TBK 490. Madde
I. Yayımlatan, sözleşmede kararlaştırılan süre sona ermedikçe veya süre belirlenmemişse kararlaştırılan baskı adedinin tükenmesi için alışılmış süre geçmedikçe, eserin tamamı veya bir bölümü üzerinde, yayımcının zararına olacak biçimde tasarrufta bulunamaz.
II. Süreli yayınlarda yer alan kısa yazılar, yayımlatan tarafından her zaman, başka yerde de yayımlatılabilir.
III. Yayımlatan, toplama bir eserin kendisine ait bölümlerini veya dergilerde çıkan uzun yazılarını, yayımın bitmesinden başlayarak üç ay geçmedikçe yeniden yayımlatamaz.
TBK 490. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 490 ıncı maddesinde, yayımlatanın tasarruf hakkı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 374 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Müellifin tasarrufu” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Yayımlatanın tasarruf hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 374 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, yayımlatanın sözleşmede kararlaştırılan süre sona ermedikçe veya süre belirlenmemişse kararlaştırılan baskı adedinin tükenmesi için alışılmış süre geçmedikçe, eserin tamamı veya bir bölümü üzerinde tasarrufta bulunamayacağı belirtilmiştir. Böylece, yayımlatanın, kararlaştırılan sürenin sona ermesinden ya da kararlaştırılan baskı adedinin tükenmesi için alışılmış sürenin geçmesinden sonra, eserin tamamı veya bir bölümü üzerinde tasarrufta bulunabileceği kabul edilerek, bu konuda uygulamada görülen bazı kötüye kullanmaların önlenmesi amaçlanmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 374 üncü maddesinin son fıkrasında kullanılan “Müşterek bir eserin kısımlarından olan yazılar ve mevkut bir risalenin uzun olan makaleleri” şeklindeki ibare, Tasarıda “Yayımlatan, toplama bir eserin kendisine ait bölümlerini veya dergilerde çıkan uzun yazılarını” şekline dönüştürülmüştür. Toplama esere, ünlü kişilerin hâtırasına yayımlanan armağanlar, belirli konuları değişik yazarlar tarafından kaleme alınan yazılarla oluşturulan bir ansiklopedinin çeşitli ciltleri veya fasikülleri örnek olarak gösterilebilir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 490. maddesi, yayım sözleşmesi döneminde eser sahibinin (yayımlatanın) eser üzerindeki tasarruf hakkının sınırlarını üç fıkra hâlinde düzenler. Madde, yayımcının ticari menfaatini korurken yayımlatanın akademik, edebi veya ticari faaliyetlerinin özgürlüğünü de makul ölçüde sürdürmesine izin verir.
Birinci fıkra, yayımlatanın sözleşmede kararlaştırılan süre sona ermedikçe veya süre belirlenmemişse kararlaştırılan baskı adedinin tükenmesi için alışılmış süre geçmedikçe, eserin tamamı veya bir bölümü üzerinde yayımcının zararına olacak biçimde tasarrufta bulunamayacağını düzenler.
Bu hüküm, yayımcının pazarda tekel konumunu koruyan temel kuraldır. Yayımcı eseri basma, dağıtma ve satış yapma yatırımı yapmıştır; rakip bir yayım, satışları baltalayabilir ve ekonomik zararı doğurur. Bu nedenle yayımlatan, sözleşme süresince eseri başka yerde yayımlama, izinsiz çoğaltma, rakip yayınevine devretme gibi faaliyetlerden kaçınmak zorundadır.
Yasağın iki alternatif süre sınırı vardır:
(1) Sözleşmede kararlaştırılan süre: Taraflar sözleşmede belirli bir süre öngördüyse (örneğin "5 yıl", "10 yıl", "yazarın ölümüne kadar") bu süre dolana kadar yasak sürer.
(2) Baskı adedi esası: Sözleşmede süre belirtilmemiş ve belirli bir baskı adedi (örneğin "1000 adet birinci baskı") kararlaştırılmışsa, bu adedin tükenmesi için alışılmış süre geçmelidir. "Alışılmış süre" kavramı sektör teamülüne göre belirlenir; edebi eserler için 3-5 yıl, akademik eserler için 5-10 yıl gibi pratik ortalamalar vardır.
Yasağın kapsamı "eserin tamamı veya bir bölümü" olarak belirlenmiştir. Yayımlatan eserin yalnızca bir bölümünü (bir bölüm, bir makale, bir şiir) bile izinsiz olarak başka yerde yayımlayamaz. Ancak bu yasak mutlak değildir; fıkranın son kısmı "yayımcının zararına olacak biçimde" ifadesiyle zarar verme unsurunu öne çıkarır. Eğer tasarruf yayımcıya zarar vermeyecek nitelikteyse (ör. çok farklı bir pazarda yayım, kardeş eser, tanıtım amaçlı alıntı), yasak uygulanmayabilir.
İkinci fıkra, süreli yayınlarda yer alan kısa yazıların yayımlatan tarafından her zaman başka yerde de yayımlatılabileceğini düzenler. Bu istisna, akademik ve gazetecilik dünyasının pratik ihtiyaçlarını karşılar.
"Süreli yayınlar" kavramı, dergiler, gazeteler, bültenler, akademik yayınlar gibi periyodik olarak çıkan yayın organlarını kapsar. "Kısa yazılar" kavramı, tam bir eser niteliği taşımayan, dergi makalesi niteliğindeki yazıları ifade eder; uzun akademik makaleler, çok sayfalı incelemeler genellikle kapsam dışı tutulur ve üçüncü fıkradaki kurala tabi olur.
Bu istisnanın temel gerekçesi, süreli yayınların yapısından kaynaklanır. Dergi yazıları genellikle tek seferlik ve özel nüshada yayımlanmak üzere hazırlanır; yazarın aynı konuda başka dergilere veya gazetelere yazması, mesleki yaşamın doğal bir parçasıdır. Bu özgürlüğü kısıtlamak akademisyenlerin, gazetecilerin, yorumcuların çalışma koşullarını aşırı daraltır.
Bu istisna sayesinde örneğin bir haber yazısı önce bir gazetede yayımlandıktan sonra yazarın kendi blogunda paylaşılabilir; bir dergi köşe yazısı başka mecmualarda tekrar yayımlanabilir; akademik bir kısa yorum farklı dergilerde yayımlanabilir. Ancak "her zaman" ifadesi, ticari dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirilir; açıkça aynı yayın organlarında kopyalama gibi kötüniyetli davranışlar sınırlanabilir.
Üçüncü fıkra, yayımlatanın toplama bir eserin kendisine ait bölümlerini veya dergilerde çıkan uzun yazılarını yayımın bitmesinden başlayarak üç ay geçmedikçe yeniden yayımlatamayacağını düzenler. Bu kural, ikinci fıkradaki kısa yazılar kuralının uzun yazılara genişletilmiş biçimidir; ama daha sıkı koşullarla.
"Toplama eser" kavramı, birden fazla yazarın katkısıyla oluşturulan eserleri ifade eder: Armağan kitaplar (ünlü bir kişinin anısına yayımlanan), ansiklopediler (farklı yazarların maddelere katkı yaptığı), konferans bildirileri kitabı, tematik yayınlar. Bu eserlere katkı yapan yazar, kendi bölümünü üç ay içinde başka yerde yayımlatamaz.
"Dergilerde çıkan uzun yazılar" kavramı, kısa yazıların ötesinde, tam bir çalışma niteliği taşıyan makaleleri kapsar; akademik makaleler, araştırma raporları, detaylı incelemeler bu kategoriye girer. Bu tür yazılar dergideki yayımın hemen ardından başka yerde yayımlanırsa, derginin tirajını ve ekonomik değerini zedeler.
Üç aylık süre makul bir bekleme süresi olarak belirlenmiştir; bu süre içinde dergi veya toplama eser pazardan belli ölçüde yararlanabilir. Süre sonunda yazar kendi yazısını kitap olarak basma, web sitesinde yayımlama, başka dergiye gönderme özgürlüğüne kavuşur.
Uygulamada akademik dünyada bu kurallar çok önemlidir. Bir akademisyen, dergide yayımladığı bir makaleyi sonradan kitap bölümü olarak yeniden yayımlamak isterse üç ay beklemelidir. Bu kural, yayıncılık ekonomisinin dengesini korumakla birlikte, akademisyenin çalışmalarının yayılmasını da tamamen engellemez. Dijital açık erişim yayıncılığı ise bu dengeleri değiştirmekte; modern sözleşmeler bu gelişmelere özel hükümler içermektedir.
