TBK ▸ Madde 503

TBK 503. Madde

Kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse veya işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe, vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır.

TBK 503. Madde Gerekçesi

Tasarının tek fıkradan oluşan 503 üncü maddesinde, vekâlet sözleşmesinin kurulması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 387 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Teşekkülü” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Kurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 387 nci maddesinde kullanılan “Vekilin tevdi edilen işi idare hususunda” şeklindeki ibare, vekâlet verenin resmî bir sıfata sahip olan vekile yaptığı önerinin söz konusu olduğu göz önünde tutularak, Tasarıda “Kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 503. maddesi, vekâlet sözleşmesinin kurulmasının özel bir biçimini — "zımnî kabul yoluyla kurulma" — düzenler. Tek fıkradan oluşan madde, belirli mesleki sıfatlara sahip kişilerin veya kendilerini bu işler için hazır ilan etmiş kişilerin, önerilen vekâleti açıkça reddetmedikleri takdirde sözleşmenin kurulmuş sayılacağı özel bir kural getirir.

Madde, "Kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmî sıfata sahipse veya işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe, vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır." şeklinde kaleme alınmıştır.

Bu hüküm, genel sözleşme kurulma kuralının (TBK m.1-7: icap ve kabul) bir istisnasıdır. Normalde sözleşme, açık kabul beyanıyla kurulur; sessizlik kural olarak kabul sayılmaz. Ancak bu madde, üç farklı senaryoda sessizliğin kabul anlamına geleceğini kabul eder.

Üç senaryo şunlardır:

(1) Resmî sıfata sahip olma: Bazı meslekler resmi olarak belirli işleri yapmakla yetkilendirilmiştir. Örnekler: – Noter: Resmi belgeler, yeminli beyan, kimlik tespiti, sözleşme tasdiki gibi işler. – Avukat (baroya kayıtlı): Hukuki danışmanlık, dava takibi, belge düzenleme. – Mali Müşavir: Muhasebe, vergi beyanı, mali denetim. – Tapu müdürü: Tapu işlemleri, taşınmaz devri. – Hakim, savcı: Resmi yargı görevleri (bu işler zaten devlet görevi olarak yapılır ama özel vekâlet bağlamında da düşünülebilir).

Bu kişilere mesleki alanlarına uyan bir iş önerildiğinde, hemen reddetmezlerse zımnî kabul söz konusu olur. Örneğin bir noter, icap eden ve mesleki rolüne uyan bir belge tasdiki talep edildiğinde, bu talebi hemen reddetmezse vekâlet ilişkisi kurulmuş kabul edilir.

(2) İşin mesleğin gereği olması: Resmi bir sıfat olmasa da kişinin mesleği belirli işlerin yapılmasını gerektiriyorsa, bu kapsamda değerlendirilir. Örnekler: – Hekim: Acil tıbbi durumlarda müdahale, teşhis koyma, tedavi uygulama. – Mühendis: Teknik proje inceleme, yapı denetimi. – Emlak danışmanı: Gayrimenkul pazarlama ve alım-satım işleri. – Muhasebeci: Finansal kayıt tutma, vergi işleri.

Bu meslek mensuplarına mesleki konularda iş önerildiğinde, hemen reddetmezlerse vekâlet kurulmuş sayılır. Özellikle acil durumlarda (hekimin hastaya müdahalesi) bu kural hayati önem taşır.

(3) İşleri kabul edeceğini duyurma: Kişi, belirli işleri yapacağını halka duyurmuş olabilir. Örnekler: – Serbest çevirmen olarak çeviri hizmeti veren kişi. – "Her türlü tamirat yaparız" yazılı reklam yapan zanaatkâr. – Freelance danışman olarak web sitesinde hizmetlerini listeleyen profesyonel. – Sanal asistanlık, online eğitim, teknik destek gibi dijital hizmet sağlayıcıları.

Bu kişiler, duyurdukları türdeki işler için teklif aldıklarında, hemen reddetmezlerse vekâlet ilişkisine girmiş sayılırlar. Reklam yapmak, duyuru çıkarmak, web sitesinde hizmet listelemek kendisini bu tür işlere hazır ilan etme anlamına gelir.

Bu kural neden vardır?

Üç önemli gerekçe bulunmaktadır:

(1) Güven ilişkisinin korunması: İş gördürmek isteyen taraf, yukarıdaki kategorilere giren kişiye makul beklenti ile başvurur. Hızlı cevap alamazsa ve bu arada iş görülüyor gibi davranılırsa, beklenti ihlali doğar.

(2) Acil durumlarda hizmetin sürdürülmesi: Özellikle hekimlik, itfaiye, acil teknik müdahale gibi mesleklerde, sözleşmenin resmi kurulmasını beklemek hayati tehlike yaratabilir. Zımnî kabul kuralı, bu hizmetlerin kesintisiz devam etmesine imkân tanır.

(3) Mesleki dürüstlük: Mesleğini ilan etmiş kişi, gelen işi sessizce geciktirip eksik bilgilendirme ile karşı tarafı zarara uğratamaz. Ya açıkça reddeder (bilgi verir) ya da kabul eder.

"Hemen reddetmedikçe" ifadesi önemlidir. Red, makul süre içinde yapılmalıdır; saatler ile günler arasında bir zaman dilimi makul sayılır, iş türüne göre değişir. Acil tıbbi müdahale söz konusuysa dakikalar içinde red gerekir; rutin bir danışmanlık için birkaç gün makul olabilir.

Red şekli bakımından kanun açık değil; yazılı veya sözlü yapılabilir. Ancak ispat açısından yazılı red tercih edilir; özellikle e-posta, SMS gibi zaman damgalı araçlar kullanılmalıdır.

Zımnî kabulün sonucu: Vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır ve vekilin tüm yükümlülükleri (sadakat, özen, hesap verme, bizzat ifa) ile hakları (ücret, masraflar iade) doğar. Red yapılmaması hâlinde vekil, "Ben kabul etmemiştim" savunması yapamaz.

Uygulamada bu madde, özellikle acil tıbbi müdahaleler, hukuki konsültasyonlar, dijital hizmet platformlarında standart uygulamanın hukuki temelini oluşturur.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-503/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık