TBK ▸ Madde 480

TBK 480. Madde

I. Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.

II. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.

III. Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.

TBK 480. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 480 inci maddesinde, eserin bedelinin götürü olarak belirlenmesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 365 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Ücretin Miktarı / a) Götürü Taahhüt” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Bedel / a. Götürü bedel” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında kullanılan “Götürü pazarlık edilmiş ise, müteahhit yapılacak şeyi kararlaştırılan fiyata yapmağa mecburdur.” şeklindeki ibare, Tasarıda “Bedel götürü olarak belirlenmişse, yüklenici eseri o bedelle yapmak zorundadır.” şeklinde ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 365 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde kullanılan “Yapılacak şey, tahmin edilen miktardan fazla say ve masrafı mucip olsa bile” şeklindeki ibare, Tasarıda “Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 365 inci maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, Tasarıda yükleniciye tanınan uyarlama hakkı çerçevesinde hâkimin takdir yetkisinden söz edilmesi yerine, bu hakkın mutlaka dava yoluyla kullanılması zorunlu olmayan yenilik doğurucu haklar içerdiği göz önünde tutularak, yüklenicinin hangi seçimlik haklarını ve hangi sıraya uyarak kullanabileceği belirtilmiştir. Buna göre, yüklenici, fıkrada öngörülen koşullar gerçekleşmişse, önce sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkını kullanabilecektir. Yüklenici, aynı fıkrada kendisine tanınan sözleşmeden dönme hakkını ise, ancak şu koşullardan biri gerçekleşirse kullanabilecektir: 1. Sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının mümkün olmaması,

2. İşsahibinden, yüklenicinin uyarlama istemini kabul etmesinin beklenememesi. Bu koşul, meselâ, uyarlama sonucunda işsahibinden ödemesinin istenmesi söz konusu olabilecek bedel artışının, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelle bağdaştırılamayacak bir miktara ulaşması durumunda gerçekleşebilir.

Maddenin ikinci fıkrasına, 818 sayılı Borçlar Kanununun 365 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer verilmeyen bir cümle eklenmiştir. Buna göre: “Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda, dönme hakkının yerini fesih hakkı alır.” Böylece, eser sözleşmesinin her zaman ani edimli bir sözleşme olarak kabul edilmesinin doğurabileceği hakkaniyete aykırı sonuçların önlenmesi amaçlanmıştır. Bilindiği gibi, 25/01/1984 tarih ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, eser sözleşmesinin yüklenicinin temerrüde düşmesi nedeniyle, sözleşmenin işsahibi tarafından feshi hâlinde, uyuşmazlığın kural olarak 818 sayılı Borçlar Kanununun 106 ilâ 108 inci maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, ancak, olayın niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda, Medenî Kanunumuzun 2 nci maddesi hükmünün gözetilerek, sözleşmenin feshinin ileriye etkili sonuç doğuracağı kabul edilmiştir. Tasarının 480 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen cümleyle, yüklenicinin aynı maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde öngörülen sözleşmeden dönme hakkını kullanması durumunda da, menfaatler dengesinin gözetilmesi bakımından, öğretide savunulan ve Yüksek Mahkememizin de kabul ettiği görüşe uygun bir düzenleme yapılması zorunlu görülmüştür. Böylece, dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak sürekli borç ilişkilerinde olduğu gibi, sadece ileriye etkili sonuçlar doğuran fesih hakkını kullanabilecektir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 480. maddesi, eser sözleşmesinde bedelin "götürü" (toptan, sabit) olarak belirlenmesi hâlinde tarafların karşılıklı haklarını ve yükümlülüklerini üç fıkra hâlinde düzenler. Madde, sözleşme özgürlüğünün sağladığı öngörülebilirlik ile aşırı ifa güçlüğü hâlinde hakkaniyet ilkesini dengeleyen önemli bir düzenlemedir.

Birinci fıkra, bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenicinin eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlü olduğunu ve eserin öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenicinin belirlenen bedelin artırılmasını isteyemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, götürü bedelin asli işlevini yansıtır: İş sahibinin kesin bir maliyet öngörebilmesi, yüklenicinin ise risk üstlenerek işi tamamlaması.

Götürü bedel, sözleşmenin başında kesin bir miktar olarak belirlenir ve tarafların karşılıklı kabulüne bağlıdır. Yüklenici, işin yapılabilmesi için gerekli tüm maliyetleri (malzeme, işçilik, ekipman, kâr marjı, beklenmeyen küçük riskler) bu tutara dahil etmiştir. Bu nedenle sonradan maliyetlerin beklenenden yüksek çıkması kural olarak iş sahibine yansıtılamaz; yüklenicinin kazancı azalır veya kayıp verir, ama bedel değişmez.

Bu kuralın ekonomik mantığı önemlidir: Götürü bedel, iş sahibine bütçe planlaması olanağı sağlar; yükleniciye ise verimli çalışma ve maliyet kontrolü konusunda motivasyon verir. Yüklenicinin verimli çalıştığı takdirde kazancı artar; savurganca çalıştığı takdirde kazancı azalır. Bu denge, götürü bedel türünün yaygınlığını açıklar.

Ancak bu genel kural mutlak değildir; iki önemli istisna ikinci fıkrada düzenlenmiştir.

İkinci fıkra, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenicinin hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu düzenler. Bu "aşırı ifa güçlüğü" (clausula rebus sic stantibus) kuralı, TBK m.138’deki genel uyarlama kuralının eser sözleşmesine özel uygulamasıdır.

Uyarlama koşulları: (1) Başlangıçta öngörülemeyen durumlar (ör. ani döviz krizi, savaş, doğal afet, teknolojik değişim, hammadde fiyat patlaması) veya (2) Öngörülebilen ama taraflarca göz önünde tutulmayan durumların oluşması. (3) Bu durumların götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olması veya son derece güçleştirmesi.

"Son derece güçleştirme" kavramı, sıradan maliyet artışının ötesinde, orijinal ekonomik denginin tamamen bozulduğu durumları ifade eder. Maliyetlerin %10-20 artması yeterli değildir; genellikle %50 üzerindeki artışlar ve yüklenicinin ekonomik çöküşe sürüklenmesi koşulu aranır. Bu değerlendirme her somut olayda ayrı yapılır.

Yüklenicinin sahip olduğu haklar sıralıdır: Önce uyarlama istemeli, mümkün değilse (iş sahibi reddediyorsa veya uyarlama koşulları engeliyle karşılaşılırsa) dönme hakkı kullanılabilir. Uyarlama, bedelin yeni koşullara uygun biçimde artırılması veya başka unsurlar (süre uzatımı, teslim koşulları değişikliği) üzerinde yapılan düzeltmeleri içerir.

Uyarlama mümkün olmazsa veya karşı taraftan beklenemezse dönme hakkı kullanılabilir. "Karşı taraftan beklenememe" durumu, uyarlama sonucundaki bedel artışının iş sahibinin makul ekonomik kapasitesini aştığı hâllerdir.

Aynı fıkranın son cümlesi, "Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir." hükmünü getirmiştir. Bu hüküm, sözleşmeden dönme (geriye etkili) yerine fesih (ileriye etkili) seçeneğini sunar. 1984 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile pekiştirilen bu yaklaşım, taraflardan hiçbirinin haksız kazanç sağlamamasını amaçlar. Uzun süreli işler için, geçmiş aşamaların iadesi pratik değilse fesih, geleceğe yönelik sonuç doğurur; geçmişte yapılmış iş için hakkaniyete uygun bedel ödenir.

Üçüncü fıkra, eserin öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile iş sahibinin belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu, götürü bedelin simetrik karakteridir: İş sahibi, yüklenici verimli çalışarak maliyet düşürdüğünde de tam bedeli öder. Bu kural, yüklenicinin verimlilik kazanımlarını kendi cebinde bırakmasını sağlar ve işi hızlı, ekonomik ve kaliteli yapmaya teşvik eder.

Uygulamada götürü bedel sözleşmeleri inşaat, imalat, yazılım geliştirme, danışmanlık gibi sektörlerde yaygındır. Bütçe öngörülebilirliği isteyen iş sahipleri götürü bedeli tercih eder; yüklenici ise risk ve kazanç arasında denge kurmak zorundadır.