TBK ▸ Madde 507
Madde 506
MADDE 507

İşin üçüncü kişiye gördürülmesi hâlinde

Madde 508

TBK 507. Madde

I. Vekil, yetkisi dışına çıkarak işi başkasına gördürdüğünde, onun fiilinden kendisi yapmış gibi sorumludur.

II. Vekil başkasına vekâlet vermeye yetkili ise, sadece seçmede ve talimat vermede gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

III. Vekâlet veren, her iki durumda da vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip olduğu hakları, doğrudan doğruya o kişiye karşı ileri sürebilir.

TBK 507. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 507 nci maddesinde, işin üçüncü kişiye yaptırılması hâlinde özen ve sadakat borcu düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 391 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. İşi bir üçüncü şahsa yaptırmak hâlinde” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. İşin üçüncü kişiye gördürülmesi hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 391 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “kendi yerine ikame ettiği şahsa” şeklindeki ibare, Tasarıda “vekilin kendi yerine koyduğu kişiye” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 507. maddesi, vekilin işi üçüncü kişiye gördürmesi hâlinde doğan sorumluluk düzenini üç fıkra hâlinde ortaya koyar. Madde, vekilin başkasına iş yaptırmasının yetki durumuna göre farklı sorumluluk sonuçları doğuracağını belirler ve vekâlet verenin haklarını güvenceye alır.

Birinci fıkra, vekilin yetkisi dışına çıkarak işi başkasına gördürdüğünde, onun fiilinden kendisi yapmış gibi sorumlu olduğunu düzenler. Bu hüküm, yetkisiz alt vekâlet durumunu düzenler ve ağır bir sorumluluk getirir.

Yetkisiz alt vekâletin koşulları: – Vekil, bizzat ifa yükümlülüğü altındadır (TBK m.506/I). – Vekâlet verenden başkasına iş yaptırma yetkisi almamıştır. – Durum zorunlu değil veya teamül imkân vermiyor. – Buna rağmen vekil, işi başkasına yaptırmıştır.

Yaptırım: Vekil, üçüncü kişinin fiilinden "kendisi yapmış gibi" sorumludur. Bu ifade, kaçışsız bir sorumluluk rejimi kurar:

(1) Tam sorumluluk: Üçüncü kişinin her türlü kusuru — hafif ihmal dahil — vekilin sorumluluğunu doğurur.

(2) Kusursuz sorumluluk benzeri: Üçüncü kişinin kusurunun ispatı değil, fiilinin yetersizliği yeterlidir.

(3) Mazeret kabul edilmezliği: Vekil "seçtiğim kişiyi iyi seçtim" savunması yapamaz; seçim özeni hâkim değildir.

(4) Geriye doğru gidememe: Vekil, alt vekilden rücu edebilir (alt vekâletten kaynaklanan haklar ayrıca var), ancak vekâlet verenin karşı tarafındaki sorumluluğu etkilemez.

Bu ağır sorumluluğun gerekçesi: Vekil yetki olmadan başkasına iş yaptırmakla vekâlet sözleşmesinin güven karakterini ihlâl etmiştir. Vekâlet veren o vekili seçmiş; vekil kendisi yerine başkasına iş yaptırmakla seçim iradesini fiilen bozmuştur. Bu ihlâlin karşılığı, alt vekilin her kusurundan doğrudan sorumlu olmaktır.

İkinci fıkra, vekil başkasına vekâlet vermeye yetkili ise sadece seçmede ve talimat vermede gerekli özeni göstermekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu "yetkili alt vekâlet" durumunda hafifletilmiş sorumluluk rejimi uygulanır.

Yetkili alt vekâletin koşulları: – Vekil, açıkça veya zımnî olarak başkasına iş yaptırma yetkisine sahiptir. – Yetki ya sözleşmede kararlaştırılmıştır ya da durum zorunluluğu/teamül imkân vermektedir. – Vekil bu yetkiyi kullanarak alt vekil seçmiştir.

Sorumluluk kapsamı: Vekil iki konuda özen göstermekle yükümlüdür:

(1) Seçme özeni: Alt vekilin yetkin, deneyimli, güvenilir bir kişi olması. Mesleki yeterliliği, geçmiş deneyimi, sektör itibarını dikkate alarak seçim yapılmalıdır. Göstermelik seçim veya baştan savma seçim kabul edilmez.

(2) Talimat verme özeni: Alt vekile açık, yeterli, doğru talimatlar verilmelidir. İşin kapsamı, yöntemi, sınırları, zamanlaması anlatılmalıdır. Talimat vermemek veya belirsiz talimatlar vermek özen borcu ihlalidir.

Yetkili alt vekâlette vekilin sorumluluk sınırı: Alt vekilin kendi kusurundan dolayı vekil sorumlu değildir. Vekilin özen borcu sadece seçim ve talimat konusundadır; alt vekilin uygulama aşamasındaki kusurları vekil tarafından değil, vekâlet verene karşı doğrudan alt vekil tarafından üstlenilir.

Örnek: Bir hukuk bürosunda avukat, yetki verilmiş olarak karmaşık bir davayı ortak avukatına yaptırır. Ortak avukat duruşmada kusurlu davranırsa, ana avukat sadece seçim-talimat özenini gösterip göstermediğinden sorumludur. Ortak avukatın kendi hatası, avukatın doğrudan sorumluluğunu doğurmaz.

Üçüncü fıkra, vekâlet verenin her iki durumda da vekilin kendi yerine koyduğu kişiye karşı sahip olduğu hakları doğrudan doğruya o kişiye karşı ileri sürebileceğini düzenler. Bu hüküm, vekâlet verenin alt vekile karşı doğrudan dava hakkı tanır.

"Her iki durumda da" ifadesi hem yetkisiz alt vekâleti hem de yetkili alt vekâleti kapsar. Yetkinin niteliği doğrudan dava hakkını etkilemez; vekâlet veren her koşulda alt vekile karşı doğrudan başvurabilir.

Doğrudan dava hakkının anlamı:

– Vekâlet veren ile alt vekil arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi yoktur; ana sözleşme vekâlet veren-vekil arasındadır. – Normalde vekâlet veren alt vekile sözleşme kapsamında dava açamayacaktı; üçüncü kişidir. – Ancak bu madde, vekâlet verene alt vekile karşı doğrudan dava açma hakkı tanıyarak bu engeli aşar. – Vekâlet veren, vekilin alt vekilden talep edebileceği tüm hakları kendi adına talep edebilir.

Bu hakkın pratik önemi:

(1) Vekilin iflas etmesi durumunda: Vekâlet veren zararını vekilden tahsil edemezse, alt vekile yönelebilir.

(2) Vekile ulaşılamama durumunda: Vekil kaybolmuş, yurt dışına çıkmışsa, alt vekile doğrudan başvuru mümkündür.

(3) Çifte tazminat sorumluluğu: Vekâlet veren hem vekile hem alt vekile karşı dava açabilir; alt vekil yerine getirmezse vekilden alır, vekilden alınamazsa alt vekile yönelir.

Bu hakkın sınırı: Vekâlet veren, vekilin alt vekilden isteyebileceği kadar hak talep eder; daha fazla değil. Vekilin kendi hakkı kadar vekâlet verenin hakkı vardır.

Uygulamada bu madde, özellikle büyük hukuk bürolarında, mali müşavirlik firmalarında, danışmanlık şirketlerinde önemli rol oynar. Müvekkiller, asıl vekillerinin ötesinde, alt çalışanları hakkında doğrudan hukuki işlem yapabilirler. Modern uygulamada alt vekâlet kullanımı bilgi yoğun sektörlerde yaygınlaştıkça, bu sorumluluk rejiminin önemi artmaktadır.

Madde 506
MADDE 507

İşin üçüncü kişiye gördürülmesi hâlinde

Madde 508