalarında, kurumsal bağışlarda, koleksiyoner-müze ilişkilerinde önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, bağışlama sözleşmesinin kurulma sürecinin pratik çerçevesini çizen kritik bir hükümdür.
