TBK ▸ Madde 430

TBK 430. Madde

I. Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

II. Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir.

III. Taraflardan her biri, on yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini on yıl geçtikten sonra, altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir. Fesih, ancak bu süreyi izleyen aybaşında hüküm ifade eder.

IV. Sözleşmenin fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılmış ve iki taraf da fesih bildiriminde bulunmamışsa, sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.

TBK 430. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 338 inci maddesi ile 339 uncu maddesini kısmen karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 429 uncu maddesinde, belirli süreli sözleşmelerde sona erme düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 338 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Hitamı / I. Müddetin müruru” ve 339 uncu maddesinde kullanılan “II. Sükût ile tecdit” şeklindeki ibareler, Tasarıda “G. Sözleşmenin sona ermesi / I. Belirli süreli sözleşmede” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 338 ve 339 uncu maddelerinde birbiriyle bağlantılı konuların düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarıda tek madde hâlinde kaleme alınmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 339 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, hizmet sözleşmesinin örtülü olarak yenilenmesinin bir koşulunu oluşturduğu düşünülerek Tasarıya alınmasına gerek görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 339 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “akit, aynı müddet ve fakat nihayet bir sene için tecdit edilmiş sayılır” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşme, … belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece fıkra, 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesiyle uyumlu hâle getirilmiştir.

Aynı fıkranın son cümlesinde ise, 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesinin ikinci ve son fıkralarından yararlanılmıştır. Böylece, esaslı bir sebep olmadıkça, aynı işçi ile belirli süreli hizmet sözleşmesinin üst üste yapılması durumunda bu sözleşmeler belirsiz süreli sözleşmeye dönüşecek, işçi bu tür sözleşmelerin koşullarından ve bu arada feshe karşı korunmaya ilişkin yasal hükümlerden yararlanacaktır. Buna karşılık, belirli süreli sözleşmelerin zincirleme yapılmasında esaslı bir sebep varsa, belirli süreli sözleşme olma özellikleri varlığını sürdürecektir.

Maddenin son fıkrasında ise, 818 sayılı Borçlar Kanununun 339 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “akit, tecdit edilmiş sayılır.” şeklindeki ibare, sözleşmede kararlaştırılan süre sona erdiği hâlde, tarafların hizmet ilişkisini sürdürmeleri durumunda, ortaya çıkan sözleşmenin örtülü olarak yenilenmesinin sonucunu ifade etmek üzere, Tasarının 429 uncu maddesinde “sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.” şeklinde bir ibare kullanılmakla yetinilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 334 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 430. maddesi, belirli süreli hizmet sözleşmelerinin sona erme biçimlerini ve belirli sürelilikten belirsiz sürelilige geçişin koşullarını düzenleyen, iş ilişkisinin niteliğini belirleyen kritik bir hükümdür. Belirli süreli sözleşme özel düzenlemelere tabidir ve kötüye kullanımını önlemek amacıyla madde sıkı kurallar getirir.

Birinci fıkra, belirli süreli hizmet sözleşmesinin aksi kararlaştırılmadıkça fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona ereceğini düzenler. Bu hüküm belirli süreli sözleşmenin en temel özelliğini yansıtır: Taraflar sözleşmenin ne zaman biteceğini en baştan kararlaştırdıkları için ayrıca bir fesih bildirimine gerek yoktur. Ancak tarafların sözleşmede "süre dolmadan önce bildirim yapılmalıdır" gibi bir şart öngörmeleri mümkündür; bu durumda aksi kararlaştırma geçerli olur ve belirlenen bildirim süresine uyulması gerekir.

İkinci fıkra, belirli süreli sözleşmenin süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülmesi hâlinde belirsiz süreli sözleşmeye dönüşeceğini düzenler. Buradaki "örtülü sürdürme", tarafların sözleşme sona erdiği hâlde iş ilişkisine fiilen devam etmeleri anlamına gelir. Sürenin bittiği gün işçi işe gelmeye ve işveren ücret ödemeye devam ediyorsa, sözleşme kendiliğinden belirsiz sürelidir. Aynı fıkrada esaslı bir sebebin varlığı hâlinde üst üste belirli süreli sözleşme kurulabileceği kabul edilir. Zincirleme belirli süreli sözleşmeler kural olarak belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür; ancak işin niteliği, geçici bir proje, mevsimlik iş, belirli bir kişinin yerine geçici atama gibi objektif sebepler varsa belirli süreli özelliği korunur. Esaslı sebep olmadan tekrar edilen sözleşmeler en başından belirsiz süreli kabul edilir ve işçi, feshe karşı koruma, kıdem tazminatı gibi haklardan yararlanır.

Üçüncü fıkra, taraflardan her birinin on yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini on yıl geçtikten sonra altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebileceğini, feshin bu süreyi izleyen aybaşında hüküm ifade edeceğini düzenler. Bu hüküm, tarafların kendilerini ömür boyu bağlayan sözleşmeler kurmalarını engelleyen ve kişi hürriyetiyle ters düşebilecek aşırı uzun vadeli bağlılıkları önleyen bir güvencedir. On yıllık sınır, kişinin meslek seçme özgürlüğünü ve çalışma hayatındaki hareket alanını koruyan bir ahlaki ve anayasal dengedir.

Dördüncü fıkra, sözleşmenin fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılmış ve iki tarafın da fesih bildiriminde bulunmaması hâlinde sözleşmenin belirsiz süreli sözleşmeye dönüşeceğini düzenler. Böylece hem sürenin bitmesine hem de fesih bildirimine bağlanmış özel tip sözleşmelerde, bildirim yapılmadığı takdirde otomatik uzama yerine belirsiz süreye dönüşüm öngörülmüştür.

Uygulamada bu madde, özellikle proje bazlı istihdam, geçici kadro ihtiyaçları, mevsimlik işler ve akademisyen sözleşmelerinde büyük önem taşır. Yargıtay, belirli süreli sözleşmenin varlığını objektif haklı sebebe sıkı biçimde bağlar; belirli süreli görünen ama gerçekte belirsiz süreli olan sözleşmelerde işçi lehine değerlendirme yapar.