TBK 485. Madde
I. Eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir.
II. İfa imkânsızlığının ortaya çıkmasında işsahibi kusurluysa, yüklenicinin ayrıca tazminat isteme hakkı vardır.
TBK 485. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 485 inci maddesinde, işsahibi yüzünden ifanın imkânsızlaşmasının sonuçları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 370 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. İş sahibinin yüzünden hizmetin ifası mümkün olmaması” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. İşsahibi yüzünden ifanın imkânsızlaşması” şeklinde düzeltilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 370 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “Taahhüt olunan şeyin yapılması iş sahibi nezdinde zuhur eden bir kaza yüzünden mümkün olamıyorsa” şeklindeki ibare, Tasarıda “Eserin tamamlanması işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa” şeklinde; “müteahhit yaptığı işin kıymetini ve bu kıymette dahil olmayan masrafını alır.” şeklindeki ibare ise, Tasarıda “yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir.” şeklinde düzeltilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 370 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Bu hususta iş sahibinin taksiri varsa” şeklindeki ibare, Tasarıda “İfa imkânsızlığının ortaya çıkmasında işsahibi kusurluysa,” şeklinde düzeltilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 485. maddesi, eserin tamamlanmasının iş sahibiyle ilgili beklenmedik olay nedeniyle imkânsız hâle gelmesi durumunda yüklenicinin haklarını düzenler. İki fıkradan oluşan madde, yüklenicinin kendi kusuru olmaksızın eseri tamamlayamadığı hâllerde ekonomik menfaatinin korunmasını sağlar.
Birinci fıkra, eserin tamamlanması iş sahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa yüklenicinin yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebileceğini düzenler. Bu kural, "iş sahibinin alanına giren risk" prensibinin bir uygulamasıdır.
"İş sahibi ile ilgili beklenmedik olay" kavramı, iş sahibinin kişiliği, mülkü, faaliyet alanı ile ilgili olan ve yüklenicinin etki alanı dışındaki olayları kapsar. Tipik örnekler: İş sahibinin ağır hastalığı veya ölümü (eğer sözleşme kişisel olarak iş sahibine bağlıysa); iş sahibinin arsasının istimlâke tabi olması; iş sahibinin iflası ve işletmesinin kapatılması; iş sahibinin arsasında yaşanan doğal afet (deprem, sel), yangın; iş sahibinin projeye ilişkin izinlerinin iptal edilmesi veya geçersiz sayılması; iş sahibinin tutuklanması gibi olaylar. Bu olaylar iş sahibinin kusurundan kaynaklanmasa bile, yüklenicinin etki alanında değildir ve iş sahibinin sebepsiz riskine girer.
"Beklenmedik olay" ifadesi, mücbir sebep veya umulmadık hâl anlamında geniş yorumlanır; sözleşmenin kurulması sırasında öngörülmeyen, tarafların etki alanı dışındaki olayları kapsar. Ancak kanun burada imkânsızlığın "iş sahibi ile ilgili" olmasını şart koşmuştur; iş sahibinin alanına ait bir sebep aranır.
Yüklenicinin talep edebileceği miktar iki kalemden oluşur:
(1) Yaptığı işin değeri: İmkânsızlığın doğduğu ana kadar yaptığı kısmın piyasa değeridir. Bu değer, emsal eserler, rayiç bedeller, uzman tespiti ile belirlenir ve kâr marjını da içerir. Yüklenicinin fiili maliyetinden daha yüksek olabilir; çünkü kârın yerine getirilmiş olan kısmı da yansıtılır.
(2) Bu değere girmeyen giderler: İş sahibinin menfaatine yaparak ama değere doğrudan dönüşmeyen ek harcamalar. Örneğin seyahat, toplantı giderleri, iş sahibi için yapılan özel hazırlıklar, iptal edilemeyen kira sözleşmeleri, vergiler ve benzeri kalemler.
Bu iki kalemin toplamı, yüklenicinin ekonomik zarara uğramadan sözleşmeden çıkmasını sağlar. Hesaplama, olumsuz zarar kapsamındadır; yani sözleşme yapılmasaydı yüklenici nerede olacaktıysa oraya getirir.
İkinci fıkra, ifa imkânsızlığının ortaya çıkmasında iş sahibi kusurluysa yüklenicinin ayrıca tazminat isteme hakkı olduğunu düzenler. "Kusur" kavramı, iş sahibinin kast veya ihmali ile imkânsızlığa yol açması anlamına gelir. Bu kusur aktif (davranışla yapma) veya pasif (yapması gerekeni yapmama) olabilir.
Örnekler: İş sahibinin gerekli izinleri almayıp iş durdurulması; iş sahibinin ödemeleri aksatması sonucu yüklenicinin ilerlememesi; iş sahibinin talimatları sürekli değiştirmesi sonucu proje yürümeyen; iş sahibinin üçüncü kişilerle çatışması sonucu projeyi etkilemesi. Bu tür durumlarda iş sahibinin aktif kusuru vardır.
Kusur durumunda yüklenicinin talep edebilecekleri birinci fıkradaki yapılan işin değeri ve giderler yanında ayrıca tazminat eklenir. Bu tazminat, olumlu zararı (ifa menfaati) kapsar; sözleşme tam olarak ifa edilseydi yüklenicinin elde edeceği kâr hesaba dahil edilir. Ayrıca manevi zarar da bu kapsamda talep edilebilir; yüklenicinin ticari itibarının zarar görmesi, başka işleri reddetmiş olması gibi.
Uygulamada bu madde, özellikle kamu ihaleli projelerde (kamu gücü değişiklikleri, bütçe kısıtlamaları), özel sektör projelerinde (iş sahibi şirketin tasfiyesi, sahibinin vefatı), arsa projelerinde (imar yönetmeliği değişikliği, istimlâk) karşılaşılan durumları düzenler.
İspat yükü ve pratik: Yüklenicinin beklenmedik olayın iş sahibi alanına ait olduğunu ispat etmesi gerekir; iş sahibi ise varsa kusurunun bulunmadığını veya imkânsızlığın kendi alanına ait olmadığını ileri sürer. Bilirkişi raporu, olay tutanakları, yazışma örnekleri bu ispatta kritik araçlardır.
Madde, TBK m.136’daki (sonraki ifa imkânsızlığı) genel hükmünün eser sözleşmesindeki özel uygulamasıdır. Genel hükümden farklı olarak iş sahibine ait olay kriteri ön plana çıkarılmış ve yüklenicinin korunması detaylandırılmıştır.
