TBK 388. Madde
I. Tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemişse, kural olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır.
II. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, belirlenen faiz, yıllık olarak ödenir.
III. Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.
TBK 388. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 308 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 387 nci maddesinde, tüketim ödüncü sözleşmelerinde faize ilişkin özel kurallar düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 308 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Faize müteallik kaideler” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Faize ilişkin özel kurallar” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “karzın alındığı zaman ve mekânda” şeklindeki ibare, Tasarıda “ödünç alma zamanında ve yerinde” şeklinde; “âdet olan” şeklindeki ibare ise, “geçerli olan” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 388. maddesi, tüketim ödüncü sözleşmelerinde faizin belirlenmesi ve ödenmesi hakkındaki özel kuralları düzenleyen önemli bir hükümdür.
Maddenin birinci fıkrası faiz oranının belirlenmesini düzenler: tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemişse, kural olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanır.
Bu hüküm, faiz oranının belirlenmesinde objektif bir ölçüt sunar. Sözleşmede oran yoksa, ödünç alma zamanı ve yeri esas alınır. O dönemde ve o bölgede benzer ödünçlerde uygulanan faiz oranı geçerlidir.
Piyasa oranı kriteri: benzer özelliklerdeki ödünçlerin faiz oranı referans alınır. Örneğin ticari krediler için bankacılık sektöründeki oranlar, özel ödünçler için yerel pratik esas alınır.
Zaman ve yer değişkenliği: faiz oranları zaman ve bölgeye göre değişir. Yüksek enflasyon dönemlerinde oranlar yüksek olur. Farklı şehirlerde farklı pratikler olabilir. Bu nedenle ödünç alma anındaki ve yerindeki oran belirleyicidir.
İkinci fıkra, ödeme sıklığını düzenler: sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, belirlenen faiz, yıllık olarak ödenir.
Bu hüküm, faiz ödemelerinin varsayılan periyodunu yıllık olarak belirler. Sözleşmede aylık, üç aylık gibi farklı periyotlar kararlaştırılmamışsa, faiz yıllık ödenir.
Yıllık faiz ödemesi pratik bir çözümdür. Aylık ödeme takibi zordur; yıllık ödeme anaparayla birlikte hesaplanabilir. Modern bankacılıkta aylık ödeme yaygın olsa da, varsayılan kural yıllıktır.
Üçüncü fıkra, çok önemli bir bileşik faiz yasağı getirir: faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz.
Bu hüküm, "faizin faizi" (bileşik faiz) yasağını kurar. Taraflar, faizin biriktirilerek anaparaya eklenmesini ve yeni bileşik faiz uygulanmasını kararlaştıramazlar. Bu emredici bir hükümdür.
Bileşik faiz yasağının mantığı: borçların katlanarak büyümesini önlemek, ekonomik dengeyi korumak, borçluyu aşırı yüklerden korumak. Bileşik faiz yıllar içinde anaparanın kat kat üzerine çıkabilir.
Bu yasak, Türk kamu düzeninin temel unsurlarından biridir. Bazı ülkelerde bileşik faiz serbestçe uygulansa da, Türk hukukunda bu katı yasak geçerlidir.
Ancak kambiyo senetleri ve ticari kredilerde özel düzenlemeler olabilir. Bankacılık kanunu, cari hesap sözleşmeleri gibi alanlarda özel kurallar uygulanır. Ancak TBK kapsamındaki sıradan ödünç sözleşmelerinde bileşik faiz yasaktır.
Pratik örnek: 100.000 TL ödünç verildi, yıllık faiz %20 kararlaştırıldı. İlk yıl 20.000 TL faiz birikti. İkinci yıl için 120.000 TL üzerinden değil, 100.000 TL üzerinden faiz hesaplanır. Aksi şekilde sözleşme yapılamaz.
