TBK 31. Madde
I. Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır:
II. 1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa.
III. 2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa.
IV. 3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa.
V. 4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa.
VI. 5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa.
VII. Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.
TBK 31. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesini kısmen karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 31 inci maddesinde, açıklamada yanılmanın esaslı olduğu beş durum ile basit hesap yanlışlıklarının sözleşmenin geçerliliğine etkisi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Hata hâlleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Yanılma hâlleri” şeklinde değiştirilmiş ve “a. Açıklamada yanılma” şeklinde yeni bir alt başlık eklenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Esaslı hatalar hassaten şunlardır:” şeklindeki ifade yerine, Tasarının 31 inci maddesinde, özellikle bu maddede sayılan yanılma hâllerinin esaslı olduğunun belirtilmesi, yapılan sayımın sınırlayıcı (tahdidî) nitelikte olmayıp, örnekleyici (tadadî) nitelikte olduğu sonucunun çıkartılması bakımından daha elverişli görülmüştür.
Tasarının 31 inci maddesinde, irade açıklamasında yanılma (beyanda hata) hâlleri düzenlenmektedir. Oysa, 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi, saikte esaslı yanılmaya (mevsuf saik hatasına) ilişkin olduğu için, yeni bir madde numarası verilerek, bir sonraki maddede ayrıca düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında, dört bent hâlinde sayılan esaslı yanılma hâllerinde, yine de bir azalma değil, artış olmuştur. Bunun sebebi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, sözleşmenin konusunda ve karşı tarafın şahsında yanılma, esaslı yanılma hâlleri arasında sayıldığı hâlde, bunların, Tasarının 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde, ayrı ayrı sayılmış olmasıdır.
Maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, sayılan esaslı yanılmada, yanılanın, sözleşmenin niteliğinde yanılması söz konusudur. Meselâ, (B)’nin evini satın almak isteyen (A)’nın, ona bu evi kiralamak istediğini açıklamasında olduğu gibi.
Maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde öngörülen esaslı yanılma hâlinde ise, yanılan, sözleşmenin konusunda yanılmaktadır. Meselâ, (B)’nin otomobilini satın almak isteyen (A)’nın, sözleşme yapma iradesini onun deniz motorunu satın almak için açıklamasında olduğu gibi.
Maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, yanılanın, sözleşme yapma iradesini gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklaması söz konusudur. Gerçekte (B) ile sözleşme yapmak isteyen (A)’nın, yanılarak, bu iradesini (C)’ye açıklamasında olduğu gibi.
Maddenin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde öngörülen esaslı yanılma hâlinde yanılan, sözleşmeyi yaparken belli bir kişiyi göz önünde tuttuğu hâlde, sözleşme yapma iradesini başka bir kişi için açıklamaktadır. Meselâ, belirli kişisel veya meslekî özellikleri olan (B) ile sözleşme yapmak isteyen (A)’nın, yanılarak, sözleşme yapma iradesini, bu özelliklerden yoksun olan ya da farklı özellikleri bulunmakla birlikte, aynı adı taşıyan (B) isimli başka bir kişiye açıklamasında olduğu gibi.
Maddenin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde ise, yanılanın, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklaması durumu düzenlenmiştir. Meselâ, yanılanın iradesini bin birim ürün yerine onbin birim ürün olarak açıklamasında olduğu gibi.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TBK md. 31, esaslı yanılmanın beş farklı görünüm biçimini sayarak yanılma kurumuna somut içerik kazandıran çok önemli bir hükümdür. Madde, hangi yanılma hâllerinin sözleşmenin iptal edilebileceği kadar ağır sayıldığını net biçimde ortaya koyar ve basit hesap yanlışlıklarının sözleşmeyi ayakta tutan istisnasını düzenler.
Birinci bent yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa esaslı yanılma vardır. Bu "sözleşme türünde yanılma" olarak adlandırılır. Taraf aslında kira sözleşmesi yapmak istiyor ama beyanı satış sözleşmesi kurulacak biçimde anlaşılmışsa, iradeyle beyan arasında derin bir uyumsuzluk vardır. Sözleşmenin hukuki niteliğindeki bu temel yanılma iptal edilebilirlik doğurur.
İkinci bent yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa. Bu "konuda yanılma"dır. Taraf aslında A parselini satın almak istiyor ama beyanı B parseli için yapmış olursa esaslı yanılma söz konusudur. Konu yanılması en sık rastlanan esaslı yanılma türüdür; taşınmaz alımlarında, markalı ürün satımlarında, hisse alımlarında pratik önem taşır.
Üçüncü bent yanılan, sözleşme yapma iradesini gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa. Bu "kişide yanılma"dır. Özellikle kişisel nitelikleri önem taşıyan sözleşmelerde (vekâlet, yüklenicilik, hizmet) kişide yanılma esaslıdır. Anonim şirket pay alımında satıcının kimliği kural olarak önem taşımazken, bir sanatçıyla yapılan hizmet sözleşmesinde tersidir.
Dördüncü bent kişinin niteliklerindeki yanılmadır: yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa. Örneğin tecrübeli bir mimar olduğu sanılarak sözleşme yapılan kişinin aslında mesleki sertifikasız biri olduğu anlaşılırsa, niteliklerde yanılma esaslı sayılır.
Beşinci bent miktar yanılmasını düzenler: yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa. "Önemli ölçüde" kriteri objektif bir değerlendirmeyi gerektirir; taraflar arasındaki sözleşme dengesini bozacak büyüklükte bir fark gereklidir. Yüzdelik olarak %5-10 gibi küçük sapmalar genellikle esaslı yanılma sayılmazken, %30’un üzerindeki sapmalar esaslı kabul edilebilir.
Maddenin son cümlesi önemli bir istisna getirir: basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir. Bu düzenleme matematik hatası niteliğindeki hataları düzeltme yoluna koyar; sözleşmeyi ayakta tutar. Örneğin sözleşmede "10 × 50 = 600 TL" yazılmışsa bu basit hesap hatasıdır ve taraflar arasındaki gerçek karşılık 500 TL’dir; sözleşme iptal edilmez, miktar düzeltilir. Bu çözüm tarafların iradesini koruyan pratik bir yaklaşımdır.
Uygulamada madde 31 kapsamındaki esaslı yanılma örnekleri çok çeşitlidir. Tapu kaydında parsel numarası yanılması, marka bilgilerinde yanılma, hisse senedi tertibi yanılması, kişilik tescilinde yanılma, taşınmaz büyüklüğünde yanılma hep bu kapsamda değerlendirilir.
Doktrinde madde 31’in tadadi (örnek) mi yoksa tahdidi (sınırlı) mi olduğu tartışmalıdır. Baskın görüş maddenin tadadi nitelikte olduğu, "özellikle" ifadesinin bu beş hâlin örnek olduğunu gösterdiği yönündedir. Buna göre maddede sayılmayan ama aynı niteliği taşıyan diğer yanılma hâlleri de esaslı sayılabilir. Yargıtay bu yorumu benimseyerek somut olaylarda madde 31’de açıkça sayılmayan ama sözleşmenin temeli niteliğindeki yanılmaları da esaslı kabul etmektedir.
